Bundan on yıl önce! Yani 1998 yılında Refah Partisi nin kapatılması olayı tartışılıyordu!
Bugün ise AKP hakkında açılan kapatma davası ile ilgili tartışmalar devam ediyor!
On yılda ülkemizin demokrasi açısından milim mesafe almamış olması bazılarını hiç rahatsız etmiyor! Aksine seviniyorlar bile!
Karşı oldukları, düşman olarak gördükleri kesimlerden böylece kurtulacaklarını varsayıyorlar! Ama bir şeyi unutuyorlar!
Tamam, partileri kapatıyorlar ama o partilere destek veren kitleleri yok edemiyorlar!
Her seferinde antidemokratik yöntemlerle yok etmeye çalıştıkları kitleler daha bir güçlenerek karşılarına çıkıyor!
On yıl önce Refah Partisi nin kapatılması olayı tartışılırken dikkat çeken tespitler yapılmış!
Mesela Prof. Çetin Özek tarafından yapılan şu tespit gibi:
"Anayasa Mahkemesinin kararı kesindir. O konuda söylenecek hiçbir şey yok. Üstelik ben Refah Partisi ni kesinlikle desteklemiyorum. Bazı ciddi olaylar yaşandığını da biliyorum. Ama yine de yüzde 20 oy almış bir partinin kapatılmasını içime sindiremem doğrusu. Tabii ki Refah ın büyük hataları oldu. HATTA O KESİMDE REFAH KAPATILSIN YERİNE GERÇEK MÜSLÜMAN DEMOKRAT PARTİ OLUŞSUN DİYE DÜŞÜNENLER BİLE VAR. Ama gene de içime sindiremiyorum."
Evet, Prof. Çetin Özek tarafından yapılan bu tespitte büyük harflerle yazdığımız bölüm aynen o günlerin havasını yansıtıyor!
O günlerde dışımızdaki kimi çevreler Refah Partisi ne karşı çıktıkları gibi içimizdeki bazı dostlarımız(!) Refah Partisi nin kapatılmasının yararlı olacağını varsayıyorlardı!
Prof. Özek in de ifade ettiği gibi Refah ın kapatılması sayesinde gerçek Müslüman demokrat partinin kurulmasına fırsat doğduğunu kabul ediyorlar ve bu kapatmayı adeta kutsallaştırıyorlardı!
Bu düşünceden yola çıkan bazı dostlarımızın(!) daha sonra Milli Görüş davasından ayrılarak kendilerini Muhafazakar Demokrat olarak tarif ettiklerine tanık olmadık mı
Lafı uzatmaya gerek yok!
AKP nin temellerinin atıldığı günlerde böyle düşünen dostlarımızın(!) da epey katkılarının olduğunu biliyoruz.
Kaderin cilvesine bakın ki, Refah ın kapatıldığı günlerde bunu Müslüman Demokrat partisinin kurulması için bir fırsat olarak görenler bugün aynı muameleye muhatap haline gelmiş bulunuyorlar.
Ve bizler aradan on yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ parti kapatmalarını tartışıyoruz.
Şayet parti kapatmaları tartışırken aramızdaki görüş ayrılıklarını aşabilir ve bir partinin kapatılmasını kendi kuracağımız partinin hayatiyeti için fırsat olarak kabul etmemeyi becerebilirsek epey mesafe almış olacağımızı düşünüyoruz. Kimi partilerin neden kapatıldığını artık idrak etmenin tam zamanıdır diye düşünüyoruz.