Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi…
Kanuni’nin bu sözünü son iki yıldır söylemeyen hemen hemen yok gibidir. Sağlık da, ölüm de Allah’ın takdirinde... Hiç kimsenin karşı çıkamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Lakin dünyaya kazık çakacağını zanneden firavunist düşünceli kişiler bunu anlamayabilirler. Bir kimsenin hastalığı karşısında keyfinden dört köşe olan ve zil takıp oynayan zavallılar halen birilerine yaranma, göze girme, koltuk kapma hayalindeler. Bunlar ki, Saadet Partisi Genel Başkanı Muhterem Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu’nun hastalığından haz aldı ve mutluluk duydular.

Ölümün bir karış yakın olduğunu hatırlatan bu zavallılar, kendisine ölümün ne kadar uzak olduğunu zannediyorlar acaba? Yoksa parselizasyonlar, gökdelenler, lüks araçlar, şatafatlı saltanat sürme hayatı ilelebet devam edecek mi sanıyorlar. Yetim hakkı yiyerek göbek şişiren, sonra da kemer gevşeten, bu doymak bilmeyen oburlaşmış nefsinin kendilerini uçuruma götürdüğünü ne zaman fark edecekler? Hep karşıya bakıp hiç aynaya bakmayı düşünemeyen parsel parsel zavallılar…
Doktor müsveddesi biri de, aynı telden çalarak, bir yerlere yaranma adına küstahça hakaret ediyor. Bu zavallıya bir hasta nasıl emanet edilebilir? Bu ruh sağlığı bozuk, beynini virüs sarmış kişi, ne kadar Hipokrat yemini etse de, bu vicdan yoksulundan şifa nasıl beklenebilir?

Kul hakkından bîhaber olan, insan sağlığını hiçe sayan böylesi doktor zannedilen kişilerin icat ettiği aşılara da artık şimdiden sonra tereddütle yaklaşmaya başladık. Ve aklımıza gelen sorular beynimizde bir anda diziliverdiler. Aşı icad edilmeden önce vaka sayıları dünyada ve ülkemizde bu denli artmamıştı. Şimdi ise birkaç çeşit aşı olmasına ve nüfusun yüzde doksanına yakın oranda aşı olunmasına rağmen vaka sayıları nerdeyse yetmiş binlere ulaştı. Neden ve niçin sorusunun cevabını Sağlık Bakanlığı verebilecek mi? Ondan da tam emin değiliz. Bütün bunlara rağmen aşı karşıtı olduğumuz söz konusu değildir. Lakin üç doz aşı olduğu halde hastanede yatan bir sürü tanıdık kişi var. Bunu ne ile izah edeceğiz? Bu durum aşı karşıtlarının elini güçlendirmiyor mu?

Geçmişte de aşıya karşı olanlar vardı. Hafızasını yoklayanlar iyi hatırlarlar. Zamanın sağlık bakanı domuz gribi aşısını ithal etmiş, çok da önemli miktarda para harcamıştı. Ve herkesin aşı olması gerektiği hususunda da kampanya başlatmıştı. O zaman da yine zamanın başbakanı ve şimdiki iktidar lideri “ben olmam” diyerek karşı çıkmış ve onu dinleyen toplum da aşı olmamıştı. Bütün bunlara bakıldığında aşıya karşı olanlara arka çıkıyoruz anlamı çıkmamalı. Lakin bütün gerçekleri ortaya koymak da bizim için bir vecibedir. Vesselam.