Hep sürer gider. Anlaşılmıyor ya da hayat ne kadar da
karmaşık, açık net bir şey yok derler. Peki bu böyle mi
Elbette hayır.
Okuma konusunu ele alayım biraz. Okul yıllarında öğretim
amaçlı yazılmış ve imtihana tabi tutulma kriterlerine göre hazırlanmış
kitapları okumakla insan meslek sahibi olabilir ama kültür irfan sahibi olamaz.
Yanlış işte burada.
Memlekette okul bitirmekle insanın adam olacağı düşünülüyor
halbuki oradan iş sahibi olur daha sonra da ferasetle niteliklerinizi artırma
imkanını yakalayabilirsiniz. Son yüzyıl boyunca yayınlanan kitapların
konularına baktığımda mevzuların çok değişmediğini görüyorum. Bahsettiğim kitap
yayını değil kitaplara konu olan olguların azlığına dairdir.
Neler konu edinilmiş
İnsan, toplum, milletler, yaşayan dünya dinleri, tarih
yorumları, mitoloji, fenbilimlerinin genel konular olduğu görülüyor.
Milletimizi yöneten kadroların farklı tercihleri sonucunda
meydana gelen köklü değişiklikleri hep hesaba katmak zorundayız, bunlar düşünce
dünyamıza ve yayıncılık dünyasına da etkiler yapmışlardır.
Daha sonra bunlara dair değerlendirmelerimiz de olacaktır.
Kitap okumaya gelince. Önce insanın ruhsal fiziksel
kapasitesi eğitim öğretime müsait olacak. Doğuştan sahib olunan nitelikler hep
yönlendirici ya da engel olucu bir yapı olarak görülür ki bu tesbit insanın
inşasında çok önemlidir. Okumanın bir de kitap yanı var.
İnsan üzerine yoğunlaşarak fikirlerimizi izah edelim.
Sağlığımız ne durumda Vücut sağlığının okuma üzerinde önemi büyüktür. Her
insan başta göz sağlığı olmak üzere hastalıklarını bilmeli. Gözlerinde acıma,
yanma, yaş, görme kusurları olan kişiler kitap okuyamaz, kitapla mücadele eder
bundan da kişi zararlı çıkar. İnsan okuduğunu görebilmeli, baktığını
kavramlaştırabilmelidir.
Nitelikli eserlerle çok geç yaşta tanışan insanlar bir hayli
fazla deneme yanılma yoluyla kitap okuyan bu tip okurlara Allah selamet versin
demekten başka diyeceklerim de olacaktır. Varlık konusu bilimin en temel
mevzusu iken bu olguyu ilahiyat bilimleri ışığında okumaya çalışanlarda
sorunlar oluşmakta kişi bu sorunları iman mevzusu zannettiği için hayli
yıpranmaktadır.
Okumada kişisel ihtiyaçlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Ülkemiz insanın en büyük mücadelesi sefalet ve cehalet
mücadelesidir. Ekonomi, fen, matematik bilimlerine ışık kadar muhtaç iken
hurafelerle uğraşmanın ne önemi olabilir. Kitap seçimi akıl seviyesini artırıcı
nitelikte olmalı dün ve yarın arasında nereden nereye gelindiği hep akılda
tutulmalıdır.
Okuma eksenli yazılar okuyarak ilerleme kaydedilebilir.