Başlığa bakıp bu da nereden çıktı demeyin şimdi,

anlatacağım şey; eski bir Osmanlı âdeti

Namaza başlama merasimi size garip gelebilir. Namaz

namazdır, tören de neyin nesi diyebilirsiniz. Çünkü ben de programdan önce öyle düşünmüştüm.

Alışkın olmadığınız türden bu program; Fatih Câmii

eteklerinde icra edildi. Ancak oraya yakışırdı zaten.

Programın hamisi Emin Saraç Hoca Efendi, bundan 80 yıl

kadar önce, yani 1930 larda aile içi yapılan törende, abisine namaza başladığı

için yapılan iltifatları görünce yaşı küçük olmasına rağmen kendisi içinde

merasim yapılmasını istemiş ve bu olay; düzenli namaza başlaması için ilk adım

olmuş.

Hoca Efendi nin söylediğine göre namaz aslında zor ama

alıştırılması gereken bir fiil olduğu için, eski zamanlarda çocukların namaza

severek alıştırılması için tercih edilen bir adetmiş. Ve bu adet sadece Osmanlı

Türklerine has değil, aynı zamanda Araplarda da uygulanırmış.

Namaz merasimi, eskinin unutulmuş adetlerinden biri.

Medine sakinlerinden Usame el-Kadı, Osmanlı döneminde bu âdetin var olduğunu

duyunca şaşırmış ve Medine de halen uygulandığını, çocukların bu tören

sebebiyle daha 4-5 yaşlarında iken hadi ben 7 yaşına geldim diyerek namaza

başlamak istediklerini anlatmış.

Bizdeki sünnet merasimi yerine, Medineli Ensar halkının

âdeti, çocuk 7 yaşına gelince namaz merasimi yapılır, sonra çocuk bir daha da

namazı bırakmazmış.

Tabi işin başka boyutları da var. Namaz gibi, uzun ve

sürekli alışkanlıkların çocuğa erken yaşta düzgün bir metotla verildiğinde,

ileride muhtemel psikolojik sorunlar yaşamadan, severek ve daha rahat

başlanıldığı ve devam ettirildiği bilimsel olarak da ispatlanmış.

Programda Emin (Saraç) Hoca Efendi anlattı. Babası bir

çocuğu namazı teşvik eder ve dermiş ki, Bak namaz kılmazsan benim haberim

olur. Çocuk Nasıl haberin olur baba dediğinde İşimde bereketsizlik olur,

para kazanamayız, kazandıklarımız boşa gider, oradan anlarım!

Merasimde başta, Hoca Efendi olmak üzere Ahmet Efe, Ahmet

Yüksek, isimlerini bilmediğim bazı hoca efendiler ve tesadüfen Hoca Efendiyi

ziyaret maksadıyla gelmiş bulunan Milli Görüş Hamburg bölgesinden gençler

katıldı. Tabi ki dedeler, dayılar, amcalar, yakın akrabalar ve kalabalık

üniversiteli genç topluluğu hazır bulundu

Çocuğu namaza teşvik/özendirme açısından çok güzel bir

şey oldu. Hayatta asla ayrılmayacağı en büyük dostuyla tanışma, ilk buluşma,

bir nevi nişan günü yaşandı. Hoca Efendi konuşmasında çocuğa hitaben şöyle

söyledi. Bu senin düğünündür. Bundan sonraki nişan düğün gibi merasimlerin

bunun kadar önemli olmayacak. Çünkü bu düğün, ahiret saadeti için yapılan bir

düğün; diğerleri ise dünya saadeti için olacak.

Musalli adayı, yedi yaşına yeni basan küçük Ali nin,

salavatlar, tekbirler eşliğinde salonu girişi görmeye değerdi. Küçük Ali

tekbirler ve salavat-i şerifeler eşliğinde namazgâha girdi. Hoca efendinin

kendisine kemal-i edeple cübbe sarık giydirmesi, deyim yerinde ise Padişah ın

taç giyme merasimi gibi bir şey oldu. 

Merasimde, Ali herkesin önünde iki rekât sesli okuduğu

sûrelerle namaz kıldı. Ardından konuşma, dua, sonra yemekler yendi. Seyirci

çocuklardan daha çok abi lerde büyük bir heyecan oluştu. Herkes birbirine

bundan sıra kimde sorusunu sormaya, tarih belirlemeye başladı.

Yakında İslami ailelerde icra edilen yeni bir

gelenek/merasim duyarsanız şaşmayın. Çocuğa isim koyma töreni, sünnet merasimi,

sonra namaz merasimi

Dedelere dayılara amcalara biraz tuzlu olacak ya neyse

idare etsinler artık. Niye mi Buna da hediye gerekir de ondan.