(Bakan Kasapoğlu’na Açık Mektup 2)
Olimpiyatlar ile ilgili yazıyı Spor Kulüpleri ve Federasyonlar Çalıştayı sonrasına bıraktığımı 1. Bölüm’de belirtmiştim.
Olimpiyatlara yaklaşık 6 ay kaldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın artık tüm dikkatini ve mesaisini 2020 Tokyo için vermesi gerekiyor. Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu her konuşmasında Tokyo’dan ümitli olduklarını ve madalya sayısını artıracaklarını ifade ediyor. Tabii bunu alınan derece, kürsü ve kota sayılarına göre söylüyor.
Sayılı günler çabuk geçer. Bir bakmışsınız ilk Tokyo kafilesi uçuyor. Artık herkes susar, sporcular konuşur. Eğer yıllardır harcanan emeklerin madalya ile taçlanmasını istiyor ve bekliyor isek önemli kararların alınması ve bu kararların bir an evvel Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilmesi gerekir.
32 yıldır sporun her alanı ve kademesinde görev alan, gözlem yapan “alaylı gazeteciden” olimpiyatlar ve spor federasyonlarının madde madde yol haritası;
• Gençlik ve Spor Bakanlığı olimpik spor, sporcu ve federasyonlarına odaklanmalıdır.
• Tokyo için kota alan sporcular 3 ay kala olimpiyat köyü gibi olimpik sporların yapılabileceği dev bir tesiste (atletizmden yüzmeye tüm branşların aynı yerde yapılabileceği bir kompleks projemizdi, böyle bir tesis inşa edildi mi bilemiyorum) konuk edilmelidir. Olimpiyat köyü kuralları, disiplini aynen uygulanmalıdır. Sporcuların sadece olimpiyatlara konsantrasyonu sağlanmalı, dış etkenlerden izole edilmelidir.
• Eğer böyle bir olimpiyat köyü tarzında bir tesis yok ise şimdilik 2020 olimpiyat oyunları için geçici bir çözüm bulunur. En azından 1-2 ay da olsa sporcuların hepsi bir çatı altında bir olimpiyat köyü havasında çalışma fırsatı bulurlar. Ayrı branşlardaki sporcular bir harmoni yakalar ve birbirlerinden güç alırlar.
• Tüm bu konulara maddi kaynak ise olimpik olmayan spor federasyonlarının özerkliklerinin kaldırılmasıyla sağlanabilir. Bu federasyonlar doğrudan bakanlığa bağlanırsa başkan ve yönetim kurulu seçimi de yaşanmaz. 2020 yılı federasyonlar için seçim yılıdır. Şimdiden bu çalışmalar başlatılmalı ve olimpik olmayan federasyonlara gerekli bildirimler yapılmalıdır.
• Federasyon başkanları belirledikleri kulüpler ve delegelerle yola çıktıklarından seçimler demokratik bir havada cereyan etmiyor. Spor federasyonlarının seçim sistemi değiştirilmelidir. Seçim sistemi değişirken de olimpik olmayan federasyonların seçimleri iptal edilmelidir. Böylece tüm delegeleri Ankara’da bir otele toplayıp gereksiz harcama yapılmamış olur. Bu tip federasyonları, bakanlığın kendi genel sekreterleri, spor uzmanları ve federasyon çalışanları gayet rahat yönetebilir.
• Bir kişi hem federasyon başkanı hem de üst düzey genel müdür veya büyük bir takımın başkanı olmamalıdır. Olimpik olmayan spor federasyonu başkanı hiç olmamalıdır. Çünkü makam ve mevki görevlerini kullanarak federasyonu istedikleri gibi yönetiyorlar. Amacı sporu yaygınlaştırıp başarılı sporcu yetiştirmek olan federasyon, başka mecralara kayıyor. Başkanın kişisel egosunun tatmini ve hatır gönül işlere, adamına göre çalışmalara imza atılıyor.
• Olimpik olan ve sponsor bulmakta zorlanmayan takım sporları (futbol, basketbol, voleybol ve hentbol gibi) ayrı bir statüde değerlendirilmelidir. Otorite olarak gerektiğinde, gerektiği kadar (alt yapı-tesis-uluslararası idari bölümlerde) müdahil olunmalıdır. Diğer olimpik spor federasyonlarını şu anki sistem ile kontrol etmek yeterli görünse de yılsonu performanslarını yine de incelemek, sıkıntılarını yerinde öğrenmek daha fayda sağlayacaktır. Doğrudan bakanlığınıza bağlayacağınız ve önemli bir miktarda tasarrufa gideceğiniz olimpik olmayan, gelişmekte olan spor branşlarını ve federasyonlarını özerk yapıya geçtikleri yıldan günümüze tekrar inceleyin. Takım sporları olarak yarışmayıp millilik, mili takım kaptanlığı gibi sisteme aykırı federasyonlarının millilik konusunu tekrar irdeleyin.
• Olimpik olmayan spor federasyonu, olimpik statüye kavuşur ise özerkliği yeniden verilebilir ve doğru bir seçim sistemi ile liyakat sahibi bir başkan ve yönetim kurulu göreve gelebilir.
• Milletvekilleri, bakanlığın uhdesinde olan işlerle ilgilenmemelidir. Gerekli bir problem ise bunun bakana iletmesi gerekir ve bakanlık yolu ile çözüme kavuşmalıdır. Aksi takdirde iş Nasreddin Hoca’nın “Bozacı” fıkrasına döner!
• Jetski, flyboard ve offshore gibi motonotik sporlar atıl kalmasın diye motosiklet federasyonuna bağlanmıştı. Fakat burada da atıl duruma düştü ve gösteri amaçlı yarışlar yapılıyor. Flyboard branşı Rio’da olimpik olarak kabul edilecekti fakat bu konunun Tokyo’ya bırakıldığını duydum. Bu nedenle jetski, flyboard ve offshore sporunun Motonotik Federasyonu olarak adı geçen federasyondan ayrılmalıdır. Bu bir örnektir. Bunun gibi herhangi bir federasyonda atıl kalan bir spor branşı var ise tespit edilip gerçek kimliğine kavuşturulmalıdır. Bakanlıkta akademisyen, spor uzmanı birçok genç arkadaşımız mevcut. Bu federasyonları bu cevval gençler doğrudan bakanlığa bağlı olarak idare etsinler. Daha hızlı gelişme içinde olacakları aşikârdır.
Eğer 2020 Tokyo’da yıllardır verilen emeklerin madalya olarak karşılığını bulmak istiyorsak bakanlık acil eylem planı ile olimpik olmayan spor federasyonlarında yukarıda belirttiğimiz konularda tasarrufa gitmelidir. Tüm dikkatler olimpiyat ve kota kazanan federasyonlar üzerine yoğunlaşmalıdır.
Spor medyası, Türk sporunu ne Avrupa ne dünya şampiyonlarına ne de yapılan icraatlara göre değerlendirir. Onlar için tek kıstas olimpiyatlarda alınan madalya sayısıdır. Olimpiyatlar 4 yılda bir yapılır. Fakat her şey sporcunun o anki performansına bağlıdır.
İşte Türk sporu ve olimpiyatlara analitik bir perspektif ile baktığımda gördüklerim Sayın Bakanım. Bilmem anlatabildim mi?