Türkiye Cumhuriyeti tarihi, demokrasinin defalarca inkitaya uğradığı, darbelerin toplumu şekillendirmeye ve biçimlemeye çalıştığı, militarist iradenin milletin iradesinin üzerine baskı kurarak iktidarların el değiştirilmeye zorlandığı kara bir dehlize sahne olmuştur. Maalesef bu süreç içinde, söz söyleme ehliyetine sahip olanların da, olan biteni sadece alkışladığı, karşı durmadığı, karşı çıkmadığı hatta süreci hızlandırmak için elinden gelen her şeyi yaptığı bir dönem yaşanmıştır. Örneğin, 28 Şubat sürecinde militarist iradeye alkış tutan kurumların arasında ekonomik sivil toplum örgütlerinin en büyüğü olarak dikkat çeken TÜSİAD’ın, birbirinden anti demokratik beyanatları gerçekten dikkat çekicidir. Sermaye ve demokrasi arasındaki ilişkiyi anlama, kavrama imkânına sahip olmak isteyenler, bu toplumsal aforizmayı bir gün tarihin kara sayfalarına elbette not düşeceklerdir.

Anadolu coğrafyasının ekonomik zenginliğini, potansiyelini ve gücünü ortaya koyan, demokrasiyi kendilerine yontan çete zihniyetli kurumlara gerçekten bir alternatif olarak faaliyet gösteren ve toplumsal yapımızdaki milli ve manevi dinamiklere göre ticareti şekillendiren MÜSİAD’ın fuarı ve eş zamanlı IBF’i dün başladı. MÜSİAD, enerjisiyle, sinerjisiyle, ekonomik katma değeriyle, ihracat ve ithalat potansiyelleriyle, özellikle İslam coğrafyası ülkeleriyle kurduğu sıcak ve muhabbet dolu ticaret köprüleriyle Türkiye’nin önünü açan, ufkunu zenginleştiren, sosyal katmanlar arasındaki derin uçurumları da gideren bir yapıyı ortaya koyuyor.

Güç sahibi olmak, materyalizmin ve kapitalizmin tek geçer akçe olduğu dünyamızda gerçekten çok önemli. Güç sahibi olacaksınız, ama bunu nasıl kullandığınız her şeyden daha önemli. Zengin olmak, bu zenginliği ülke insanının refahı, huzuru, mutluluğu ve barışı için harcayabilmek. İslam’ın bizlere vazettiği değerlerin hâkim kılınması, hakkaniyet esasına göre bir dünyanın tesis edilebilmesi için elimizdekini harcayabilmek, temel ilkemiz ve misyonumuz olmalı.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, MÜSİAD heyetini kabulünde, “Bizler MÜSİAD’ı cihat etmek için kurduk” diye açıkça söylediğini biliyoruz.

Hocamız, “Feraset, dirayet, basiret” diyerek gerek iç politikada, gerekse dış politikada istikametimizin hakkaniyet esasına göre yönlendirilmesini tavsiye ediyordu. Yeni dünya düzeninin kurulmasında bizim de alın terimizin bulunması gerektiğini, bunun için çok çalışmamız, cihat etmemiz gerektiğini ifade ediyordu.

Bugün dünyanın en sancılı ve acılı coğrafyasının üzerinde yükselen İslam ülkelerinin, ekonomik potansiyelini elinden alan, yer altı ve yerüstü kaynaklarını sömüren emperyalist çetelerin, bu topraklardan tasfiye edilebilmesi için MÜSİAD’a ve MÜSİAD’ın izinden gidecek kurumlara büyük görevler düşüyor.

MÜSİAD, ortaya koyduğu ilkeler, ticarete getirdiği hakkaniyet boyutuyla gerek ülkemizde gerekse İslam ülkelerinin tamamında çok önemli bir rol model oldu. Ama İslam ülkelerinin gerek siyasal, gerekse ekonomik olarak tam bağımsızlığını ortaya koyabilmemiz bağlamında Erbakan Hocamızın D-8 idealiyle bizlere gösterdiği ufku iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Kendi geleceğimizi kendimiz şekillendirecek bir zihinsel paradigmayı ortaya koymalıyız…  Bu bağlamda MÜSİAD’ın hem fuarla ilgili hem de IBF kongrelerindeki temaları, doğru okumak, anlamak ve katılımcılarımızın yeni bir sistematik oluşturmak noktasındaki algılarını hakkaniyet esaslarına göre yönlendirmemiz gerekiyor.