İsveçli Pediatri Profesörü Hugo Lagercrantz yaptığı bir araştırmanın sonucuna dayanarak, “demokrasi ve eşitlik ilkesine saplantılı halde bağlı kalmanın ebeveyn ve çocuk ilişkisine zarar getirdiğini” ifade ediyor. Söz konusu araştırmanın sonucuna göre; bu aileler çocuklarına arkadaş gibi davrandıklarından, çocukları üzerinde etkili olamıyor ve otorite boşluğu yaşıyorlar. Lagercrantz bu araştırmasına dayanarak, ailelerin çocuklarına anne baba gibi davranmaları ve önemli kararları kendilerinin vermeleri gerektiğini belirtiyor. (AFP)
Küresel dünyanın, özgürlük demokrasi ve eşitlik kavramlarına yüklediği anlam sadece fertlere değil aileyi ayakta tutan hiyerarşiye de büyük zarar getiriyor. Bu anlayış ekseninde büyüyen çocuklar anne babalarını otorite olarak kabul etmek istemiyor aksine onlara arkadaşlarına davrandıkları gibi davranıyorlar. Bu durum anne babanın çocuklar üzerindeki etkisini azaltıyor ve aile içinde otorite boşluğu ortaya çıkıyor.
Aile anne baba ve çocuklardan müteşekkil bir yuvadır. Anne baba yuvayı ayakta tutan direklerdir ki, bu direkler ne kadar sağlam olursa yuvanın ayakta kalması da o kadar kuvvetli olur. Yani çocuk anne babanın otoritesini kabul etmelidir fakat aynı zamanda onları kendileri için sevgi ve güven kaynağı olarak görebilmelidir.
Anne babanın otoritesi baskı ile karıştırılmamalıdır. Zira aile içinde ebeveynin otoritesi baskı ve zorba kavramlarından farklıdır. Mesela çocuk evden çıkarken babanın rızasını alır ve onun izni ile çıkar. Bu çocuğun babaya olan güven ve sevgisinin de bir göstergesidir. Zira çocuk babanın vereceği kararın kendisini korumaya ve himaye etmeye yönelik olduğunu bilir. O yüzden baba izin vermediği takdirde arkadaşına gitmekten vaz geçer.
Anne baba, kendi koordinatlarından aşağı inip, çocukla aynı çizgide hareket ettiklerinde çocuk ebeveynine saygı göstermenin gerekliliğine inanmadığı gibi onların kendisini koruyabileceklerine de ihtimal veremez. Böyle bir ortamda roller birbirine karışır çocuklar kendilerini güvende hissedemezler.
FATMA TUNCER