İngiliz siyaseti, böl-parçala-yönet sistemi üzerine

kuruludur. Yani hile ve fitneye dayanan şeytani siyasetin unvanı olarak

tarihe geçmiştir.

Bu yüzden İngilizler siyaseti ile Osmanlı Devleti ni

parçalamış ve teknik gelişmeleri de arkasına alarak dünyanın pek çok devletini

sömürgeleştirmiş.

Bediüzzaman Said Nursi, Hutuvat-ı Sitte yi İngilizlerin

menfi propagandasını kırmak için kaleme almıştır. Zira o tarihte İngilizler

İstanbul u işgal etmiş ve hatta cemiyet kurmuştur.

Geçenki yazımda bahsini ettiğimiz İngiliz Muhibbi

Cemiyeti bunlardan biriydi. Öyle bir cemiyet ki, paşa, alim ve zenginlerden

oluşuyordu.

***

Bediüzzaman Hazretleri, Hutuvat-ı Sitte nin başında

şunları yazar:

Her bir zamanın insi bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde

insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-i gaddar, fitnekarane siyasetiyle

cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, altı hutuvatıyla, alem-i İslamı

ifsat için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve

tabiatlarındaki muzır madenleri, fiili propaganda ile işlettiriyor, zayıf

damarları buluyor. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı cahını, kiminin

tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini hatta en garibi, kiminin de

taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor. (a.g.g., s.449)

***

Yani İngiliz siyasetinin en belirgin özellikleri;

-Fitne,

-İhtilaftan (anlaşmazlıktan) istifade,

-Menfaat yolunda alçaklığı irtikap etmek,

-Yalancılık,

-Tahrip,

-Hariçte menfilik

Böylelikle, Fenalık ve ahlak-ı seyyie siyasetine vasıta

olduğu için her yerde ahlak-ı seyyieyi, en alçak huyları himaye ederek teşci

eder, etti de.

İngilizler bu yıkıcı ve menfi siyasetleri ile her

milletin zayıf noktasından yararlanmıştır. Kendi siyasi amaçları uğruna hizmet

eden kim varsa, ruhunu parayla satın almış ve sömürge ağını kurmuştur.

Genç bir yarbayın arkeolog olarak gelip, sonra Osmanlı

Devleti aleyhinde bazı bedevi kabileleri kışkırtarak, Osmanlı askerlerini

kılıçtan geçirmesi bunun en bariz örneklerinden biridir. Evet, eşcinsel casus

Thomas Edward Lawrence dan bahsediyoruz. Birleşik Krallık adına çalıştı ve Britanyalılar

onu en büyük savaş kahramanı kabul eder.

***

Bediüzzaman Hazretlerine sorarlar:

Neden İngilizlerden bu kadar nefret ediyorsun ve

musalaha istemiyorsun

El-cevap:

Sebep bir değil, bindir. Bana en ziyade şedid görünen,

manen ahlakımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde bulunan secaya-i seyyieyi

içimizde inkişaf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur/iyileşir, izzet-i

İslamiye, namus-u millinin yarası pek derindir. Edirnekapı camiinde bir İslam

hocasının lisanıyla Venizelos gibi şeytan zalime dua ettirdi. Merkez-i hilafet

olan İstanbul da Müslümanlar lisanıyla hizbu ş-şeytan olan İngiliz ve Yunan

askerlerini halaskar/kurtarıcı ve tathir/temizleyici ilan ve karşısındaki

güruh-u mücahidini cani ve zalim söylettirdi. (a.g.e.)

***

İngilizlerin Sömürgeler Bakanı Lord Gladiston un sözleri

tarih kayıtlarına şöyle geçmiştir:

Bu Kur an İslamların elinde bulundukça, biz onlara hakim

olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur an ı onların elinden kaldırmalıyız yahut

Müslümanları Kur an dan soğutmalıyız. (Tarihçe-i Hayat, 123)

İşte bu günkü gelinen noktaya baktığımızda İngiliz

siyasetinin aşama aşama ülkemizde ve İslam aleminde bıraktığı tahribatı

görebiliyoruz.

Bütün bunları niye yazdık

Geçen hafta, İngiltere eski başbakanı Demir Lady adıyla

bilinen Margaret Thatcher, geçirdiği felç sonrası 87 yaşında öldüğü haberi yer

aldı medyada.

Zaten Demir Lady ifadesi bile İngiliz siyasetini

özetleyen bir ünvan değil mi

Thatcher, üç dönem üst üstü seçim kazanan ve 1990 yılına

kadar başbakan olarak ülke ve dünya tarihine geçti. İngiltere başbakanı David

Cameron un eski başbakan Thatcher için söylediği şu sözünü hatırlatmak isterim:

Margaret Thatcher dizleri üstüne çökmüş bir ülke

devraldı ve onu başı dimdik bir İngiltere yaptı. Fikir ayrılıklarına yol açtığı

doğrudur. Birçoğumuz için bir ilham kaynağı oldu. Bazılarımız içinse karşı

konulacak bir güç O vatansever bir başbakandı. (Euronews)

O başbakanlığı döneminde radikal kararlar aldı, katı

politika izledi. Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan la birlikte ilk kez Körfez

Savaşı na girişti. Falkland adalarını güç kullanarak Arjantin in elinden aldı.

Avrupa Birliği entegrasyonu fikrini asla benimsemedi.

Thatcher iki Almanya nın birleşmesini istemeyecek kadar, anti-demokrat,  Güney Afrika krizinde Nelson Mandela ya karşı

çıkacak kadar ırkçı yanlısıydı.

Dememiz o ki; Demir

Lady nin siyaseti İngiliz siyaseti nin bir özeti gibiydi