Türkiye’de her geçen gün özel okul sayıları artmakta ise de aynı oranda bu alanda çalışan eğitimcilerin sorunları da artmakta. Ve maalesef yıllardır eğitim camiasında bu sorunlar bilinmesine ve konuşulmasına rağmen elle tutulur bir iyileşme de olmamakta. Özel okul ve kurslarda çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunlara baktığımız zaman şunları görüyoruz;

Öncelikle şunu belirtelim ki bu yazımızda sektörde yaşanan sorunları genellemeler yaparak bildireceğiz. Tabi ki burada yazılan yanlış uygulamaları yapmayan ya da nispeten daha iyi imkanlar sunan özel kurumları tenzih ederek yazımıza başlıyoruz.

İlk olarak en temel sorun alınan ücretler. Ülkedeki sektörlere bakıldığında mezuniyet ve yapılan iş değerlendirildiğinde zannederim en az ücreti alan kesim özel sektör öğretmenleri. Eğitim gibi en önemli ve hassas bir alanda bu durumun yaşanması ülkenin geleceği adına da son derece tehlikeli. Çünkü temel yaşam çizgisinde bir maaş alamayan öğretmen nasıl verimli bir eğitim faaliyeti yürütecek?

Sektöre bakıldığında maaşlar asgari ücretin biraz üzerinde olduğu görülüyor. Hatta asgari ücret veren kurumlar dahi var.

Nasıl oluyor da dev gibi kampüsleri olan, öğrenci başı yüzbinler ile ifade edilen kayıt ücretleri alan büyük okullarda bu rakamlar verilebiliyor derseniz, o tarafa da bir bakalım. Sektörün büyük okulları da dışarıda herhangi vasıfsız bir işte çalışanın aldığı kadar maaş verebiliyor.

Elde ettikleri kar oranına bakıldığında öğretmenine verdiği maaş maalesef son derece az. Ancak okul patronları öğretmene hakkı olan ücreti vermek yerine daha fazla kar etmek ve daha fazla şube açma yoluna gittikleri görülüyor. Ülkedeki her türlü problemlere rağmen son yıllara bakıldığında özel okul şubeleri kat kat arttığı ve birçok yeni okulun kurulduğu ortada.

Demek ki ortada kazanılan önemli bir para var. Ancak maalesef bu kazançtan, öğretmen hak ettiğini alamamakta. Öğretmenin hakkı üzerinden kurumlar büyütülmektedir. Hatta bitti denilen sınav hazırlık kursları dahi eskiden ilçe merkezlerinde olmasına rağmen şimdi neredeyse her mahallede bile açılmış durumda.

Bunca kurum öğretmenin emeği ile ayakta durmasına rağmen, öğretmen ekonomik anlamda ayakta duramıyor. Özel ders veya ek iş gibi kaynaklarla gece gündüz çalışmak zorunda kalıyor.

Hatırlanacağı gibi devletin özel kurumlara uyguladığı çeşitli destekler olmuştu. Eğitim KDV’si indirilmiş ve ciddi bir destek olarak da öğrenci başına teşvik ödeneği verilmişti. Ayrıca pandemi döneminde kısa çalışma ödenekleri verilerek kurumların sigorta yükü azaltılmıştı. Ancak maalesef bu katkılar da doğrudan öğretmen hanesine değil, patronların kar hanesine yazıldı.

Özel öğretim sektöründe öteden beri devam eden sorunlardan birisi de sigorta. Hala hatırı sayılır miktarda kurum, öğretmene verdiği maaşın altında sigorta yatırmakta. Toplam hak edişleri daha yüksek olmasına rağmen bazı kurumların öğretmenlere hala asgari ücret üzerinden sigorta yatırdığını görmekteyiz. Bu durumun öğretmenin geleceğinden çalmak olduğunu bu kurumlara tekrar hatırlatmak isteriz.

Çalışma şartları açısından da işlerin iyiye gittiğini söyleyemiyoruz. Sözleşmede sadece “öğretmen” olmasına rağmen ek birçok iş yapılıyor. Öğrencinin gözünde her zaman öğretmen saygınlığında kalması gereken eğitimci, kayıt görüşmesi yapan memura dönüşebiliyor. Bazı durumlarda öğrenciden çeşitli faaliyetlerin parasını toplamak zorunda kalıyor. Haftada ortalama 2 gün nöbet tutan öğretmen sınıfa girdiğinde dizleri titriyor.

Ancak tabi ki nöbet ücreti alamıyor.

Sürekli yapılan özel okul faaliyetleri, salon programları dış geziler pano ve okul süslemeleri ve daha birçok faaliyet ile yeterince yorulan özel okul öğretmeni okuldaki yorgunluğunu atacak yeterli zamanı bulamıyor. Her sınıf öğretmeninin sınıf velilerini sürekli olarak sekreter gibi araması velilerin karşısında da öğretmenin saygınlığını zedeliyor. Hem özel okul ve hem de kurslarda aşırı birebir ders ve etütler ise sektör öğretmenlerini en çok bezdiren konu.