Öğretmenler haftasını vesile bilerek eğitim öğretimin önemini ve unsurlarını hatırlatmakta fayda vardır. Kim ne derse desin insanlığın en önemli konusu hiç kuşkusuz eğitimdir. Eğitimin de en önemli unsuru öğretmendir. Eğitimin öneminin bir başka göstergesi de, peygamberlerin de birer “öğretmen” oluşudur. Allah, insanları eğitmek üzere peygamberleri görevlendirmiştir.
Eğitim, akıl ve gönül esaslıdır. Akıl saygıyı gönül ise sevgiyi gerekli kılar. Sevginin kuşkuyu gidereceğini, vehmin kapısını kapatacak tek gücün sevgi olduğunu belirten Mevlânâ, kıskançlığı, sevginin şartları arasında sayar. Seven insan kıskanır yahut kıskanan insan seviyor demektir.
Mevlânâ’nın düşüncesinde olumsuz netice veren iki tür sevgi vardır: Biri duygu ile karışan ahmağın sevgisi, diğeri de makam sevgisi…
Mevlânâ seven ile sevilen arasındaki ilişkiyi ele alırken, bu ilişkinin ilk önce Allah ile insan arasında, sonra karı-koca, daha sonra da öğretmen-öğrenci arasında düşünülebileceğini belirtir. Mevlânâ, sevgiyi “karşılıklılık” esası üzerine temellendirir. Dolayısıyla seven, sevilir.
Seven kişi sevdiğine, “Beni mi yoksa kendini mi daha çok seviyorsun ” diye sorar. Seven ona, “Ben sende öylesine yok oldum ki tamamen seninle doluyum. Sen varsın bende. Senin bal denizinde, sirke gibi yok olup gitmişim. Güneşin ışınları karşısında lâl kesilen taş gibiyim. Bende taşlık kalmadı, senin güneşinle doluyum.”
Böyle bir sevgi ile dolu olan kişi, artık kendini sevmek istese bile sevemez. O mâşukunu (güneş) sever. Güneşi sevince de kendini sevmiş olur, Mevlânâ’nın anlattığı sevgide “benlik”ten uzaklaşma vardır.
İnsan, benliğinden ne kadar uzaklaşırsa, başkalarını o oranda sevebilir. Gerçek âşığın “ben” demesi, gerçekte “o” demektir. Onun için insana, benliğinden uzaklaşıp aydınlanmasını öğütler.
Mevlânâ eğitimin merkezine sevgiyi oturtur. Bu da, öğretmen-öğrenci ilişkisini ve bu ilişkinin doğurduğu birlik ve âhengi gösterir.
Gök yeryüzüne, yeryüzü gökyüzüne âşıktır. Birbirine ters düşmüş gibi görünürler fakat birbirine âşıktırlar. Gökyüzü yeryüzüne ne atarsa, yer de onu besleyip büyütür. Isı isteyince ısı, su isteyince rahmet yağdırır.
Yeryüzü doğurgandır, doğurduğunu emzirip büyütür. Yeryüzü olmasaydı güller nerede biterdi Gökyüzünün suyu olmasaydı yeryüzü doğurabilir miydi Kâinatın her bir parçası diğerine düşkündür. Her parçanın birleşmesiyle yeni bir şeyler meydana gelir. İşte tabiatta cereyan eden bu düzen, eğitim ve öğretimin en önemli parçaları olan öğretmen-öğrenci arasında da söz konusudur. Öğretmen gökyüzünü andırır, öğrencisine güneş gibi ışık verir. Bilgisinin nuru ile aydınlatır, onu ısıtır. Davranış ve anlayış kanallarıyla da onun gönlüne ve zihnine rahmet akıtır.
Bir taraftan ısı, bir taraftan da su ile beslediği öğrencisinin zihin ve kalbinde bereketli ürün ve güzel kokulu çiçekler açar. Bu anlamda öğrenci doğurgan olan yeryüzüne benzer.
Öğrenciler olmasaydı kültür mirasını çağlar ötesine kim taşıyacaktı Öğretmen rahmet ve ışık saçmasaydı öğrenci nasıl doğurgan olacaktı İşte insanlığın bu zamana kadar getirdiği ve daha ileriye götüreceği bu büyük kültür mirası, öğretmen - öğrenci arasındaki sevginin eseridir.
Onlar, ışık saçan iki ayrı kandil gibidir. Ayrı vücuda sahip olmalarına rağmen, ışıklarıyla kucaklaşmakta, saçtıkları ışıkla aynîleşmektedirler. Öğrencinin gönül ve zihniyle, öğretmenin bilgisi birleşince insanı yücelten ve onu zenginleştiren bir şeyler doğar ve böylece eğitim hedefine ulaşır.
***
Öğretmenler sorumluluk âbidesidir. Bir ülkede ticaret ve alışveriş tarzı bozuksa, bundan öğretmen sorumludur. Siyaset asıl çizgisinden ayrılmış, milletinin tarihî karakterini kaybetmişse, bundan yine öğretmen sorumludur. Gençlik amaçsız, aileler otoritesiz ise bundan da öğretmen sorumludur.
Memurlar rüşvetçi, sorumlu makamlar kayırmacı iseler, evet, öğretmenin utanması icap eder. Ben utanıyorum. Din hayatı, bir riya veya taklit merasimi haline gelerek vicdanlar sahipsiz ve sultansız kalmışsa bunun da sorumlusu öğretmenlerdir.
Yüreklerin merhametsizliğinden, hislerin bayağılığından ve iradelerin gevşekliğinden sorumlu biri aranırsa, o da öğretmendir. Yalnız kaldığımızda yalnızlığımızın sorumlusu o, imanların zayıfladığı devirlerde bu gevşemenin sorumlusu yine onlardır.
Evet öğretmen bunlardan sorumludur, fakat öğretmenler, aynı zamanda birer başarı âbidesidirler. Ülkemizde ilimde, fikirde, sanatta, teknikte, icatta meydana gelen gelişmeler hiç kuşkusuz öğretmenlerin eseridir.
Öğretmen yağmur gibi yağar, yağan rahmeti bünyesine kabul etmeyen toprak utansın.
Sosyal ve ekonomik açıdan hayat standartları istenilen düzeyde olmamasına rağmen, yeni şartlara ayak uydurmakta hiç de geri kalmayan öğretmenlerin, yetişmeleri için alın teri döktükleri, uğurlarında sağlıklarını feda ettikleri gençler, günümüzde harikalar yaratmaktadır.
Ülkemizin neresinde bir güzellik varsa, nerede bir genç filiz veriyorsa, nerede bir onurlu duruş varsa bunlar da öğretmenlerin eseridir. 75 milyon insanın mutluluğuna, başarısına, düzenine, istikrarına katkı sağlayanlar, omuz verenler yine öğretmenlerdir. Öğretmene verilip de geri alınmayan hiçbir emek yoktur. Aksine verilenin fazlasını verendir öğretmendir. Sorumluluk makamlarında oturup da, görev aşkıyla kimler hizmet ediyorlarsa onlar da öğretmenlerin eseridir. Ülkemin yükünü omuzlayan öğretmenlerime, öğretmen adayı arkadaşlarıma sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
07.02.2015 22:00
Bir karakter tahlili: A.Y.
31.01.2015 22:00
Beyânün mübîn
24.01.2015 22:00
Mevlüt Dursun
17.01.2015 22:32
Canlar ve patlıcanlar!
10.01.2015 22:00
Kimi ne kadar seveceğiz
03.01.2015 22:21
Müslüman kimdir diye sordu!
20.12.2014 22:00
Tevhitten uzak birlik ve beraberlik retoriği
13.12.2014 22:06
Osmanlıca-Türkçe tartışması, yeni bir türban-başörtüsü döngüsü mü
06.12.2014 22:07
Sevdiğini söylüyor!
29.11.2014 22:05
Anlayamadım, mağdur mu dediniz
Adnan Öksüz
Siyonist dostu Macron!
Mehmed Şevket Eygi
Şer’î tesettür
Mustafa İşcan
Esnafa 4-b ihya hüsranı
Mustafa Kasadar
Kötülüklere sessiz kalma lanete uğramaya sebeptir
Mahmut Toptaş
Haramla ibadet
İbrahim Veli
Ramazan manifestosu
İsmail Hakkı Akkiraz
ABD’nin ipiyle kuyuya inmek
İsmail Kıllıoğlu
Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler
Abdülkadir Özkan
Terörist başına teslim olmak!..
haberleri sitene ekle
MİLLİ ÇOCUK
TV5
CANSUYU
MİLSAN
AGD
İKEV
ÖĞDER
ESAM
KATEGORİLER
Gündem
Siyaset
Dünya
Spor
Ekonomi
Kültür-sanat
Teknoloji
Sağlık
Aile & Yaşam
Eğitim
Ramazan 1438
YEREL HABERLER
AdanaAdıyamanAfyonkarahisarAğrıAmasyaAnkaraAntalyaArtvinAydınBalıkesirBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIspartaMersinİstanbul (avr)İzmirKarsKastamonuKayseriKırklareliKırşehirKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaKahramanmaraşMardinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasTekirdağTokatTrabzonTunceliŞanlıurfaUşakVanYozgatZonguldakAksarayBayburtKaramanKırıkkaleBatmanŞırnakBartınArdahanIğdırYalovaKarabükKilisOsmaniyeDüzce
MİLLİ GAZETE TÜM PLATFORMLARDA
iPhone
iPad
Android
Windows Phone
Milli Gazete© 1998 - 2016
KURUMSAL
İLETİŞİM
REKLAM
KULLANIM ŞARTLARI
GİZLİLİK İLKELERİ
SON DAKİKA
HABERLER
RSS
Milli Gazete Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2016 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz !
Tel : +90 212 697 1000 / Faks : +90 212 697 1000
Yazılım Geliştirme ve Sistem Destek: Milli Gazete