Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın her kelimesine yüzde yüz katıldığımız çok önemli bir açıklaması var.
Bu açıklamada ülkemizi ve insanımızı bekleyen büyük bir tehlikeye dikkatler çekilmeye çalışılıyor.
Dilerseniz önce açıklamaya birlikte göz atalım!
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan diyor ki:
“Uyuşturucu, alkol, bahis, kumar ve sigara bağımlılığı, millî bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı hale geldi. Neredeyse her telefon bir kumarhane oldu.”
Yerden göğe haklı bulduğumuz bu tespitin her satırına katılıyoruz.
Tespit yerden göğe haklı olmasına haklı ama biz asıl bu hale nasıl geldiğimizi merak ediyoruz.
Ne yaptık da bu hale geldik?
Ya da ne yapmadık da bu haldeyiz?
Bu sorulara net cevaplar veremediğimiz sürece yani bu hale neden gelmiş olduğumuzu doğru biçimde tespit edemediğimiz sürece yakındığımız konular aynen devam edip gidecektir.
Elbette bütün bu yakınılan konular kendiliğinden ortaya çıkmış sorunlar değil!
Çeyrek asır önce neden bu halde olduğumuz sorusuna daha rahat cevap verme şansımız olabilirdi.
Sorumluluğu, dünya görüşleri bizden farklı olan iktidarların üzerine yıkar geçerdik.
Ancak çeyrek asırdır birebir aynı olmasak da birbirlerine yakın dünya görüşlerini savunanlar iktidarda!
Çeyrek asır önce yapamadığımız pek çok şeyi şimdi yapabiliyoruz.
Mesela kamuda çalışanlarımız başlarını da örtebiliyorlar, sakal da bırakabiliyorlar.
İbadetlerini de daha rahat yapabiliyorlar.
Bu tür kazanımları elbette görmezden gelmek mümkün değil.
Ama bu tür kazanımların yanında müthiş kayıplarımız da var.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından da dile getirilen bu kayıplarımız, gerçekten çok kaygı verici boyutlara ulaşmış bulunuyor.
Ne yaptık ya da ne yapmadık da hale geldik?
Eğer kaygı veren bu gelişmelerin önünü gerçekten almak istiyorsak bu soruların doğru cevaplarını bulmalıyız.
Gençlerimiz neden bu hallere düştüler?
Gençlerimizin bu hallere düşmesinde biz büyüklerin tutarsızlıkları etken olmuş olabilir mi?
Yoksa dudakları arasında sigara bulurken evladına sigaranın zararlarını anlatan babalar analar gibi mi olduk?