Hatırlayacaksınız…
* O politikacı, 28 Şubat döneminde meşru hükümete karşı karargâhın emirleriyle hareket ederek demokrasinin yara almasına neden oldu.
* O politikacı, halka sistematik olarak, ‘Bu hükümet gitmezse darbe olacak’ mesajları verdi.
* O politikacı, adeta ara rejimin başbakanı gibi hareket etti.
* O politikacı, Türkiye demokrasi tarihine kara leke olarak geçen 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu kararları öncesi ve sonrasında Refah-Yol Hükümeti’nin iktidardan gitmesi için ne gerekiyorsa yaptı.
* O politikacı, adeta halkı ‘darbe geliyor, ‘Bu hükümet gitmezse darbe olacak’ mesajları ile korkutmaya çalıştı.
* O politikacı, yaptığı açıklamalar ile kendisinin başbakanlığında bir hükümetin kurulması yönünde açıktan mesajlar verdi.
* O politikacı, milletin verdiği oylarla kurulan meşru hükümete karşı uygulanan baskının karşısında yer almayarak, demokrasinin yara almasına neden oldu.
* O politikacı, Refah-Yol iktidarda olmasına ve henüz 28 Şubat MGK’sı yapılmamasına rağmen sürecin siyasi ayağındaki başrol görevini oynamaya başladı.
* O politikacı, özellikle egemen medyanın Refah-Yol üzerindeki etkisinin yoğunlaştığı ve adeta askerin haber bülteni haline geldiği günlerde mesajlarını daha da arttırarak sertleştirdi.
* O politikacının şu talihsiz sözü tarihe geçti: “Hükümet, Cumhurbaşkanı’nın çarşaf çarşaf yayınlanan uyarılarını anlamayacak kadar kör. TSK, Sincan benzeri bir uyarıyı 28 Şubat’ta da yapacak.”
* O politikacı, başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra ara rejime karşı çıkan ve yolsuzlukların üzerine giden medyayı hedef aldı.
* O politikacının Başbakanlığı döneminde, muhafazakâr bir gazetenin yöneticilerine gözaltında büyük işkenceler yapıldı, baskınlar düzenlendi.
* O politikacı, bir komutanın, “Size altın tepside iktidar teslim ediyoruz. Bunu iyi değerlendirin, dedim. Sekiz yıllık eğitim, milletvekili dokunulmazlığı, 7 tane şey saydım.” dayatmasını, o komutanın ifadesiyle “sırıtarak” dinledi.
* O politikacı bir şey daha yaptı; başbakanlığı döneminde bir ABD dergisine verdiği demeçte imam hatipliler için ‘yarasa’ tanımlaması yaptı. Daha sonra bir başka isim, genel kurul salonunda bu sözleri yineledi.
***
Gelelim sadede; o politikacının “yarasa” dediği İmam Hatipli öğrencilerin önü 28 Şubat sürecinde kesildi.
8 yıllık “kesintisiz eğitim” sebebiyle İmam Hatip Liselerinin orta kısımları otomatikman kapandı.
Sadece İmam Hatip Lisesi mezunlarına konan ucube “katsayı” uygulaması ile bu okul mezunlarının üniversiteye girişleri büyük ölçüde engellendi.
Yıllardır kaleme alıyorum; son düzenleme ile İmam Hatip Lisesi mezunları da artık subay olabilecek. Bir “ayrımcılık” böylece ortadan kalktı, olması gereken gerçekleşti.
Düşünüyorum da… İmam Hatipler için “yarasa” tanımlaması yapan o politikacı tüm bu gelişmeler için oturduğu koltukta purosunu tüttürürken neler düşündü/düşünüyor, acaba?
ÇOK TEŞEKKÜRLER…
Elektrik dağıtım şirketleri şöyle bir uygulama başlattı, yaklaşık 2 ay önce.
Neydi o? Diyelim ki, Erzincan’ın, Giresun’un, Kayseri’nin, Balıkesir’in ya da Bolu’nun ücra bir köyünde ikamet eden Ayşe Teyze, İbrahim Amca’nın elektrik faturasını İstanbul’daki, Ankara’daki oğlu ya da torunu internet bankacılığından ödüyordu. Ama bu bir süre önce engellendi.
Ya da şehirde birlikte oturan ailenin bir ferdi -abone olmadığı için- internet bankacılığından bu faturayı yatırabiliyordu, ama 2 ay önce getirilen düzenleme ile bu uygulama da engellendi.
Elektrik faturasını internet bankacılığından yatırırken bir süredir şöyle bir uyarı ile karşılaşıyordunuz; “Abone bilgilerinizi bir kez daha kontrol ediniz ya da abone bilgilerinizi güncellemek için hizmet aldığınız şirketi arayınız!”
Sorup soruşturdum… Nedir bu diye! Ve bu uygulamanın nedeninin görünürde “kaçak elektriği önlemeye yönelik olduğu” iddia edildi.
Oysa hiç alakası yoktu…
Ve buradan (15.06.2016 tarihli Milli Gazete’de) şu notu yazdım; “Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak beyefendiye buradan seslenmek istiyorum; Sayın Bakan bu doğru bir uygulama değil. Aileler bu uygulamadan mağdur. Bakan olduğunuz için sizi dinlerler. Lütfen, konuya bir el atın!”
Enerji Bakanlığı yetkilileri konuya el attı ve gerekli girişimleri yaparak bu mağduriyeti giderdi.
Artık, abonesi olmasanız da internet bankacılığından elektrik faturası yatırabilirsiniz. O malum uyarı ekrana gelmiyor.
Başta Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak beyefendiye ve tüm yetkili ve ilgililere çok teşekkürler…
ESKİ(MEYEN) NOTLAR…
1) Geçen Şubat ayında bu köşeden bir mağduriyeti dile getirdim; “Src belgesi nedir? Src belgesi, ticari araç kullanıcılarının alması gereken bir belge türü. AB uyumu çerçevesinde yapılan bir düzenleme. Faydası konusunun sadece devlete veya sürücü kurslarına para kazandırmanın dışında bir şeyi varsa, yetkililer bunu açıklamalıdır.
Src belgesi alımında, imtihandan muaf olanlarda bulunması gerekenlere bakar mısınız:
1-2003 yılından evvel ehliyet sahibi olmak, 2-2003 yılından evvel yüz gün sigortalı olmak, 3- ehliyet, GBT’si.
Şimdi burada ‘2003 yılından evvel ehliyet sahibi olmayı’ anlıyorum.
Peki ama ‘2003’ten evvel yüz gün sigortalı olmanın’ Src belgesi ile ne alakası var?”
İşte bu mağduriyet giderildi.
2) Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer mesaj gönderdi. Şunu söylüyor; “Hüsamettin Özkan ve Sümer Oral ile bacanak değilim. Bu öteden beri dillendirilen bir iddia ama doğru değil...” İletiyorum, üzerimde kalmasın.
3) İstanbul başta olmak üzere diğer bazı illerde 15 Temmuz darbe girişiminden sonra belediyelerce “ücretsiz taşıma” uygulandı. Ticari taksiciler bundan son derece muzdarip. Taksiciler, “Devlet hiç olmazsa bir aylık sigortamızı yatırsa…” diyorlar… İlgililere duyuruyorum…