YORUM: “Kerametli Başlangıç!”

Aile, “huzur” ve “saadet” kelimeleriyle anlam kazanır. Nikâh ise, “bir araya getirme, evlenme” anlamıyla bu yolculuğunun başlangıcıdır. Anlam ve “keramet” içeren bu başlangıçların sürdürülebilmesi, eşlerin (ezvaç) mahremiyet ve paylaşım alanlarına gösterecekleri saygıya (izdivaç) bağlıdır. Çünkü evlilik, dinî, ahlâkî, ekonomik ve sosyal bir zemininde anlam ve saygıyla buluşmadır. Bu zeminde buluşamayan aile “facia”nın eşiğindedir.

GÖRÜYORUM: “Hukuk-i Aile Kararnamesi!”

Büyük devletlerin direnci, aile yapılarının direncinden gelmektedir. Bunu bilenler, bu büyüklüğü “küçük” düşürecek uygulamalardan geri kalmamışlardır. “Osmanlı’da Tanzimat’tan kısa bir müddet sonra başlayan kanunlaştırma hareketlerinin son örneğinin (25 Ekim 1917) Hukūk-ı Aile Kararnamesi” olması dikkatle incelenmelidir. “Şer‘iyye mahkemelerini şeyhülislâmlıktan alan” İttihat ve Terakki hükümeti, aynı tutumu “aile kanununu hazırlama” işinde de göstermiş ancak iktidardan düşmesinden sonra kararname alelacele yürürlükten kaldırılmıştır.

Günümüzde benzeri uygulamalar İstanbul Sözleşmesi ile gerçekleştirilmektedir. “Kadınlık, erkeklik ve aile algımız” dışarıdan belirlenmeye çalışılmaktadır. Üstelik sözleşmede “üye ülkelerin izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin özel bir izleme ve denetleme birimi (grevio)” bağımsızlığa gölge düşürmektedir. Torba yasa gibi “kadına şiddet” ve “eşcinsellik” birlikte yürütülerek meşruiyet oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu açıdan “İstanbul Sözleşmesi’nin Kabul Edilemez Oluşu ve Sözleşmeden Çekilme” süreci, köklü bir yaklaşım (Anadolu Yaklaşımı) ve etkili bir plan (Dersaadet) dâhilinde yönetilmelidir.

ÖNGÖRÜYORUM: “Anadolu Yaklaşımı!”

Aileye sahip olması gereken anlamı yeniden kazandırmak, topluma ruhunu kazandırmaktır. Bu perspektifte geliştirilecek Anadolu Yaklaşımı’nın aile bütünlüğü (hukuk), kadına şefkat (ekonomik) ve huzur (sosyal) hedefleri toplum ve yöneticilerle paylaşılmalıdır. Esas mesele nikâh olduğundan; “1 Milyon Çift Evlendirme” kampanyası ve “0-3 yaş çocuğu olan çalışan kadınlara uzaktan çalışma” imkânı hazırlanmalıdır. Yaklaşıma destek sağlayacak STK, yazar, kadın ve aile grupları platformlarda buluşturulmalı ve “ölçü”ler geliştirilmelidir.

Ailenin temelini teşkil eden ilke ve amaçların “doğrudan Kur’an tarafından belirlenmiş ve hükümlerin Hz. Peygamber tarafından genişçe açıklanıp uygulanmış” olması, İslâm’ın evlilik ve aile kurumuna atfettiği önemin göstergesidir. Bunun yanında “insanlar için kaynaşıp huzur bulacakları kendi türünden eşler yaratıp aralarında ‘meveddet’ oluşturmasının Allah’ın kudretinin delillerinden” olması, aileye verilen değerin ifadesidir. Bu önemin ve değerin farkında olan hayat, ancak eve sığar!