Türkiye nin Güney Doğusunda hareketlilik devam ediyor. Hava şartları çok ağır, soğuk iyice bastırmış ama askeri operasyon devam ediyor. "Kar yağarsa bu iş durur; baharı beklemek durumunda kalırlar" diye düşünüp ipe iyice un sermişlerdi. Ama durum böyle değil. Türk ordusu adeta "ezber bozdu". Ama komşuların bunu bilmeleri gerekirdi. Türkler çok sabr ederler, hatta çok beklerler ama bir işi kafalarına taktılar mı, ne yazın cehennem sıcağını, ne de insafsız ve dondurucu soğukları dinlerler. Bu bir övünme değil, sadece bir durum tespiti. Eğer bunu bilmiyorsan zaten hasmını veya dostunu tanımıyorsun demektir. 2008 de de aynen böyle devam edecek.

İran da kararlı, onlar da Talabani ye gereken sert uyarıyı yaptılar. İran da faaliyetlerini sürdüren PJAK karşıtı önleyici ve imha edici faaliyetleri daha da arttırdılar. Türkiye ve İran bu konuda istihbarat paylaşıyor. Tehlike her iki ülke için son derece gerçek. Birileri (!) planlar yapıyor, bu ülkelerden toprak çalmak istiyor. Çalmaya hazır olan başka, ama azmettiren, projeyi hazırlayan ve uygulamada yardımcı ve destek olan başka, hatta başkaları (kimi çok uzaklardan, kimi de oldukça yakından, komşulardan biri.)

İran ile Mısır arasında yeni gelişmeler mevcut. Tam 27 yıldır kesik olan diplomatik ilişkiler yeniden başlatılarak, her iki ülkede de yeni elçiliklerin açılması için çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

Irak, 2003 Martından bu yana perişan mı perişan. Toprak altı ve toprak üstü zenginlikleri nüfusu ve insan kaynakları ile en zengin Arap ülkelerinden biri olan Irak adeta yerlerde sürünüyor. İnsan kaynakları (okumuş gençleri, hocaları, akademisyen ve profesyonelleri) sistemli bir şekilde öldürüldü, nüfus sistemli bir şekilde terör ve işkenceye tabi tutularak sindirildi, külçe haline getirildi (ama hâlâ ruhları ölmedi). Toprakları kullanılmaz, suları içilmez halde, insanları açlık ve hastalıktan kırılırken, namusları da kirletilmekte. Herşeye rağmen Irak durulmuyor. 4,5 yıl bitti ama direniş sürüyor ve ne gariptir ki, işgalciler de "Iraklılar neden direniyor " diye soruyor. Acaba hangisine şaşmak lazım Iraklılar, 2008 de de direnecek, görünen köy kılavuz istemez.

Orada hiçkimseyi umursamadan, sadece işgal güçlerine güvenerek birtakım işler yapmak isteyenler de hayli zor zamanlar yaşayacak. Bu guruplar, ya bölge yapısının bir parçası olmaya devam edecek, ya da dış dünyanın, oralarda oluşturmaya çalıştığı iğreti bir parça olarak kalmaktan öteye gidemeyecek. Batının küçük kolonileri olmaktan öteye gidemeyecekler. Bunu anlamak bu kadar güç mü Yoksa bazı "büyük Güç lerin" etkisi ile gerçekler görülemiyor mu

Lübnan da da karışıklık gittikçe artıyor; İsrail ile bir rövanş tekrar yaşanacak gibi. Aylarca geçikmeden sonra nihayet Hıristiyan bir General, Cumhurbaşkanı olarak seçilebildi. Bu aralar, Fransa yine oralarla fazla ilgili. Herhalde "sömürgeci olduğu günlerin hasretini" çekiyor. Yeni etkiler ve yeni kazançlar peşinde. Fransa, AB içinde ama onun bir yan kuruluşu gibi hareket edecek, "Akdeniz Birliğini" kurma ve hayata geçirme çabaları içinde. Adeta Avrupa nın kıyısında, onun içinde olmayan, asla aynı hakları sahip olamayan, ama onun adeta alt bahçesi gibi kullanılan bir havza geliştirmeye çalışıyor. Türkiye yi de bir yolunu bulup bu bahçeye itmeye kararlılar. Hem de çeşitli oyunlarla, hem de bütün tavizleri bizlerden koparttıktan sonra. Bakalım, burada da "oyun bozan" kim olacak

İsrail aynı teranede. Kaç toplantı olursa olsun, kaç Birleşmiş Milletler kararı çıkarsa çıksın, İsrail istediğini yapmaya devam edecek. Masada oturup, herhangi bir anlaşmaya yanaşmayacak. İşte Annapolis toplantısından sonra tam Filistinlilerle ilk ikili toplantı yapacağı günün arıfesinde, Kudüs te yeni Yahudi Yerleşim merkezlerinin kurulacağını ve bu etabın başlatıldığını ilan ettiler. Dolayısıyla başlamadan biten bir girişimi gerçekleştirdiler. Kızan ve küsen taraf Filistinliler oldu, çünkü bu husus onların en hasas olduğu konulardan birisi idi. Acaba, İsraillilerde, Filistinlilerle hiçbir barış isteği mevcut mu Real politika olarak bakılırsa, hayır! Neden olsun ki Zaten her isteğini yapabiliyor ve yaptırabiliyor değil mi Ama acaba Ortadoğu havzası bu kadar gerginliğe ve strese daha ne kadar dayanabilir İşte bunu zaman gösterecek.

İsrail, Lübnan da rövanş almaya hazırlanırken, Irak ve Kuzey Irak ta da siyasi etkinlik ve ekonomik kazançlar elde etmek için son derece faal çalışmalar içinde.

Diğer taraftan, Türkiye ile "stratejik ortak" ama İsrail de çeşitli ofislerde asılı olan haritalarda Türkiye nin güneydoğusu üstünde Kürdistan yazan haritalar bulunuyor. Ermenistan ın "soykırım" iddialarını tanıyor; kendi soykırım müzeleri içinde küçük birer Ermeni soykırım müzeleri açıyor. Tarih kitaplarında "soykırımı yalnış iddialarına" doğruymuş gibi yer veriliyor.

Mısır oldukça sıkıntılı bir dönem geçiriyor. Bir taraftan ABD baskısı ve "İslamcı gurupların tasfiyesi" talebi, diğer taraftan halkın çok geniş bir tabanından gelen sessiz baskı ve tehdit... Yani, bu guruplara dokunulduğu takdirde ülkede artacak olan gerginlik ve hatta hükümetin göğüsleyeceği tehlikeler. Kısacası, Mısır hükümeti, ateş ile kor arasında sıkışıp kalmış durumda. ABD ve İngiltere, Mısır üstünde etkili olurken, Libya ve Cezayir üstünde de Fransa çalışmakta. Acaba, çaktırmadan, yeni hatta post-modern bir sömürgeleşme süreci mi başlatılmak isteniyor Acabası fazla. Küreselleşmenin ve vahşi kapitalizmin ulaştığı nokta artık açıkça görülüyor.

Pakistan ise 8 Ocak ta seçimlere gidiyor. Umarız ülke için iyi olan kazanır ama hem Pakistan basını ve hem de dış basın seçimlerin şeffaf olmayacağı konusunda adeta hem fikir. Pakistan ile ABD arası gergin. ABD tarafı yapılan yardımların büyük bir kısmının doğru yerlere ulaşmadığını iddia ediyor. Pakistan ise bu miktarın, Amerikalıların kullandığı hava alanları hizmetleri ve yapılan diğer askeri harcamaları karşılamak üzere kullanıldığını iddia ediyor. Diğer taraftan, Pakistan ihtiyacı olan bazı askeri malzemelerin ABD tarafından verilmediğini ileri sürüp şikâyet ederken, Amerika bu malzemelerin bir kısmının terörle mücadele de yeri olmadığı, ama komşularına karşı kullanılacağı kanısında olduğunu ileri sürüyor. Ama bir taraftan da ABD elinde Pakistan ı birçok kısımlara bölen veye Belucistan ı Pakistan dan ayıran haritalar dolaşıyor ve haklı olarak bu durum Pakistan ı çok rahatsız ediyor.

Ama Pakistan, gelişen dev Çin ile hem ticari hem askeri anlaşmalar yaparak reel politikada bir dengeleme yapmayı da başarmış bulunuyor.

2008 e girerken, Asya ön plana çıkmaktadır. Burada yükselen yeni güçler muhakkak ki Çin, Hindistan ve Rusya olacaktır. Batının aşırı talep ve baskılarına karşı bu yeni merkezler de tabii birer karşı-güç merkezi olarak gelişecektir.

BOP (Büyük Orta Doğu Projesi) alanında sular durulmadı. Bu BOP projesi devam ettikçe, bu bölgede huzur ve barış da olmayacaktır. O zaman sormak gerekir, Türkiye, böyle bir projeye daha ne kadar "eş-başkanlık" yapmaya devam edecektir Bunun da son bulma zamanı gelmiştir.