Yüz yıldır İslâm dünyasını işgâl eden, vâridâtını gasp eden, yüz yılda yüz milyona yakın Müslümanı katleden ve yurdundan eden zâlimler; bütün bu yaptıkları yetmiyormuş gibi ellerindeki medya gücüyle, düzinelerle yalan haber üreten kuruluşlarla, algı operasyonlarıyla Müslümanları terörist ve öcü olarak takdim etmeye çalışıyorlar. Bir defa Müslüman mücâhid olur, aslâ teröre bulaşmaz ve aslâhâin olmaz.
Mücâhid ne demek? Bunu imanı olmayan anlayamaz. Hele o zâlim kâfirler hiç anlayamaz. Yine de kısaca anlatmaya çalışalım: Bütün bu kâinat Allah-u Teâlâ’nın mülküdür. Elbette bu dünya da… Allah-u Teâlâ, bu kâinatın âhenkle çalışması için “tekvini kânunlar” koymuştur. Güneş’ten sineğe, insanın vücudundaki hücrelerden atomlara kadar bütün bu mevcudat bu İlâhî kanunlar çerçevesinde âhenkle çalışmaktadır. Allah-u Azimüşşan bir de insanların ve cinlerin, meskenleri olan bu dünyada huzur ve sükûn içerisinde yaşamaları için “teklifî kanunlar” koymuş ve bu kanunları Peygamberleri vasıtasıyla insanlara duyurmuştur. Yeryüzü de Allah’ın mülküdür ve bu mülkte Allah’ın hükümleri geçer. Aksi olduğu takdirde anarşi olur, terör olur, huzursuzluk olur. İşte mücâhid, yeryüzünde anarşi ve terör çıkmasın, huzur olsun diye gönüllü olarak Allah’ın hükümlerini hâkim kılmaya çalışan, zulme ve zâlimlere dur diyen yiğittir. Onun yaptığına da cihad denir. Tıpkı Peygamber Efendimizin Devlet Başkanlığında ve başkomutanlığında Asr-ı Saadette yapılanlar gibi… Tıpkı diğer İslâm devletlerinin yaptığı gibi.
Akla kapı açması için Osmanlı Devleti’nin yaptıklarına bakalım: Terekesinden 40 küsur devlet çıkmış o şanlı devlet, idare ettiği topraklarda Kur’an ve Hadis’in gölgesinde adaleti hâkim kılmıştır. Buradan bütün Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya sesleniyorum. Geliniz Osmanlı devletinin idaresi zamanını araştırınız: Bugün Amerika’nın, İngiltere’nin, İsrail’in, Rusya’nın ve benzerlerinin Suriye’de ve diğer İslam ülkelerinde yaptığı gibi, yakma, yıkma, öldürme görebilir misiniz, gösterebilir misiniz? Gösteremezsiniz. Zira yoktur. Osmanlı ordusu, geçtiği yerlerde bir bağdan üzüm koparıp yediğinde, o asmaya o üzümün değerinden çok fazlasını altın olarak asmaktaydı. Hüküm sürdüğü bütün toprakları imar etmekte, yüzlerce, binlerce faydalı eserlerle donatmaktaydı. O ülkelerde yaşayan herkes huzurluydu, emniyet içerisinde yaşıyordu.
Müslüman aslâ teröre bulaşmaz, terör örgütüne girmez ve aslâhâin olmaz. İşte bunun için son elli yılda yüz milyarlarca dolar harcanarak Müslümanların inancı zedelenmeye çalışıldı. Kur’an ve Hadise dayanan gerçek İslâmiyet kayboldu mu, insan teröre de bulaşır, hâin de olur. (Şekil, A’da, B’de, C’de görüldüğü gibi…)
Ey zâlim oğlu zâlimler! Müslüman sizin lanse etmeye çalıştığınız gibi terörist olmaz. Terörist olmuşsa, daha önce sizin ve fikirlerinizin uşağı olmuştur demektir. Teröristin ağababası sizlersiniz. Irak’ta 1,5, Suriye’de 600 bin, Bosna’da 300 bin, Çeçenistan’da 150 bin, Afganistan’da 700 bin, Filistin’de ve Gazze’de on binlerce Müslümanı öldüren sizler….
Sizler terörist oğlu teröristsiniz! Amerika’da 150 milyon Kızılderiliyi, Avustralya’da 20 milyon Aborjin’i, I. Ve II. Dünya Savaşında toplam 35 milyon insanı, Vietnam’da 5 milyon kişiyi, Hiroşima’da 140 bin ve Nagasaki’de 143 bin kişiyi öldüren sizler değil misiniz? 180 milyonluk Afrika nüfusunun yüzde 77’sini köleleştirip katleden sizler değil misiniz?
Şu anda dünyadaki, bilhassa İslâm dünyasındaki düzinelerle terör örgütü kimin ürünü ve kimin uşağı? Sizlerin değil mi?
Müslüman yiğittir, merttir, asildir, adâleti esas alır, Allah-u Azimüşşan’ın adâleti esas alan kanunlarını hâkim kılmaya çalışır. Sizin yakıştırdığınız bütün sıfatlardan berîdir. Sözün özü, asıl terörist sizlersiniz. Ey zâlim teröristler! Dünyayı zulümle, kanla doldurdunuz. Yaptığınız yeter! Döktüğünüz kanlarda boğulacaksınız ve elbet bir gün bütün bu yaptıklarınızın hesabı sorulacak.