Biz Türkler de adettir! İki yabancı bir araya gelmeyelim. Hemen tanışma faslı başlar!
İlk soru "Nerelisin " olur!
Daha doğru dürüst nereli olduğunuzu açıklamadan ikinci soru arz-ı endam eder:
Neresindensin
Yeni tanışan kişilerin, tanıştıkları kişinin nereli olduğunu öğrenmeleri belki işlerine yarayabilir ama nereli olduğunu öğrendikleri yeni dostlarının daha da detay özelliklerine girmeleri ve "Neresinden " diye sormaları neye yarar bilemiyoruz!
Şimdi de bizler üzerinde yaşadığımız şu dünyanın Türkiyeli bir ferdi olarak Obama ile tanışıyoruz.
Doğal olarak ilk sorumuz "Nerelisin " oluyor!
"Amerikalıyım" cevabından sonra sanki çok işimize yarayacakmış gibi ikinci sorumuzu patlatıyoruz:
Neresindensiniz
Aldığımız "Kenyası ndan" cevabı karşısında ağzımız bir karış açık kalıyor!
Evet, Amerika Kenyalı Başkanı ile dünyayı yönetmeye hazır!
Nedendir bilinmez Amerika nın Kenyalı başkanına karşı dünyalılarda müthiş bir sempati var! Amerikalıların yeni seçtikleri Kenyalı başkanlarına karşı gösterdikleri sempatiyi anlıyoruz!
"Yılların verdiği ezilmişliğin doğal sonucu" diyoruz.
"Bush yönetimine karşı normal bir tepki" diyoruz.
Ama dünyalıların Obama sempatisini anlamakta güçlük çekiyoruz.
Ne lehinde ne aleyhinde bir şey söyleyebilmek için henüz çok erkenken insanların "Obama seçildi" diye bayram etmelerini anlayabilmiş değiliz.
Hele bir bekleyin, hele bir icraatlarını görün!
Kimi "Obama ezilmişlerin sesi olacak" zannı ile sempati duyuyor!
Kimi "Göbek adı Hüseyin" diye sempati duyuyor!
Kimi "Babası Müslüman" diye sempati duyuyor!
Kimi işi daha da ileri götürüp ilahi boyutlar katarak "Beklenen siyahi adam geldi" diye sempati duyuyor!
Kimi "Fakir fukara takımından" diye sempati duyuyor!
Kimi "Sokaktan gelen biri" diye sempati duyuyor!
Herkesin Obama ya karşı duydukları sempatinin farklı bir nedeni var.
Biz ise Obama hakkında bir karar vermeden önce zamana ihtiyaç duyuyor ve körü körüne Obama seçildi diye bayram etmeyi yersiz buluyoruz.
Amerikalılar Obama nın başkan seçilmesini "demokrasinin bir zaferi" olarak takdim ediyorlar ama biz böylesine sahiplenilen demokrasinin Irak ve Afganistan da ne tür cinayetlerin kaynağı olduğunu da unutmuş değiliz.
Bu nasıl bir demokrasidir ki, Amerika da ezilenlerin sesi olurken Irak ta ve Afganistan da ezenlerin gür sesi(!) haline gelir
Kendi kendimize bile bunun izahını yapamıyoruz!