Türkiye de İslâmi değer ve bilincin bir yükseliş dönemi vardır. Bu dönem yeni bir sürecin de başlangıcıdır. Cinayet, suikast ve faili meçhullerin de bir tarihi vardır. Bunların hiçbiri diğerinden ayırt edilemez. Biri diğerinden de soyutlanamaz. Olayların gelişimi ve olayların işleniş biçimleri ve mekânları bir rastlantı sonucu seçilmiş değildir.

Yaşanmakta olan olaylar, cinayetler salt varoş kültürüyle izah edilemez. Birbirini besleyen nedenler ve bu nedenlerin oluşumunu sağlayan koşullar ya da stratejik çalışmalar neyin ne olduğunu göstermesi bakımından üzerinde durulmaya değer.

Trabzon, bölgesel özellikleri bakımından, psikolojik olarak Rize bir rekabet içindedir. Bu, iki kentin birbiriyle çekişmesinin tatlı bir yanı olmakla birlikte tatsızlığa varan sonuçlara da gitmektedir. Para hırsının ağır bastığı kesimler, bazen sınır tanımayabiliyorlar. Trabzon psikolojik bir özerklik ruhuna sahip. Bunun nedeni nedir kestiremiyorum. İrdelenmeli. Of İslâm düşüncesinin en yoğun olduğu bölge. Bu, Allah a yakın olma duygusunu öne çıkarıyor. Ne var ki, bu psikoloji zaman içinde bir fanatizme dönüşmüş. Kendi kabına sığmayan bu kent, sporda, siyasette, ekonomide sürekli olarak öne çıkma çabasında. İstanbul ile yarışır bir psikolojidir bu. Geçen yaz, Millî Gazete ekibi olarak oraya yaptığımız ziyarette, oradakilerin istekleri, beklentileri bir özerklik psikolojisi taşımakta. Örneğin spor sayfasında Trabzonspor un çok daha ağırlıklı yer alması, hatta özel yayınlar yapılması beklentileri biraz da aşırıya kaçar nitelikte. Bu, genel anlamda gerek medya ve gerekse faaliyetleri bakımından hak eder nitelikte. Ancak bu beklenenden daha çok ileri bir adıma dönüşüyor. Bu, bir psikolojidir.

Trabzon bölgede İslâmi duyarlılığı en yüksek iki kentten biridir. Dolayısıyla bu yükselişin karşısına bir başka şeyin çıkarılması ve sürdürülmesi de kaçınılmaz oluyor. İslâmi duyarlığın karşısına ve yerine milliyetçiliğin konulması ve bunun militanlaştırılması da bir rastlantı değildir. PKK militanlarının ve F tipi cezaevi savunucularının orada linç edilme girişimi de bu psikolojinin bir sonucuydu. Bunun tam karşı durumunu ise Diyarbakır ve Bingöl eksenli olarak yapıyorlar. Bu konuyu daha önce irdelemiştim. Bu, vatanseverlik ve milliyetçilik psikolojisiyle yapılmakta. Kendilerini devlet yerine koyan, yargılayan ve kararını icra eden bir psikoloji. Devlet içinde devlet düşüncesi. Geçmişte, Komünizme karşı kendini vatansever ve Türkiye nin tek sahibi gören bir düşüncenin yaşattığı gerilimin bir benzeri. Karşı psikolojilerin bir savaşına dönüştü, bu ülke çok genç beyin yitirdi.

Sekülerlerin ise İslâm a olan tepkileri daha tehlikeli bir boyut arz etmekte. İslâmî değerler yükseleceğine, onun yerine ne olursa olsun anlayışı egemen kılınmakta ve istenmekte. Hırant Dink cenazesindeki sahiplenme psikolojisinin nedeni de budur. Daha da önemlisi, bölgede, sekülerlerin, AB cilerin, Batıcıların değer tanımazlıkları yeni bir süreci devreye sokmuştur. Bundan birkaç yıl önce bir büyük işadamının Hıristiyan bir patrik ile bölgeye yaptığı geziyi anımsayalım. O gezide bu kerli ferli iş adamımız Patrik in elini bile öpmüştü. O zamandan beri bölgede İslâm öncesi kültürün ihyasına çalışılmaktadır.

Bölge insanın ahlâki bir çözülmesi de göz ardı edilmemeli. Bu ülkeye para girsin de nasıl girerse girsin tutumu bir başka felâketin habercisi oldu. Nataşaların bölgeyi istilâsı öyle kabullenilir bir şey değildir. Gene bu gezimizde arkadaşlarımız, gerek Ardahan da ve gerekse Gümüşhane de yaşanan felâketin örneklerini verdiler. Gümüşhane de, hatta Bayburt ta memurlar maaş alır almaz Trabzon a koştuklarını ifade etmişlerdi. Bir toplum ancak bu yollarla çözülebilir ve dağılabilir.

Bölgede Hıristiyan kültürün öne çıkarılma çabası gözlerden kaçmıyor. Bu olaylarla Trabzon un İslâmi duyarlıklı insanları baskı altına alınarak etkisizleştiriliyor. Halk baskı altında tutuluyor. Bölge ateşler arasında. Bir yanıyla sekülerlerin baskıcı tutumu, ahlaksızlığın yaygınlaştırılması ve ailelerin dağılması, milliyetçilik duygularının öne çıkarılması, bilgiden, kültürden ve düşünceden yoksun insanların seçilerek tetikçi hale getirilmeleri gibi. Bütün bunlar sistemli olarak yapılmaktadır.