Günlerden beri İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olup olamayacaklarını tartışıyoruz. Tartışmamız haklı olmakla birlikte dünyada öylesine bir düzen kurmuşlar ki, tüm tartışmalar anlamsız kalıyor. Çünkü Haçlılar sürekli olarak olayları kendi bakış açılarına ve inançlarına göre yorumluyorlar. Söz gelimi dünkü iki gazete yer alan, “NATO silahı teröristte” ve “Avrupa’dan PKK’ya 30 milyon avroluk destek” başlıklı iki haber pek çok tartışmayı anlamsız kılıyor. Çünkü görünen o ki, taşları bağlamışlar çakalları serbest bırakmışlar. Manzara aynen bunu gösteriyor.
Öylesine bir düzen kurulmuş ki, söz gelimi dünya üzerindeki en kapsamlı Birleşmiş Milletler örgütü ile 30 ülkenin üyesi olduğu NATO’nun kuruluş gayeleri ile uygulamada çok ciddi farklılıklar var. Yani, söylenen ile uygulama birbirinden farklı. Daha doğrusu söylenen herkese aynı şeyler olsa da uygulama ülkeden ülkeye değişiyor ve bu farklılıkta sanki gayet doğalmış gibi takdim ediliyor. Bunun çeşitli sebepleri olmakla birlikte ülkelerin bulundukları örgütler içindeki yerlerini sahip oldukları güç ve Haçlı dayanışması belirliyor.
Yukarıya başlıklarını aldığım iki haberin kısaca özetini vermek, yorumu ondan sonra sürdürmek istiyorum. İlk haberimizin başlığı, “NATO silahı teröristte” başlığı altında yer alıyordu. İlk bakışta insan olayın içeriğini anlamakta güçlük çekiyor. Çünkü NATO yeryüzünde çatışmaları önlemek, barışı sağlamak için kurulmuş bir örgüt. Daha doğrusu dünyaya kurulduğu günden beri hep böyle sunuluyor. Hâlbuki ülkemizin güneyinde başlatacağını açıkladığı terör yuvalarını temizleme harekâtının tartışıldığı şu günlerde böyle bir haberin medyaya yansıması sanıyorum bir tesadüf olamaz. Çünkü haber Anadolu Ajansı (AA) kaynaklı. Özetle haberde şöyle deniyor:
“Türkiye’nin terör koridoruna yönelik olası operasyonu öncesi Münbiç yakınlarında bulunan teröristlerde en etkili tanksavar olarak bilinen TOW görülüyor. ABD yapımı TOW’ların menzili 3-4 kilometre.”
Haberde başka bilgiler de yer alıyor ama sanıyorum aktardığımız kısım yeterlidir. Çünkü NATO kuvvetlerinin elinde bulunan bu tanksavar silah ABD yapımı. Yani sadece NATO silahı olması yetmiyor, aynı zaman ABD üretimi silah. Böyle olunca bu silah teröristlerin eline tesadüfen geçmiş olamaz. Büyük bir ihtimalle ABD’nin kendi ürettiği silahların kullanımı konusunda eğitimde vermiş olması söz konusu. Çünkü TIR’lar dolusu silahların teröristlere verildiği ve ABD’lilerin eğitim verdikleri de biliniyor. Kaldı ki, teröristlere silah desteğinin verildiğini görmek için ille de cepheden bir fotoğraf yayınlanması gerekmiyor.
Başlığını aktardığım ikinci haber de Avrupa’dan PKK terör örgütüne gönderilen maddi destek ile ilgili. Haberde özetle şöyle deniyordu:
“Avrupa ülkeleri terör örgütü listesinde yer almasına rağmen PKK’ya göz yummaya devam ediyor. Sadece geçen sene Avrupa’dan teröristlere 30 milyon avro gönderildi.”
Bunun yanında teröristlere Avrupa ülkelerinin kucak açtığını, ülkelerinde emniyet güçlerinin desteğinde gösteri ve yürüyüşler yaptıklarını da biliyoruz. Ülkemize yönelik terör faaliyetlerinde bulunan örgütlere hem silah ve cephane, hem de maddi desteği Avrupa ülkeleri sağlıyor. Böyle olunca da yıllardan beri girmek için kapısında beklediğimiz AB’yi ve NATO’yu öncelikli olarak sorgulamamız gerekiyor. En azından bir sonuç alınamasa bile, ‘Sizin ne hainlikler yaptığınızı biliyoruz’ diye haykırmak durumundayız. Bunun da ötesinde AB kapsını bir an evvel terk etmek ve NATO’nun varlığının tartışmaya açılması gerekiyor. Yoksa Haçlılar kendilerini akıllı sanmaya devam edecekler.