Kırk yıllık mesai arkadaşım, dostum, ihtiyacım olduğunda hep yanımda gördüğüm sevgili kardeşim Ferhat Koç’un vefat haberini aldığım gece saat 22.00’den şu saate kadar (12.00) 40 yılı aşkın bir süredeki hatıralar gözümün önünden geçti, geçiyor. Aziz dostum ile ilk tanışıklığımızın üzerinden sanıyorum 42 yıl geçti. İlk tanıştığımızda Ferhat, Milli Selamet Partisi Genel Merkezi’nde görevliydi. Daha sonraları Milli Gazete’nin Ankara Temsilciliği’nde halef selef olduk. O günden emekli olduğu zamana kadar hep aynı ortamda görev yaptık. Bazen ben İstanbul’a gittim, bazen Ankara’da büroda görev yaptım. Geçen bu süre içinde bugüne kadar unutamayacağım kendisinden hiçbir üzecek davranış görmedim. Bunun ötesinde maddi, manevi kendisine her ihtiyacım olduğunda yanımda olmuştur. Söz gelimi dördüncü çocuğum iki aylıktı ameliyat olması gerekti. Ben daha kendisine teklif etmeden hemen arabasına beni attığı gibi Bağlum’a gidip çocuk ve annesini alarak ameliyat olacağı hastaneye getirdik. Sonuna kadar ameliyatı bekledi. Çocuk kendisine gelmiş olarak ameliyatı yapan doktor kucağında getirip bize teslim ettikten sonra eve gidebileceğimizi söylediğinde tekrar Bakanlıklar’dan Bağlum’a götürdü. Ferhat’ın insan sevgisini gösteren bu anlattığım olay yüzlercesinin içinde sadece bir renktir.

Bunun ötesinde çeşitli zamanlarda görevli olarak yurt dışı görevlere gittik. Yol arkadaşlığında sergilediği tavrını unutmam mümkün değil. Bu tür yolculuklarda onun parası benim benimki onun olurdu. Öylesine cömertti. Emekli olduktan sonra eskisi gibi görüşemedik ama dostluğumuzdan hiç eksilmedi. Kısacası vefatı ile sadece eski bir arkadaşı değil, bir dostu kaybettim. Yaşça benden küçüktü. Ancak, ölümde sıradan çok vadenin yetmesi önemli oluyor. Zaten son yıllarda kaybettiğim eski dost ve kardeşlerim genellikle benden küçükler. Ferhat kardeşim benden yaşça küçüktü ama ameliyata götürüp getirdiği Mehmet Fahri nedendir bilinmez kendisine dede diye hitap ederdi. Yani, onun ilgisi, gerçek bir dedenin ilgisi gibiydi. Çocuklar da bunu hissediyordu. Bu bakımdan ben kırk yıllık bir dostumu kaybettim ama iki çocuğumda dedelerini kaybetmiş oldular. Tüm bunların ardından 40 yıl içinde hiç aranızda sıkıntılı bir durum ortaya çıkmadı mı diye sorulabilir. Çıkmış olabilir ama şu anda geriye dönüm baktığımda hatırladığım her ihtiyacım olduğunda onu yanı başımda görmüş olmamdır.

Kısacası dostluğundan emin olunabilen bir kardeşimi kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Akşamdan beri de geçmişi düşünerek hayırla andım. Bazı okuyucularım hep ikili ilişkilerini anlatıyorsun, dava açısından söyleyecek bir sözün yok mu diyebilirler. 40 yılı aşkın bir dönemi rüzgârın yönüne göre taraf değiştirmeden Milli Görüş ve Milli Gazete çatısı altında geçirmiş olmak, hayatının sonuna kadarda Cansuyu Yardımlaşma Derneği’nde beraber olmamız sanıyorum onun dava adamlığını anlatmaya yetecektir. Bu duygularla aziz dostuma Allah’tan rahmet diliyorum, muhterem eşi, çocukları ve torunlarına başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum. Mekânın cennet olsun kardeşim.