12 Eylül Askeri Darbesi’nin başında yer alan Kenan Evren…
Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı ve 12 Eylül dönemi, Türk siyasi mizahında ve halk arasında çok sayıda fıkraya konu oldu…
Bu fıkralar genellikle onun her konuda fikir beyan etmesi, resim sanatı ve Picasso ile ilgili ünlü yorumları, "Netekim" kelimesini sıkça kullanması ve astığı astık yönetim tarzı etrafında şekillenir.
İşte o dönemden günümüze uzanan en popüler Kenan Evren fıkraları:
Kenan Evren, cumhurbaşkanlığı döneminde bir modern sanat sergisini gezerken Picasso’nun bir tablosunun önünde durur. Tabloya uzun uzun bakar, arkasını döner ve yanındakilere şöyle der:
* "Bunu yapmaya ne var? Netekim bunu benim sekiz yaşındaki torunum da yapar, ben de yaparım!"
Ertesi gün gazetelerde bu açıklama büyük yankı uyandırır.
Birkaç gün sonra Evren bir başka sergiye gider. Benzer soyut bir tablonun önünde yine durur. Yanındaki yaverine sessizce eğilir:
* "Yaver, bak bakalım etrafta gazeteci var mı?"
* "Yok paşam."
* "İyi o zaman... Şuradan bana bir fırça getirin de iki dakikada şunu düzeltivereyim!"
"NETEKİM" PAPAĞANI!
Adamın biri bir gün petshopa gider ve çok akıllı, her dili konuşabilen lüks bir papağan beğenir.
Fiyatını sorar, satıcı "1000 dolar" der. Tam o esnada köşede tüyleri dökülmüş, yaşlı ve hırpani bir papağan görür. Satıcıya onun fiyatını sorar. Satıcı "O 5000 dolar" der. Adam şaşırır:
* "Yahu bu eski püskü kuş neden o kadar pahalı, ne özelliği var?"
Satıcı arkasını döner ve fısıldar:
* "Valla ağzından tek bir kelime çıkıyor, sürekli 'Netekim' diyor. Ama diğer bütün papağanlar ona 'Paşam' diye hitap ediyor, o yüzden piyasası yüksek."
İŞTE DÜŞÜNDÜRÜRKEN GÜLDÜREN O ANEKDOT!
Deneyimli gazetecilerden Leyla Emeç Tavşanoğlu, 12 Eylül Askeri Darbesinin başında yer alan Kenan Evren’le alakalı, o dönemde yaşandığı ileri sürülen bir anekdotu yazdı.
İşte düşündürürken güldüren o anekdot;
“Bundan sanırım kırk küsur yıl önce Cumhuriyet gazetesinin Marmaris muhabiri Özcan Özgür vardı. Dört dörtlük bir gazeteci olan Özcan Marmaris İlkadım gazetesinde de yazılar yazardı.
Faşist 12 Eylül Cuntası dönemiydi. Özcan Marmaris İlkadım gazetesine Şili’nin bir o kadar Faşist diktatöru Augusto Pinochet üstünden bir fıkra yazdı. Fıkra şöyle:
“Şili’nin Faşist diktatörü Pinochet’ye sormuşlar:
‘Turşu mu zor kurulur, cunta mı?
“Pinochet cevap vermiş:’Turşu zor kurulur.’
“Soruyu soran şaşırmış: Hiç olur mu efendim? Koskoca devlet yönetimi turşudan kolay mı kurulur?’
“Pinochet açıklamış: ‘Elbette. Turşu kurmak için bir sürü hıyar lazım. Cunta kurmak için üç hıyar yeter.’”
Fıkra yayımlandıktan sonra birileri durumu 12 Eylül Cuntası’nın lideri Kenan Evren’e şikayet eder. Kenan Evren fıkrayı kendi üstüne alınarak fena halde sinirlenir; bizim Özcan’ın derhal hesaba çekilmesini emreder.
Özcan bu ve benzeri yazıları nedeniyle ‘devletin kolluk güçlerine ve cuntaya hakaret’ suçlamasıyla göz altına alınır ve yargılanır.
Öte yandan, kulakları çınlasın, kendisi de gazetecilikten gelme, Kenan Evren’in basın danışmanı ve sözcüsü olan Ali Baransel Özcan’ın başına gelenlere üzülmüştür.
Ortamı yumuşatmak ve krizi çözmek için Kenan Evren’in yanına gider.
Baransel’le Evren arasında şöyle bir konuşma geçer:
Ali Baransel: “Sayın Cumhurbaşkanım, bu gazeteci arkadaş fıkrada sizi kastetmemiş.”
Kenan Evren: “Nereden anladın, netekim?”
Ali Baransel: “Efendim, fıkradaki diktatör, cunta kurmak için üç hıyar yeter, diyor. Oysa bildiğiniz gibi bizim Milli Güvenlik Konseyi beş kişiden oluşuyor. Sizinle bir ilgisi yok.”
Ali Baransel’in bu izahatını Evren’in kabul ettiği ve rahatladığı Ankara kulislerinde yıllarca anlatıldı…”



