Yıl, hafızam beni yanıltmıyorsa 2001...
Sonbahar’ın artık son ayları...
Bilenlerin gözünde o tablo capacanlıdır; Cinnah’tan Kızılay’a doğru uzanan Atatürk
Bulvarı bu mevsimde hüzünlü ve kasvetlidir.
Ama bir o kadar da duygu yüklüdür.
Bulvarın her iki tarafında sıralanan tarihi çınar
ağaçlarından düşen yapraklar Başkentte kış mevsiminin habercisidir, adeta...
İşte bu hüzünlü mevsimde, romantik bulvarın Kızılay’a daha
yakın olan bir yeşil binasındayım...
O dönem çalıştığım gazete...
Fazilet Partisi’nde yenilikçi-gelenekçi tartışması çoktan
hitam bulmuş…
Gelenekçiler Recai Kutan’ın Genel Başkanlığında
yürüyüşlerine devam ederken, başını Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent
Arınç, Abdullatif Şener, Abdulkadir Aksu’nun çektiği yenilikçiler, yeni bir
ufka yelken açtı...
İktidarda olduğu on küsür yılda pek çok eleştirilen karara
imza atan AKP’yi kurdular..
Tam da o sıralarda ‘basın’ turları atıyorlar...
O görüşmelerden birinde ben de yer aldım...
Kahvaltılı bir toplantıydı..
Eski Milli Eğitim Bakanlarından, şimdi partinin sözcüsü konumunda
bulunan Hüseyin Çelik kahvaltıya sonradan dahil olan isimlerdendi.
Kahvaltıdan sonra Tamer Korkmaz, Tayyip Erdoğan’a, “Henüz
seçimlere zaman var ama partinizin kamuoyu yoklamalarında durumu ne ” mealinde
bir soru sordu.
Erdoğan da ‘of the record’ olmak kaydıyla ‘yüzde 35’ gibi bir rakam verdi.
Toplantıda çok daha ilginç anekdot Erdoğan-Gül arasında
yaşandı.
Ben, AKP’nin seçim otobüslerinin önünde yer alan bir sloganı
hatırlattığımda, Erdoğan’ın hemen yanı başında oturan Abdullah Gül atıldı;
-Bizim seçim otobüslerinin önünde öyle bir yazı mı var
Tayyip Erdoğan’ın o anda Abdullah Gül’e dönerek sarfettiği
cümleyi hiç unutmuyorum;
-Sen tabi hep bizim arkamızdan geldiğin için o sloganı
farketmemişsin, görmemişsin!
Biraz latife, biraz şaka yollu bu sözler salonda buz gibi
bir hava estirdi..
***
Erdoğan’ın genel siyaset tarzını anlatmak-anlamak adına
anlattım bu anekdotu.
Yukardaki isimlerden biri yollarını AKP ile çoktan ayırdı.
Bir diğeri yeniden bakan olamadı, kabineye giremedi, partide
de hayli pasif durumda. Eski gücünden eser yok.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise en kritik, hassas
noktada.
Arınç son olarak, BDP’li bir milletvekilinin Diyarbakır
Cezaevi’nde yaşadıklarına göndermede bulunarak, “Ben de olsam dağa çıkardım.”
empatisinde bulundu.
Bu yaklaşıma Başbakan Erdoğan’ın tepkisi hayli sert oldu:
“Bizim yolumuz dağ yolu değil.”
Başbakan, “Bülent bey, aslında dağa çıkacağından değil
elbette ama empati yapmış bir bakıma. Biz tabii Hükümet olarak böyle
düşünmüyoruz..” deseydi hiçbir sorun çıkmazdı..
Ama öyle yapmadı..
Tıpkı ‘Şike’ konusunda getirilen düzenlemede olduğu gibi..
Tayyip Erdoğan, yine ve yeniden Bülent Arınç’ın üzerinden
silindir gibi geçti…
Erdoğan’ın genel siyaset tarzı bu...
RE’SEN EMEKLİ ASTSUBAYLARIN DURUMU NE OLACAK
Sayın Adnan bey, re’sen emekli edilen bir astsubayım.
6191 sayılı yasa ile 926 sayılı TSK personel kanununa
eklenen geçici 32. madde uyarınca yargıya kapalı YAŞ kararı ile TSK ayırma
işlemi gerçekleştirilen personel yararlanırken, yargıya açık kararname ve bakan
onaylı ayırma işlemi gerçekleştirilen personelin yararlandırılmamasını bir
gazeteci olarak uygun buluyor musunuz
Gerek kararname, YAŞ Kararları ve bakan onaylı ayırma
işlemleri aynı yasa maddesi ve yönetmeliğine dayandırıldığı halde, söz konusu
yasa kapsamı dışında bırakılan personelin ayırma işlemlerinin yargıya açık
olması gerekçe gösterilerek askeri yüksek idare mahkemesine açılan idari
işlemin iptali davaları anılan mahkemece reddedilmiştir.
AYİM’in bu kararı anayasanın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılık ilkesine ve insan hakları
evrensel beyannamesine aykırı olduğu söylenebilir mi
(BAYRAM ALİ ÇALIŞKAN)
MİNİK BETÜL UZANACAK EL BEKLİYOR…
SSPE denilen ve bilinen bir ilaç tedavisi olmayan hastalığa
yakalanan Betül Başeğmez’in ailesi hayırseverlerin yardımlarını bekliyor. Eksik doz ya da bayat aşı nedeniyle
yakalandığı hastalıktan yatağa mahkum olan Başeğmez’in ailesi yıllardır büyük
bir metanetle kendilerini kızlarına adamış. Yatağa bağımlı ve kıpırdamadan
yatan Betül çevresinde olan biteni ise çok iyi anlıyor. Konuşulanları duyuyor,
anlıyor ama cevap veremiyor.
Cansuyu Derneği’nin sahip çıktığı minik Betül için
hayırseverlere çağrı yapıldı.
Betül’ün annesi Nihal Hanım, “Kızımız çok çalışkan ve aktif
bir öğrenciydi. Daha okula başlamadan folklor oyunlarını öğrenmişti. Okulun
folklor ekibindeydi. Önce derslerinde başarısızlık, unutkanlık başladı.
Ardından düşmeler ve krizler geldi. Hastaneye sağlam giren çocuğum aylar sonra
ağır hasta olarak hastaneden çıkartıldı. Hatta ‘siz bunun ölümünü bekleyin’
diyenler oldu. Sonra SSPE teşhisi konuldu. Neyle karşı karşıya olduğumuzu
bilmiyorduk. Çocuğumla birlikte biz de perişan olduk. Dünya adeta başımıza
yıkıldı” dedi.
Kağıthane, Yeşilce Mahallesi’nde oturan Betül BAŞEĞMEZ,
kendisine uzanacak yardım eli, elleri bekliyor. (REMZİ YOL)
NOT: Bugün 24 Aralık
2012 Pazartesi... Uyan da balığa gidelim... İktidarın “2012 yılında yeni
Anayasa vaadi”ni sıcak tutmak adına... 2012’den 11 ay 24 gün daha eksildi. Yeni
sivil anayasanın yazımına başlanalı çok oldu, ilk cümleler ortaya çıktı...
Şunun şurasında ne kaldı; sene sonuna
geldik, sonuç yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Umutlar tükenmek üzere...”
demeye başladı. Siviller, bu kez başarabilecek mi Takipçisiyiz...