Hayatımız normalleşmenin neredeyse dışında seyrediyor. Aslına bakarsanız uçuk kaçık, neye, ne zaman tepki vereceği belli olan insanlar, özellikle de sanatçılar anormal olarak addedilir. Anormal insanlar sınıfına birçok kümeler, gruplar eklenebilir. Mesela pek de önemli olmayan bir konuda birilerinin çıkıp da tepki göstermesi gibi. Vakıa şu ki bazı insanlar kendi rüştünü abesle iştigal mevzularda arar. Bu tipler alakasız yerde ortaya çıkabilirler.

Hangi konuda olursa olsun toplum normalin dışına itiliyor. Bu itiliş hem devlet, hem hükümet, hem siyasiler,  hem de bazı art niyetliler tarafından yapılmaktadır. Çizgi dışına çıkan toplum maalesef normalleşme sürecini yaşamakta zorlanıyor. Bütün, bu sıra dışı olarak niteleyebileceğimiz tersliklere karşı iyi yolda olan insanlarda bulunmaktadır.

Normal insanlar olmasa bu ülke çok fena bir halde anormal insanlarla kaynardı. Fakat zaman zaman anormal insanlara da ihtiyaç duyulur. Anormalleri normallerin normalleri de anormallerin dizginlediği gibi her iki tarafta birbirinden güç alıyor. Diğer yandan gün geçmiyor ki anormallikler yaşanmasın. Temenni edilir ki ne bu ülkede anormallikler yaşansın ne de yerine göre anormallere ihtiyaç duyulsun.

Normal insan kimdir

İnsanlar neden normalleşme sürecinde sıkıntılar yaşıyor

Bu sorunun cevabı oldukça basittir. İnsanlar en ufak ve en basit işlerde bile iyi niyetle hareket etmedir. Hayatını sıradan ancak monotonluktan uzak yeniliklere açık olarak yaşamalıdır. Tarihteki olumsuz olay ve insanları prototip olarak görmemeli; insanların hayrına hayatını tanzim etmelidir.

Bir insan bu anlamda ne yapabilir  

Mesela çok basit işlerden başlayabilir; yemekten önce de sonra da elini yıkanabilir. Bir iş sırasında yaşlılara öncelik vermelidir. İnsanlara iyi davranmalı fedakârlık ve feragatlık denen güzel hasletlere uymalıdır. Bir iş sırasında birine yerini verebilir. Bir konuda öfkelenmeden durabilir, mutedil olabilir. Tartışma ortamında karşısındakini kızdırmadan ikna edebilir buna gücü yetmezse sesini çıkarmayabilir. Her ortama hakkaniyet ölçüsünde davranarak uyum sağlayabilir. Hayatta her yapacağı işlerde şeytanın kayığına binmeden de güzel serin sularda ahlak ve fazilet ölçüsünde seyahat edebilir.

Bir çocuğun gözyaşlarını silebilir, tanıdığı veya tanımadığı bir insanın acısını hafifletebilir. Çevredeki çirkinliklerin çoğalmasına engel olabilir.

Bizler kendi hayatımızda basit işlerde dahi Allah Resûlü’nün düsturları çerçevesinde hareket edebiliriz. Bunun için de davranışlarımızı kontrol altına alabilmeli ve İslami bir tutum içinde olabilmeliyiz. Diğer yandan haksızlıklara her devirde karşı çıkılmalıdır. Haksızlık karşısında susan dilin şeytan olduğu unutulmamalıdır.

İyilik yapmak, helal işlemek, haramlardan kaçmak pek de zor olmasa gerektir. Bu bakımdan her zamanda normal olmak büyük önem arz ediyor. Bu normallik insana her zaman huzur verir. Kendi dertlerinin, sıkıntılarının da dağılmasını, yok olmasını temin eder. Bütün mesele samimi olmak, içten davranmak, açık olmaktır. İnsanlar sizin hakkınızda iyi niyetler besliyorsa, sizi hep iyi yönlerinizle anıyorsa sizler iyi yoldasınız demektir. İnsan daima kendisi için otokritik yapabilmelidir. Ben nerede yanlış yaptım yerine ben ne kadar daha yakınlarıma, çevreme ve topluma faydalı olabilirim, sorusunu sormalıdır. Böyle bir hal içerisinde olan insan çevrede her zaman ilgi görür, güvenilir olur.

Fertlerin iyilikler üzre hareket etmesi, önyargıların kırılmasına neden olur. İnanılan ve güvenilir olma durumu toplumda aksiseda oluşturur.

İnsanlar ne çekiyorsa su-i zanlardan, gıybet- dedikodudan çekiyor. İnsanın benliğini habis bir ur gibi kemiren ne kadar olumsuz kelam ve davranışlar varsa bunlar yok edilmelidir. Bunun için bir tutum içinde olunmalıdır. İnanmayan insana (özellikle de marjinaller) ne derseniz deyiniz pek fayda vermeyebilir. Bu tipler Müslümanlara karşı düşmanca bir duruş içinde her türlü hakaretler yapmaktadırlar. Müslüman elinden ve dilinden emin olunan bir kimsedir. Bu nedenle Müslümanlar inancıyla barışık yaşamalı kendi dışında farklı ve olumsuz tiplerce kategorize edilmemelidir.