1- Niyyet etmek. Çünkü oruç, bir ibadettir. Niyetsiz ibadet olmaz. Ramazan orucuna niyet, hemen iftardan sonra veya ertesi gün kuşluk vaktine kadar herhangi bir anda yapılabilir.

Oruç tutmak üzere sahura kalkmak da bir niyettir. Asıl niyet, insanın kalbindedir. Ancak diliyle de:

Niyet ettim, Ramazan-ı Şerifin yarınki orucuna derse, daha iyi olur. Zamanı tayin edilmiş olan adak oruçları ile nafile (farz veya vacib olmayarak Allah rızası için tutulan) oruçlarının niyeti de böyledir.

Fakat Ramazan orucunun kazasına, keffaret oruçlarına, nafile olarak başlanıp bozulan orucun kazasına ve zamanı tayin edilmemiş olan adak oruçlarına ise ancak akşam iftardan itibaren sabah tan yeri ağarıncaya (imsak) kadar niyet edilir. Ondan sonra edilmez.

2- Orucu bozan ve oruca aykırı olan (kadınlar için hayız veya nifas hâli) şeylerden uzak durmak. Cünüblük hali, oruca mani değildir.

Orucun rüknü: Yeme, içme, cinsî vb. arzulardan, diğer bir ifadeyle orucu bozan şeylerden kaçınmaktır.

Şu hususu da önemle belirtelim ki: Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda haramlardan ve her türlü kötülüklerden de uzaklaşmaktır.

Bize helal olan yiyecek ve içeceklerden uzak durduğumuz gibi; dilimiz yalandan-gıybetten, ellerimiz haram işlerden, midemiz haram lokmadan, gözlerimiz harama bakmaktan, kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız haram-mekruh işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalı ve ömür boyu böyle devam etmelidir. Oruçludan beklenen budur.

Oruç tutan bir müslüman çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın başında iftar vaktine bir dakika kalsa bile, kendisine helâl olan yiyecek ve içeceklere elini sürmez. Çok acıkmış ve susamış olsa bile, sabırla iftar vaktini bekler.

Oruç tutan bir mü minin, Allah Teâlâ nın emri karşısındaki bu teslimiyeti, ne ulvî bir manzaradır. Orucun müslümana kazandırdığı bu nefis terbiyesi ve irade hakimiyeti, insanı nefsanî arzuların esaretinden kurtarıp adeta melekleştiren gerçek bir eğitimdir.

Şimdi insafla düşünelim:

Helâl olan şeylere bile elini sürmeyen bu oruçlu, nasıl olur da harama el uzatabilir.

Vücûdunun ihtiyacı olan faydalı yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabilen bir mü min, nasıl olur da haram içkileri kullanmaktan vazgeçmez, sigarayı bırakmaz.

Oruç, bize belirli bir süre helâl olan şeylerden uzaklaşmakla haramlardan sakınmayı öğretir.