Her işin kendine has kural ve kaideleri vardır. İşin kuralına uymayan kişiler istedikleri başarıya ulaşamazlar. Her şey kendi düzen ve ahengi ile bütündür. İslam’ın getirdiği ilkeler ise sıkı bir disiplin ve süreklilik ister. Bu sürekliliği sağlayamayan kişiler, inandıkları ile davranışları arasında tutarlı bir yol tutamazlar. Bu bir uyumsuzluk sorunudur. Kişi önce kendisiyle sonra çevresiyle çelişir ve iç dünyasında yoğun çatışmalar yaşamaya başlar.

İnsan olmak yetmez, insan kalabilmek için de çaba göstermek gerekir. Bunun için İslam’ın söylemlerimizden eylemlerimize geçmesi şarttır. Nitekim dinimiz hiçbir boşluğu yer bırakmamış, hiçbir şeyi ihmal etmemiştir. Hangi konuda nasıl davranmamız gerektiğini Hz. Peygamber örnek yaşantısı ile pratize etmiş ve bizlere kolaylık sağlamıştır.

Nasıl inanmamız ve nasıl yaşamamız konusunda bir belirsizliğe yer yoktur. Bu işimizi daha da kolaylaştırıyor.

NELER YAPABİLİRİZ

1- Yaşantımızın güzelleştirmek için neler yapmamız gerektiğini sorgulamayız.

2- Zaaflarımızın farkına varmalı ve her an tetikte durmalıyız.

3- Sorumlu olduğumuzun farkına varmalı ve bu bilinçle yaşamalıyız.

4- Ne incinen ne de inciten olmalı, yaşamın güzel yönlerine odaklanmalıyız.

5- Dünyanın bir konaklama mekanı olduğunu bilmeli ve aslında hiçbir şeye sahip olmadığımızın farkına varmalıyız.

6- Hataların bilinçaltımızda bir iz bıraktığını ve bunun zamanla hayatımızı etkileyebileceğini bilmeli ve daima uyanık olmalıyız.

7- Affedici olmalı, karşı tarafın da affetmesini sağlamalıyız.

8- Ne hakkımızı yedirmeli ne de haksızlığa yol açmalıyız. Kul hakkı yemekten titizlikle kaçınmalıyız.

9- İyimser olmalı, insanlar hakkında suizan yapmamalıyız.