Başlık sizi şaşırttı değil mi Açayım hemen... Maçın 13. dakikasında Nani, Fenerbahçe savunmasının arkasına atılan topu, hem de o topa rakibin dışında hiç bir Fenerbahçelinin müdahale edemeyeceği gol pozisyonu oluşturacak topu koluyla engelledi. Hakem de hentbolu çaldı ve Fenerbahçe aleyhine direkt vuruşu verdi. Peki, sarı kart nerede Çünkü kasıtlı biçimde arkasına gidecek bir topu elle engellemek için kurallar sarı kart diyor...
Maçın 66.dakikasında aynı Nani bu defa rakip topla yanından kaçarken onu faul içeren bir hamle ile indirdi. İstikbal vadeden bir atak diye tanımlanan bu hareket için hakem faulü çaldı ve Naniye sartı kartı gösterdi.
İşte bu nedenlerle Nani maçın 66. dakikasında oyundan ihraç edilmiş olmalıydı. Ama edilmedi. Ve de uzatmanın son saniyesinde attığı harika frikikle maçı Fenerbahçeye kazandırdı. Tabii burada maçtan sonra ahkâm kesen Fenerbahçeli sözüm ona yöneticilerine yazacaklarım var, ama onları başka güne taşıdım. Bakın bakalım sözüm ona yöneticiler; maçın hakemi kimin tarafına çalışmış.
Neyse, Fenerbahçe, yine aynı yanlışla, yani çift santrforla maça çıktı. Van Persie zaman zaman sağa kaçıp sanki iki kanatlı gibi göründü ama iyi sıkışan Antalyaspor savunması için bundan büyük nimet olamazdı. Fenerbahçe yine kendi kendini önde bloke eder durumda idi. Diego oraya buraya topla dönerken, Topal ve Sousa daha çok defansif yönleri ağır bastığından cılız bir orta alana sahip rakip rahat etti. Ama rakibin aynı orta alanı oyunun ön bölümüne en küçük bir katkıyı verecek durumda değildi. Zaten bu yüzden de Etoo sahada aranır oldu. Benim hatırladığım kadarı ile Antalyasporun golündeki pası verdi hepsi o kadar...
Banın sakatlanıp yerini Cadlece bırakmasından sonra Pereira, Fernandaoyu alıp takımı tek santrforlu hale getirdi. Yerine giren ise Volkan idi. Böylece Fenerbahçe sadece karşılama komitesi olarak görev yapabilen Antalyaspor orta sahasını daha çabuk geçebilecekti. Öyle de oldu. Ama Van Persie, çıkan Fernandao kadar yıpratıcı olamayacağından da rakibin savunması daha kolay pozisyon alabilir oldu. Sonra bir hamle daha geldi Portekizliden... Sousa da çıkıp yerine bir hücumcu, bir çabuk ve süratli adam daha, Alper alındı. Şimdi artık Antalyaspor öne hiç çıkamayacaktı. Çünkü Volkan ve Alper yüzünden geriye katlanmak zordu.
Ve Nani, ki, oyunda olmaması gerekirdi, frikiği üçlük sayı gibi ağlara takarak maçı bitirdi.
Ben bir de maçın 41. dakikası üzerinde durmak isterim. Kjaer, Etooya aynı pozisyonda tam dört defa faul yaptı. Ama Bülent Yıldırım hepsini sanki keyifle izleyip devam ettirdi oyunu... Penaltılar mı Mahmut Bey, Aziz Bey, Murat Bey, kural kitabını yeniden okuyup, dersinizi çalışmanızı tavsiye ederim... Koca Fenerbahçenin yöneticileri olarak yaptığınız çıkışlar şahsınıza yakışabilir ama kulübün tarihine hiç yakışmaz.
Bu maçın içinde ve sonrasında yaşananlarla ilgili bilgi toplamaya devam ediyorum. Sağlam olmadan da yazmam... Bekleyelim...
TRABZONSPOR MU
Sahaya sanki beklenilen gibi çıktı Trabzonspor... Öyle ya ikide iki yapmıştı. Ama karşısında onca kayba rağmen iyi elemanlar bulmuş bir Akhisar vardı. Maçın çekişmeli ve gollü geçeceği belli idi sanki...
Yusufun uyanıklığı sayesinde atılan golden sonra Constantın sebep olduğu penaltı ile durumu eşitlendi. Bir de penaltı icat edilmez mi Trabzonspor için... Maçin çizgi hakemi her halde hayal gördü ki, penaltı verdirtti. Burada hakemin bu uyarıyı dikkate almaması gerekirdi ama tecrübesi buna yetmedi. Penaltı iki defa kaçtı diyebiliriz. NDOYE gibi bir oyuncu ikinci vuruşu nasıl da auta attı şaşmamak mümkün değildi.
Sonra Trabzonspor kaleci Onur uyurken yenik duruma düştü. Ve Şota, Özer-Ekici değişikliğinden sonra Okay-Cardosa değişikliğini de yaparak orta alanı tamamen rakibe teslim etti. Ama rakip çok centilmendi. Onlar da bu eksiği daha rahat değerlendirmek varken Lua Luayı oyundan aldı.
Evet, futbol cilveleri en fazla olan oyundu. İki santrfora dönerek büyük risk alan Trabzonspor, Cardosanun sol volesiyle beraberliği kurtardı. Ancak ne var ki bu kumar sayesinde kurtuluş Şota ve ekibine aynı yanlışı yapmama uyarısı da taşımalıdır. Yoksa…