Önce suremizin 23. ayetini tam ifade etmese de Latin harfleriyle yazalım:

KUL HÜVELLEZİ ENŞEEKÜM VE CEALE LEKÜM üs SEM’A VELBSARE VEL’EFİDE(te) KALİLEn MAYEŞKÜKUN. Meali şöyle verilebilir:

O (Allah) öyle biridir ki sizi yerden (topraktan) inşa etti ve sizin için kulaklar, gözler ve kalpler oluşturdu; bu hale karşı ne de az şükrediyorsunuz de!”

Bu ayetin tefsirinde Fizilal-il Kur’an ‘Allah ve Modern İlim’ adlı kitaptan nakil yaparak: “İşitme duyusu kulak ile başlar, fakat nerede bittiğini sadece Allah bilir. İlim ispat ediyor ki sesin havada oluşturduğu titreşimler dışkulak kepçesine, buradan içkulak boşluğuna geçer. Korty denilen içkulak dünyası insanı hayretten hayrete sevk etmektedir. İçkulakta Burgu (helezon) ile yarım daire arasında birçok kanal bulunuyor. Sadece Burgu’ya (helezonik  yapıya) mahsus beyindeki işitme sinirlerine bağlı dört bin küçük yay vardır. Bu yayların uzunluğu ve hacmi ne kadardır Sayıları binlere ulaşan ve her birinin hususi bir terkibi olan bu yaylar nasıl terekküp etmiş (birleşmiş)tir. Konuldukları yer nedir İnsanı hayrette bırakacak ve başka bir şeye müracaat etmeye muhtaç olmaya mahal bırakmayacak olan bu incelikler görülmeyen içkulak boşluğundadır. Kulakta yüz bin işitme hücresi bulunur. Sinirler insanın aklının alamayacağı incelik ve azamet dolu sinirciklerle sona erer” demektedir. Benim yeni buluş olarak okuduğum bilimsel yazılara göre içkulaktan beyne giden duyu damarlarında elli bin büklüm olduğu ifade ediliyor ki yukarda dört bin küçük yayın daha büyük bir rakamla ifadesi olduğunu ortaya koyuyor. Demek ki Allah yüksek seslerin beyne gidene kadar hafifletilmesini ve insan beyninin zedelenmemesini hedeflemiştir. Şimdi bu durum karşısında Allah’a çok daha fazla şükretmemiz gerekmez mi Aynı kitapta göz ile alakalı olarak“ Görme duyusunun merkezi içinde görme sinirlerinin uçlarından teşekkül eden 130 milyon alıcı proses bulunan gözdür. Gözleri gece gündüz kirpiklerin bağlı olduğu göz kapakları korur. Bunların hareketleri irade dışıdır (otomatiktir). Gözleri her türlü toz ve zararlı zerreciklerden korurlar. Fazla ışığa karşı muhafaza ederler. Bu vaziyette göz kendisini koruyan ve temizleyen tam bir cihaz ile çevrimleştir. Gözünüzdeki mercek (göz billuru) cismin görüntüsünü ağ tabakaya (Retinaya) düşürür. Merceğe bağlı kas cismin uzaklığına göre otomatik olarak merceği ve dolayısıyla odak noktasını ayarlar. Ağ tabakası dokuz ayrı kattan oluşur ki hepsi ince bir kâğıttan daha kalın değildir. En içteki tabaka görme duyusunu alan çukur (konkav) ve koni (konveks) hücrelerinden oluşmuştur. Çukurların 30 milyon konilerin de 3 milyon kadar olduğu söylenir. Bütün bu hücreler kendi aralarında ve mercekle tam bir uyum içindedirler. Göz merceğin yapısı yoğunluk bakımından farklılık arz eder. Bu sayededir ki bütün ışınları odak merkezinde toplayabilir…”

Kalplere gelince bu tabir insanı insan yapan özelliklere işaret etmektedir. İnsanı insan yapan özellik onu bu engin mülke halife kılan bilgi, temyiz ve idrak kuvvetidir. Bu sayede dağların, yerin ve göklerin taşımaktan kaçındığı emaneti insanoğlu yüklenmiştir… İnsan bu büyük emaneti yüklenmek üzere verilmiş olan büyük lütuflara rağmen yine de (gereği kadar) şükretmemiştir. “Ne de az şükrediyorsunuz.” Bu durum hatırlatılınca utanmayı ve mahcubiyeti gerektiren bir haldir. (Fizilal-il Kur’an Tercemesi)

Bu noktada kalbin çalışma süresini hatırlatmadan geçemeyiz. İnsanların yaptığı motorların çalışması hem çok kısa ve hem de bir insana bağlı olduğu halde Allah’ın yarattığı bu motor (kalp) yıllarca durmadan çalışabiliyor. İnsan kalbinin anne karnında iki aylık iken çalışmaya başladığını hatırlayarak 70, 80, 90 ve 100 yaşındaki insanların kalplerini düşünelim.

Bu kulak, göz ve kalp nimetlerinin şükrü konusunda Safvet-üt tefasir: “Şükür kulun Allah’ın kendisine verdiği nimetleri yaratıldığı işlevler için sarf etmektir” derken Ruhu-ul-beyan: “Şükür konusunda işitmenin vazifesi alim ve hakimlerden (dinleyerek) öğrenmek, akıllı kimselerin nasihatlerine ve öğütlerine meyletmek, hak ve savap (doğruluk) ehlini taklid etmek, bid’at ve heva  ehlinin sözlerini reddetmektir. Mushafa bakmak, dini kitaplara ve müminlerin mabetlerine, mesleklerine, alim, Salih ve fakıhlerin (Dini hukukçuların) yüzlerine merhamet gözüyle bakmak ve masnuata iltifat etmek gözlerin şükür vazıfelerindendir” ifadesi yer almaktadır. Hulasat-ül-beyan da ise aynı ayetin tefsirini: “Bu azalarımızı Allah’ın razı olduğu şeylerde  kullanmadığınızdan gayet az şükretmiş oluyorsunuz” şeklinde noktalamış tercemeyi  ve “Çünkü Canab-u Hak kulağımızı verdi hakkı duymak için,  gözlerimizi verdi hakkı görmek için kalplerimizi verdi hakkı bilmek için. Siz ise bunları şerre alet ettiğinizden şükrünü eda etmediniz. O azanın icadından maksad-ı asli ne ise onun şükrü ona sarf etmektir. Buna göre yaratılışındaki asli maksada sarf olunmayan cismin şükrü eda edilmemiş olur.

Aynı ayetin tefsirinde “Hak Dini Kur’an Dili”nde: “Size işitecek kulak, görecek gözler ve idrak edecek (anlayacak) fuadlar (kalpler) verdi ki önce o kulakla işitilmesi (dinlenmesi) gereken sesleri dinleyesiniz, görülmesi gereken şeyleri göresiniz ve idrak edilmesi gereken şeyleri de (öğrenip) anlayasınız” denilmektedir.

‘Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri’ adlı kitapta: “Bu ayet bir önceki ayette insanların neden yüzüstü yürüdüklerinin sebeplerini de açıklamaktadır. Dinlemeyen, okumayan, gözlemlemeyen ve aklını kullanıp düşünmeyenlerin sürüngenler gibi yüzüstü hareket edip debeleneceklerine dikkat çekilmektedir. Demek ki Yüce Allah bu ayette mucizelerle dolu kulak, göz ve kalp organlarımıza dikkatimizi çekerek önce inancımızı güçlendirmeyi sonra da şükretmemizi istemektedir. Camilerde iman yenilemesi takrir edilmektedir. Halbuki imanların yenilenmesi burada olduğu gibi biyolojik ve suremizin başında geçtiği gibi astronomik olayları okumak ve hatırlamakla yapılır. İlahi metot budur. Biz de bu metodu uygulayalım. Nahıl suresi 78. ayette de Yüce Allah: “Allah sizi hiçbir şey bilmediğiniz halde annenizin karnından çıkardı ve size kulaklar, gözler ve kalpler verdi ki şükredesiniz” beyanında bulunarak “verdiğim kulaklar, gözler ve kalpler sayesinde bilgi sahibi oldunuz. Öyleyse ona şükretmelisiniz” mesajını tekrar etmektedir.