Kur an, "Onlar parmaklarını kulaklarına tıkarlar." (Bakara, 2/19) diyor.

Gök gürültüsüne, gök gürültüsü gibi güçlü gerçeklere, her gün haykıran hakikatlere, yapılan bütün uyarılara karşılık, onlar ne yaparlar biliyor musunuz Parmaklarını kulaklarına tıkarlar! Böylece gerçeklere karşı kendilerini koruyacaklarını sanırlar. Halk dilinde bunu yapanlar devekuşuna benzetilirler. Kimler Başını kuma gömmekle bedenlerini koruyacaklarını zannedenler.

Birçok olaylara karşı, işte böyle -parmaklarını kulaklarına tıkamak gibi- görünürde tedbir alırlar ve meselelerin hallolacağını, işlerin çözüme kavuşacağını zannederler. Enflasyonun düşmesi, güya para değerinin korunması, borsadaki değerlerin yükselmesi ile işlerin yolunda gittiğini sanırlar; zavallılar!  

Hani bazen muziplik olsun diye oyun oynarız. Odanın sıcaklığını gösteren termometrenin haznesini ısıtırız. Termometre o zaman sıcaklığı otuz-kırk derece olarak gösterir. Ama o suni ısınma içerideki ve dışarıdaki (mesela iç ve dış borçlardan, mesela işsizlikten oluşan) dondurucu soğukluğu ortadan kaldırmaz.

Finans ekonomisi, mali ekonomi yahut parasal ekonominin düzelmesi reel ekonomiyi gösterirse o zaman işe yarar. Reel ekonomi üretim yapmaktadır, çalışmaktadır, emeği iyi bir şekilde düzenlemektedir demektir. Para bunu yaptığı müddetçe paradır. Üretim yapıldığı için fiyatlar ve enflasyon düşerse, işte o zamanki çözüm çözümdür. Yoksa, şayet üretim yapmazsa, paranın değeri ne olursa olsun, ne işe yarar

Onlar, olayları tahlil etmeden, asıl sebepleri bilmeden, alınması gereken tedbirleri almadan, gerçekçi tesbit ve teşhisler yapmadan, asıl olması gereken tedavi ve çözüm reçetelerini uygulamadan, zulüm nizamı, hortumcu düzen, rant ekonomisi içinde iyi ve doğru işler yapacaklarını iddia ederler!

Düşman gökten bomba, ateş, hastalık, kimyasal zehir gibi nice ölüm yağdırmaktadır. Bunlara karşı tedbirler alacaklarına, kulaklarını tıkayıp ses çıkarmamak suretiyle batmaktan, yok olmaktan, ölümden kurtulacaklarını sanırlar. Gerçekleri, tedavi reçetelerini, çözüm önerilerini duymamazlıktan gelerek sorunların çözüleceğini sanırlar. Türkiye bugün işte tam da bu durumdadır.

*

Türkiye nin dört temel sorunu

1. Borçlar artmakta ve Türkiye Osmanlılar gibi ölüme doğru gitmektedir. diyorsunuz.

Borçların millî hasılaya nisbeti artmamaktadır. diyorlar!

2. İşsizlik boşa giden ve heba olan bir enerjidir. Türkiye bu sebeple borçlanmaktadır. diyorsunuz.

Bu elli yıldır böyledir, borç yiğidin kamçısıdır. diyorlar!

3. Bu basın, bu medya dışa bağımlıdır, millî basın oluşmamıştır, gelin medya kooperatifleri kurarak millî medyayı oluşturalım. diyorsunuz. Bu dediğiniz mümkün değildir. diyorlar!

4. Mahkemeler yani adalet mekanizması çökmüştür, davalar on yıl sürüyor, yargı etkinliğini kaybetmiştir, artık bağımsız değildir, haydi düzeltelim, hakemlik sistemini getirelim. diyorsunuz.

Biz öyle bir parti değiliz, biz millete öyle bir söz vermedik, biz bir şey yapamayız. diyorlar!

Ya ne söz verdiniz; "Adil Düzen" yerine "zalim düzen"in devam etmesini mi !.

Türkiye nin dört temel sorunu neymiş 1. Borçlar, 2. İşsizlik, 3. Medya ve 4. Adalet.

Bu sorunlar onların iktidar döneminde üç yıldır yerinde duruyor mu Duruyor.

Onlar çözüm için yapılan önerilere karşılık ne yapıyorlar Parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar!

Gelin, ülke kurtulsun, gerekenleri yapalım. Çalışana yani emeğe kredi verelim, üretim başlasın ve işsizlik yok olsun diyorsunuz; onlar duymamak için parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar!

Ülkenin faizli borçlarını faizsiz iştirake çevirelim, Osmanlılar gibi borç batağında batmaktan kurtulalım diyorsunuz, ama; parmakları kulaklarına tıkalı olanların duymaları ne mümkün!

*

Adil Düzen Medeniyeti hakim olacak

Bütün bu yaptıklarını da akılları sıra iktidarda kalmak, Menderes in durumuna düşmemek, siyaset sahnesinden atılmamak korkusuyla yapıyorlar. Oysa bu vurdumduymazlık, bu körlük, bu sağırlık onları batışa, yok oluşa ve ölüme doğru götürüyor; haberleri yok! Ama korkunun ecele faydası var mı Korktukları başlarına gelecektir. Yıldırıma karşı tedbir almıyor da, gürültüye karşı kulaklarını tıkayarak kurtulacaklarını sanıyorlar; hidayeti kararmış olan bu zavallı akılsız ahmaklar! Olan nedir

Yaptıkları ameli fasitler birileri tarafından onlara her nasılsa ameli salih imiş gibi gösterilmektedir.

Oysa, bu zalim hortumcu düzenin ve rant ekonomisinin kökünden değişmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; ki bâtıl düzen olan kapitalizm ve sosyalizm dünyayı dümdüz etmiştir. Nasıl yaşlanmış meyve ağaçları sökülüp yenileri dikilirse, dünyada yaşlanmış düzenler de sökülüp atılacaktır. Bunu yapmak için belli bir mühlet verilmiş ve bu da sonuçlanmıştır. Nitekim, sosyalizm sökülüp atıldı bile. Batı uygarlığın oluşması için sermaye terakümüne ihtiyaç vardı ve bu da ancak faizle mümkün olurdu. Bugün bu uygarlık gerçekleşmiş, artık faizli müesseselere ihtiyaç kalmamıştır.

Bundan sonra yeryüzüne "Adil Düzen Medeniyeti" hakim olacaktır. Millî Görüşçüler artık vakti gelen bu medeniyeti ülkemizde ve yeryüzünde hükümran kılacaklardır.