Değerli bir hoca efendi yetiştirdiği mücahitleri Hıristiyan ülkesine gönderirken:
-Dinlemezlerse ne yaparsın? diye sorar.
-Sövmediklerine şükrederim, diye cevap verir.
-Ya söverlerse?
-Dövmediklerine şükrederim.
- Ya döverlerse?
-Hapsetmediklerine şükrederim.
-Ya hapsederlerse?
-Öldürmediklerine şükrederim.
-Ya öldürürlerse?
-Can kuşumu ten kafesinden uçuruverdiklerine şükrederim.
-Yürü yavrum, seni durduracak güç, yeryüzünde yok ve olmayacak da demiş.
İnkârının ateşi içinde kavrulup intikam krizlerine tutulan Nemrut, iman sarayında huzur bulan İbrahim’i ateşe atarak yanmasını seyredip, çığlıklarını dinleyerek içini rahatlatmak istiyordu.
Ama ateşin gül bahçesine dönüşüvermesiyle kendi yaktığı alevler kendi gönlüne doluverdi Nemrut’un.
Altı ay içinde İslâm âleminin işini bitireceğini söyleyerek Irak’a giren, sıradaki ülkelerin adını da dünya basınıyla ilan eden, on binlerce masumun kanına giren Amerika, bu günlerde yaktığı ateşin hararetiyle kavrulmakta.
“Dünya benim ölümümle ne büyük bir sanatçı kaybediyor” diyen Neron (37-68) bu sözünü, annesini öldürüp Roma’yı yaktıktan sonra, intihar etmeden önce söylemiş ve intiharını gerçekleştirmiş.
Ziya Paşa da:
“Zalim yine bir zulme giriftar olur ahir.
Elbette olur ev yıkanın hanesi viran” der.
Zalimler zulümlerinin alevi içinde yok olur giderler ama beraberlerinde birçok mazlumu da götürürler.
Amerika’nın Irak’ı işgalinde Amerika’ya yardım edenlere yöneldi zalim.
Yeni bir şey değil bu olay.
Rus komünistleri, Çekoslovakya’yı işgal ettiklerinde ilk iş olarak kendilerine yardım eden Çekoslavak aydınlarını öldürmüşlerdi.
Sevgili Peygamberimiz buyurur:
“Kim, zalime yardım ederse, Allah o zalimi ona musallat eder” buyurmuş. (Acluni, Keşf-ül Hafa 2/227, İbn-i Asakir, 34/4).
Acluni, hadisin manasının sahih olduğunu söyler ve En’am süresindeki;
“İşte böyle yapmaları se¬bebi ile, zalimlerin bir kısmını diğe¬rinin üze¬rine musal¬lat ede¬riz.” ayetini tefsir eder (Bak, Enfal 53).
Bu günlerde Tevbe süresini biraz fazla okuyalım. Manası üzerinde duralım ve gereğini yapalım.
Zalimin zulmünü zalimlikle gidermek tarih boyunca mümkin olmamıştır.
Rabbimiz, Tevbe suresinde buyurur:
“De ki: Bize ancak, Allah’ın yazdığı isabet eder. O, bizim Mevla’mızdır. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.
De ki: Siz, bizim hakkımızda iki güzellikten (gazilik veya şehitlikten) başka¬sını gözetleyemez¬siniz. Biz ise, Allah katından veya bizim elleri¬mizle bir aza¬bın size isabet etmesini gözetliyoruz. Gözetle¬yin; biz de sizinle beraber gözetleyenlerdeniz” (Tevbe süresi ayet 9/51-52).
Şairin, “Yazılanlar gelir bu garip başa” mısraı bu ayetin Türkçeye tercemesi gibidir.
Bedenen ve ruhen Rabbin kelamına bağlanan ve Allah Resulünü de örnek alan bir yiğidi durduracak silah henüz icat edilmedi.
Mehmet Akif merhumun Safahat’ında;
— Korkma!
“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz” dediği gibi geri adım atmadan yolumuzda yürürken bu günlerde içinde;
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?” mısralarıyla bizi yüreklendiren “İstiklâl Marşı”nı tekrar tekrar okuyalım.