Yaşamıyoruz, adeta sonuçları zamana yayarak hayatı erteliyoruz. Gidilen bu yol, yol olmayınca da alınan mesafe ıstıraba dönüşüyor. Çözümü ertelemenin faturası ise giderek kabarıyor ve döviz kurlarına bile yansıyor. Yanlışlıkları masaya yatırmak yerine; yalnız ve mağdur olmaktan gurur duyan bir psikolojiye alıştırıldık. Asıl sorun ise, birçok çalışma, rapor ve araştırma kesin “netice”leri ortaya çıkarttığı halde bunlar konuşulmuyor ve değerlendirilmiyor. Bu durumda nemelazım kuru sürekli yükseliyor.
Geçmişte biraz sorumlu davransaydık, ekonomik göstergelerin olumsuz yönde seyrettiğini açıklanan “müjde”li haberlerden anlayabilirdik. Her gün yeni bir müjdeli haberle işçiye, memura, emekliye vaat yağdığı halde, işsizliğin arttığını, enflasyonun yükseldiğini, dış ticaret ve cari açığın kontrol edilemediği görebilirdik. İflaslar artığı, karşılıksız çeklerin çoğaldığı, suç oranlarının yükseldiği bir ortamda tüm bunları “alarm zili” olarak algılayabilirdik. Problem tespitinden problem kaynağına geçmeyen konuşmalarla, ülkemize göz göre göre yeni kayıplar oluşturuldu. Yaşanan “acil durum”lar normal “olay” kabul edilerek, yeni “afet”lere kapı aralandı.
Kurallar rafa kalktığı ve buna nemelazımcılık eklendiğinde, kalkınma için kurulan tüm teşkilatlar topluma müşkülat olur. Ve gerçekler, kendisine kayıtsız kalındığı zaman, kayıtsız kalan kişilerden ve toplumlardan öç alırcasına hareket eder. Bu yüzden bugün geldiğimiz aşama, bugün “kendi isteğimizle yapmadığımız yapısal reformları zorunlu olarak yapmamız gereken” noktadır. Çünkü bu ülkeyi yöneten fikir sorunludur. Bu yüzden de yeni bir fikir peşinde olmayan bir yönetimin aldığı tedbirler de akıl kârı değildir.
Eğer zaman bizden yana olacaksa, problem tespiti yerine problemin kaynağı ortaya konmalı, sonuç merkezli değil, ilke merkezli bir yaklaşım benimsenmelidir. Çünkü “yeni nesil kalkınma”nın yolu; kişisel değil; ilkeseldir, fikirseldir. Bu ülke her türlü olumsuz durumun üstesinden gelecek potansiyele sahiptir. Yeter ki, ilkeli olalım, yeni fikirlere fırsat tanıyalım. Bunun için yapmamız gereken; yöneticilere kur yapmaktan vazgeçmek ve nemelazım kurunu düşürmektir. Çünkü “bir ülkeyi kötüler değil, ona seyirci kalan iyiler batırır”!