İçinde bulunduğumuz durum Müslümanlar açısından hiç de iç açıcı değil. Yazıklanmamak ve yerinmemek olası mı? Bireyden topluma, devlet katlarına kadar hemen bütün alanlar bir yıkım ve dağılma sürecinde. Yaşananlar hiç de umut vermiyor. Savaşın yıkımı ve etkileri giderek daha ağırlaşıyor.
Güvenilenler en güvenilmezlerdi. Ama nedense gidip onlara yaslanıldı. Var olma umudu onlara tutunmada arandı. Tutunuş bir milletin çöküş sürecini hızlandırdı.
Emperyalizm istediği gibi şekillendiriyor ve sonuçlandırıyor. Bölgemizin dengesi iyice bozuldu, tadı kaçtı.
Neye niyet ettiysek ve hangi niyetle emperyalizme tutunduysak hep tersi oldu. Turgut Özal bu anlamda açık bir oyuna yeltendi. Emperyalizme çok güvendi. Elbette ondan öncesi var. Tabiî ki geçen yüzyılın başından beri var olmayı başkalarına tutunmaya bağladı yöneticiler. Bir çıkış yolu aramadılar. Ya da bir çaba içinde olmadılar. Tam bir teslimiyet ile oldular. Bu, giderek sorunları büyüttü ve artık içinden çıkılamaz oldu. Hemen her adım yenilgimize neden oldu, olmaya devam ediyor
Müslüman kesimler varlıklarını emperyalizme bağladıklarından kendilerine sunulan küçük kırıntılar ya da kimi oluşlar minnet duygusu ile bağlılık getiriyor. Müslümanların parçalanmışlıkları hayırlarına değil, tam tersi yıkımlarını hızlandırıyor. Türkiye Batı’ya bağlandığından beri hiçbir zaman iler bir adım atamadı. Hep geriledi, gerilemeyi sürdürüyor. Bütün yönleriyle bağımlı hâle gelinmiş durumda.
Geçmişte yaşananlardan ders alınamıyor ne yazık ki. Deneyimler iyi sonuç vermediği hâlde. Bölgemiz tam bir yıkım içinde. Kimileri bundan çıkaracağı ve devşireceği çıkarlar için seviniyor. Kimileri ise tam bir yıkım yaşıyor. Bu süreç çok da uzun sürmeyecek. Yıkımın asıl sonuçları çok yakın zamanda ortaya çıkacak.
Emperyalizm bir bölgeyi bölüp parçalarken kendine uygun olanları seçiyor, onları yönetime getiriyor. Geçmişte de böyle idi. Gerek demokratik, gerek krallık olsun bölgenin hemen bütün yöneticilerini onlar belirledi ve yerleştirdiler. İşine gelmediği zaman alaşağı ediyor. Bölgenin demokratik ülkesi Türkiye, görünürde seçimler yapılıyor ne yazık ki kurgular çok farklı.
Türkiye Batı ekseninde olmaktan çok mutluydu, hâlâ da öyle. Batılılaşma sürecinden beri Türkiye diğer ülkeler ile kıyaslandığında nerede? Bu soruyu sormak durumundayız. Batı sermayesinin güdümünde. Onları için tam bir tüketim alanıyız. Biz ise onların büyülü dünyasında savrulup gidiyor. Kendimize ait bir şeyi üretmek yerine pazarlama yolu tercih ediliyor. Bu, bir bakıma Özal felsefesi idi. üretmek yerine ticaret yapmak. Ticaretin kurallarını belirleyen ve kendilerine göre uyarlayana uyulmak durumunda kalındı. İstihdam sağlayacak üretim hamlelerinin önü kesildi.
Büyük bir savaş var ve bu savaşın etkileri çok ağır. Güneyimizde coğrafya onların arzuladığı bir şekilde yeniden şekilleniyor. Küçük parçalardan medet uman, kavimler, kabileler ya da oluşturulan kimi yapay oluşlar mutlu gibi görünüyorlar. Oysaki sonuç hiçbirinin hayrına olmayacak.
Yeni bir bilinç hamlesi ile Müslümanların birlikteliğini sağlayacak çabalar gerekli. Biliyoruz ki bu alaborada çok zor görünüyor. Önemli olan da zorluklara karşı bir direniş göstermek ve var olma bilincini geliştirmek.
Müslümanlar için bu her zaman için olası. Aradaki ayrılıkları gidecek çok temel ilkeleri var. Yaşamaları da zaten buna bağlı.
Savaş İslâm ve Müslümanlara karşı. Bunun bilincine varılırsa bir hamlede bulunulabilir. Bağımsızlığımız, özgür oluşumuz ve adil oluşumuz buna bağlı. Başkalarının kavramlarıyla olmak onların ipiyle kuyuya inmektir. Ne o kuyu ne de o ipler bize ait. Biz başkalarının elinde sadece bir kukla oluyoruz.