Saadet Partisi Sultanbeyli İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen “Milli Gazete Şöleni”ne katıldım. Sağ olsunlar, bana da mikrofon uzattılar… Salonu dolduran haziruna 10 cümle okudum ve bu soruların akabinde bir sorumun olacağını söyledim. O cümleler şunlar;
1) Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız.
2) Sonra onlara arabalarımızı satarız.
3) Sonra bankalarını satın alırız.
4) O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız.
5) Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle.
6) O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız.
7) Ayarlanan kredi Asla o ülkenin hazinesine gitmez.
8) O ülkede proje yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.
9) Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır, aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton.
10) Bizim şirketlerimiz kazanır, o ülkedeki birileri de nemalandırılır.
Sorum kısaydı; “Bu ülke hangisi ”
Soruya ne cevap verildi dersiniz!
Salondakilerin tümü aynı anda cevapladı; Türkiye.
***
Salondan kısa izlenimlerim ise şöyle:
* Gazetemizin sahibi ve Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek son derece duygusal bir konuşma yaptı ve konuşması sırasında zaman zaman gözyaşlarına hâkim olamadı.
* Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Kurdaş, neden Milli Gazete okunması gerektiğini çarpıcı cümlelerle dile getirdi.
* 21 yıl aradan sonra ilk kez bir salonda konuşma yapan ve benim de ilk kez yan yana olma şerefini elde ettiğim yılların tecrübeli ismi Burhan Bozgeyik ağabey tarihten örnekler vererek bugünleri anlattı.
* Ahmet Anapalı İzmit’teki kitap fuarından koştura koştura geldi. Anapalı, Uzay TV’de yaptığı tarih programının farklı bir versiyonunu, yayın hayatına yeni başlayan Akit TV’ye de taşıdığını fısıldadı, kulağıma.
* Bilali Yıldırım sahne performansına bir yıldız daha ekledi.
* Yazılarını ve hikâyelerini Mavera’lı yıllarından bu yana beğeniyle takip ettiğim Ali Haydar Haksal da toplantıdaydı.
* Fatma Toksoy ve hanım yazarlar da yerini almıştı.
* Bilmiyordum bu kadar iyi hatip olduğunu; Mustafa Yıldırım da son derece beliğ bir konuşma yaptı. Şapka çıkardım.
* Milli Gazete’de bir süredir yazılarını okuduğunuz Hüseyin Akın’ın, “Milli Görüş ve Milli Gazete hiçbir dönem konjoktürel olmadı… Sayısal verileri fazla önemsemeyin… Devamsızlık yapmamak gerekiyor…” cümlelerini not aldım.
***
Güzel bir geceydi. Organizasyonda tüm emeği geçenlere teşekkürler.
Salondan çıktığımızda saatler neredeyse gece 24:00’ü gösteriyordu.
Ama benim aklım, toplantıdan hemen önce kurulduğumuz Ramiz’deki köftelerden sonra sofraya bir türlü gelmeyen tatlılarda kaldı!..
Neyse! Darısı bir sonraki geceye!..
Mustafa balbay’a yakışmadı!
Önceki gece Kanal D’de Abbas Güçlü’nün “Genç Bakış” programını izledim.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Adayı Birol Aydın, CHP İzmir milletvekili ve vekil adayı Mustafa Balbay ve son dönemde seçimlerde en yakın tahmini tutturan Gezici Araştırma Şirketi sahibi Murat Gezici konuktu.
Program sırasında Birol Aydın’ın, “CHP’nin iktidar olması durumunda Kemal Derviş’i iş başına getireceğini açıklamasını” eleştirmesi üzerine, Mustafa Balbay son derece sakil bir karşılık verdi; “Ama siz de İsrail’le anlaşma imzaladınız…”
Mustafa Balbay, güya Birol Aydın’ı can evinden vurdu, bu cümleyle!
Tam bir “kel alaka” durumu… Zorda kalınca, cevap vermek yerine topu taca atmak gibi bir şey bu…
Birol Aydın, CHP, AKP, MHP’nin ekonomi alanında “aynı” çizgide buluştuklarını vurgulayınca da, Balbay CHP’nin yatırıma ne denli önem verdiğinden dem vurdu.
Mustafa Balbay’a tek bir sorum şu;
- “Madem CHP yatırıma bu kadar önem veriyor, o zaman söyler misiniz; bu ülkenin yüz akı olan Şeker Fabrikalarının satılmaması için CHP bugüne kadar ne yaptı ”
Varsa cevabını bekliyorum, Mustafa bey…
***
O programa ilişkin son bir not; Gezici Araştırma Şirketi sahibi Murat Gezici, Saadet Partisi’nin seçimlerde barajı geçebileceğini deklare etti…
Haberiniz olsun istedim…
Ey kararsız seçmen!
Siyasi bir mevzu ya da herhangi bir seçim aracı geçtiğinde, “Bunların hepsi aynı” diyen fikir yoksunlarıyla, elbet siz de karşılaştınız...
Geçmişte yaptığı yanlış tercihlerin üstünü kapatmak için, kalitesi düşük bir kaçış cümlesidir bu... Hâlbuki kendi de iyi biliyor; onu mutlu edeni veya parsel parsel sömüreni...
Ama nedense, gururu hep engel hakkı söylemeye.
Ülkenin buhran içinde olması işte hep bu yüzdendir.
İtiraf etmeye korkar bir millet olduk.
Yanlışımız bizle niye mezara gitsin ki
Çoluk çocuğumuzun da mı burnu sürtülsün
Tarih niye olumsuz manada tekerrür etsin
Ne senin ırkçılığın,
Ne senin şeriat korkun,
Ne senin laiklerden rövanş alma duygun...
Hepsinin canı cehenneme...
Bir Irak, bir Suriye, bir Libya mı olmak istiyorsun...
Ben istemiyorum...
Ülkemde refah ve huzur içinde yaşamak ve yaşatmak için canımı veririm.
Ama yanlışa oy vermem...
Sen de verme...
“Safmışız, aldanmışız…” deme lüksünde yok.
Bak önüne geçmişi tertemiz, millete faydası dokunmuş partilerin ittifakı kondu...
Beynindeki “barajı geçemezler” düşüncesini sil at!
Sen ne olursa olsun hakkın tarafındamısın değilmisin, bunu sorgula...
Barajı bu dünyadan ibaret sanma!
Şayet senin tercihlerin beni olumsuz manada etkilediği sürece, elim bu dünyada ve ahirette de iki yakanda olacak, haberin olsun...
Hadi kal Saadetle...
(Emin Alsancak)
Bu nedir sayın başkan!
Halit Bey mailinde şunları söylüyor;
“Selamünaleyküm.
19 Mayıs kutlaması adı altında Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı bir konser tertipledi.
Kendisini Allah için ikaz etmemize rağmen, ‘Halkımızın eğlenceye ihtiyacı var!..’ deyip kulak asmadı bizim bu uyarılarımıza... Facebook sayfasına o nahoş resimleri koyunca yorum olarak hadis yazan arkadaşların yorumlarına dahi tahammül edemeyip sildi…”
***
Ben de buradan seslenmek istiyorum;
- “Sayın Başkan bu etkinliği kimin parasıyla düzenledin Cebinden mi verdin Madem halkın eleştirilerine tahammül edemeyeceksin ne diye böyle bir konser programladın Peygamberimizin (S.A.V.) hadislerine gösterdiğin bu tahammülsüzlük de neyin nesi Bekliyorum cevabını, Sayın Başkan!”
NOT: Bugün, 22 Mayıs 2015, Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!