Evi çok güzeldi… Arabası son modeldi... İki üniversite mezunuydu… Girdiği her işte kendini sevdirirdi… Diploması vardı… Çok dominant bir kadındı… Çok karizmatik bir adamdı… Emrinde çalışan bir sürü insan vardı… Çocuklarını çok disiplinli yetiştirirdi… Hep marka giyerdi… Eşarp çok yakışırdı… Makyajını çok güzel yapardı… Güzel şiir okurdu… Kalemi kuvvetliydi… Çok sevecendi… Çok sinirliydi… Saman alevi gibi parlar sönerdi… İyi bir insandı… Hep faydalı şeyler paylaşırdı… Tek kötü alışkanlığı sigaraydı… Küfürbazdı… Çocuklarına çok bağırırdı… Tesettürüne çok dikkat ederdi… Güzel şarkı söylerdi… Eşine sözünü geçirirdi… Harika pasta yapardı… Gurmeydi… Şiir okumayı çok severdi… Gözleri ne de güzeldi… Sakal pek bir yakışırdı… Her yıl mobilya yenilerdi… Bir giydiğini bir daha giymezdi… Çok sessizdi, pek kimseyle konuşmazdı… Halden anlamazdı… Babacan bir insandı… Çöp gibi, çok zayıftı… Şişmandı… Gezmeyi çok severdi… Namazlarına karşı çok özenliydi… Vakıftan eve gelmezdi… Evini hiç temizlemedi… Çok pejmürdeydi…  Kur’an elinden düşmezdi… Telefon bağımlısıydı… Selfie sevdalısıydı… Partizandı… Siyasette çok iyiydi… Kitap kurduydu… Çok inatçıydı… İş bitirmede üstüne yoktu… Namazlarını kılmazdı… Hep güler yüzlüydü… Takıntılıydı… Adam gibi adamdı… İnsanlıktan nasibini almamıştı… Hiç kul hakkı gözetmezdi… Toprağı bol olsun… Allah günahlarını affetsin… Allah ondan razı olsun…

Etrafınızdaki insanların, en yakınınızdaki arkadaşlarınızın sizin hakkınızda neler düşündüğünü hiç merak ettiğiniz oldu mu? Ya da hısım akrabalarınızın, öldüğünüz zaman arkanızdan neler söyleyeceğini hiç düşündünüz mü? Kendi kendinize, “Acaba ben nasıl bir insanım, insanlar beni görünce aklından neler geçiriyor” diye sordunuz mu hiç?

Muhakkak hepimiz bunu zaman zaman düşünmüşüzdür. Hak olan ölüm bir gün kapımızı çaldığında, ruhumuz bedenimizden hızlıca sıyrıldığında, insanların bizi göremediği, duyamadığı ve bir şeyler yapmak için işin işten geçtiği o anda kimimizin çok kimimizin az, etrafında toplanan kalabalıklar, içinden veya dışından bizim hakkımızda bir şeyler söyleyecek. Hakkımızda her söyleneni ise melekler defterimize not edecek.

Kimde hakkımız varsa, kimde alacağımız mevcutsa, tüm hayatımız boyunca hangi özelliklerimiz diğerlerinden daha fazla ön plana çıkmışsa, kimi bir bakışımızla incitmişsek, kime bir sözümüz tesir etmişse hepsi bir bir ortaya çıkacak. “Tüm kirli çamaşırlar dökülecek” derler ya, kirliyse de temizse de çamaşırlarımız tek tek etrafa serilecek.

Bu aslında çok ürkütücü bir şey değil mi? Nasıl bir insan olduğumuzu tüm çıplaklığıyla öldüğümüz zaman öğrenecek olmamız. Hakkımızda konuşulanlara müdahale imkânı bulamamamız.

Bunu şimdi çok fazla kavrayamasak da aslında eşlerimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız, uzak yakın akrabalarımız bizler için birer şahit hayatımızda. Bizi uğurlarken her birinin ağzından çıkan kelimeler bizi anlatıyor aslında.

Diğer taraftan sosyal medya, bizim için hiç kapanmayacak bir amel defteri olarak hep online kalacak. Orada paylaştığımız şeyler, kurduğumuz cümleler, girdiğimiz gruplar, yaptığımız yorumlar, desteklediğimiz insanlar, yaydığımız haberler bize kıyamet günü şahit olacak.

O halde sık sık şu soruyu soralım kendimize, nasıl bir insan olarak anılmak isteriz?

Mevcut özelliklerimiz, huylarımız, davranışlarımız, durduğumuz yer, yürüdüğümüz yol, bakışımız, ses tonumuz, ibadetlerimize olan hassasiyetlerimiz, sahip olduğumuz mallarımız memnun edecek mi bizi arkamızdan söylendiğinde? Ya da hangi söylenen faydalı, hangisi fuzuli ve hangisi ebedi yerimizi belli etmek için şahitlik edecek bize?

Evet, karar verelim, nasıl anılmak isteriz? Neler söylensin, neler es geçilsin bekleriz? Kılmadığımız namazlar unutulsun mu? Kırdığımız insanlar açmasın mı ağzını? Doğru yola ulaşmasına sebep olduklarımız ön saflarda mı konuşsun? Geri plana attığımız akrabalarımız, önemsiz saydığımız dostlarımız da bizi mi önemsiz saysın o an? Meleklerin herkesin ağzından çıkan her bir kelimeyi tek tek yazacağı o ortamda kimlerin konuşmamasını isteriz? Hangi yaptığımız anılmasın isteriz? Hangi eylemimizden medet bekleriz?

Öyleyse, Erbakan Hocamızın malıyla, canıyla cihat eden bir Müslüman olarak anılmak istemesi ve tüm hayatı boyunca da böyle olması için çalışması gibi bizler de karar verelim ne duymak istediğimize. Karar verelim ve çabalayalım o insan olmak için. Sivrilen kötü yanlarımızı yontalım. Aleni hatalarımızı, insanların da şahit olduğu günahlarımızı bırakalım.

İyi bir insan olalım. İyi bir kul olalım. İyi bir anne, iyi bir arkadaş, iyi bir eş olalım. Herkes iyilik görsün bizden. Severken de tebliğ ederken de kızarken de buğz ederken de Hak için edelim ki şahit tutulsun âlem. Ardımızdan söylenen her kelime cennete taşısın bizi!..