Suremizin 24, 25 ve 26. ayetleri kusurlu da olsa Latin

harfleriyle şöyle yazılabilir:

KUL HÜVELLEZİ ZEREEKÜM FİL ARDI VE İLEYHİ TUHŞERUN. VE

YUKULUNE META HAZELVA ADÜ İN KÜNTÜM SADIKIYN. KUL İNNEMEL İLMÜ İNDELLAH VE

İNNEMA ENE NEZİRUn MUBİYN Mealleri de şöyle verilebilir: (Sizi yaratan) öyle

biridir ki sizi çoğaltıp yeryüzüne dağıtandır ve onun huzurunda

toplanacaksınız. `Ve onlar bu vaad ne zamandır derler. Sen de `Toplanma

hakkındaki ilim ancak Allah katındadır, ben ancak sizi açık bir şekilde

uyarıcıyım de!

24. ayetin tefsirinde Hak Dini Kur an Dili adlı tefsirde

şöyle denilmektedir: Sizi zerre zerre yaratıp arzda yayan, çoğaltarak herhangi

bir sebeple şu ülkeye, şu noktaya, şu cemiyete dağıtan da ancak o sizi inşa

eden Allah tır. Yoksa ne çoğalır, ne büyür, ne dağılır, ne de bir yerde mevki

tutabilirdiniz. Her nerede olursanız, hangi noktada bir devlet ve cemiyette

bulunursanız bulunun sonunda ona sevk olup onun huzurunda toplanacaksınız. O

halde niçin sizi başkası yaratmış, başkası büyütmüş ve ölmeyecekmiş gibi

davranıyor, başkalarına kulluk ediyor, başkalarından korkuyorsunuz da ona

gideceğinize iman ederek her hareketinizde onun rızasını gözetip şükreyleyerek

ona gitmek istemiyorsunuz . Yani Allah kullarını uyarmak için böyle beyanat

veriyor. Bakara Suresinin 148. Ayetinde: Nerede olursanız olun Allah sizi

toplu halde (huzuruna) getirecektir şeklinde benzer bir ilahi beyan da

vardır.  Demek oluyor ki Allah ın

huzuruna gidip hesap vermekten kurtulamayacaksınız. Öyleyse ona hesap

verebilecek şekilde dürüst hareket ediniz.

Cahiliyet devri insanları 24. ayette mahşerin olacağı

bildirilince onun ne zaman olacağını peygamberimize sordular. 25. ayetle Yüce

Allah da Peygamberimize cevap olarak: (Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisinin Allah

katında olduğunu bildirmesini ve kendisinin sadece uyarıcı olduğunu söylemesini

emretmiş ve böylece uyarı veya korkutma olarak kıyametin olacağını söylemenin

yeterli olacağı belirtilmiştir. Burada soranlara bir kınama da vardır. Size

kıyametin kopacağı zamanı değil onun gerçekten olacağı bilgisi lazımdır. Siz

kıyametin kopacağı zamanı bilmekle değil onun gerçekten olacağını bilmekle

kendinize gelebilirsiniz demek istenilmektedir. Rahmetli Seyyid Kutup

Kur an ın Gölgesinde adlı tefsirinde Kıyametin onlara kıyasla yarın gelmesiyle

milyonlarca yıl sonra gelmesi eşittir. Önemli olan onun gelecek olması ve

onların da orada toplanmalarıdır açıklaması yapılmıştır. Araf suresinin 187.

ayetinde de Yüce Mevla: Sana kıyametin ne zaman olacağını sorarlar, onun

bilgisi Rabbimin katındadır, onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. O

(kıyamet) göklere de yere de ağır olacaktır. O size ancak ansızın gelecektir.

Sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. Onun bilgisi ancak Allah

katındadır, lakin insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler açıklama ve

emirleriyle kıyametin kopacağının gerçek olduğunu ifade etmektedir.

Taha suresinin 15. Ayetinde de yine Yüce Rabbimiz: Ben

onu (kıyameti) gizliyorum ki herkes yaptığıyla cezalansın, karşılığını bulsun.

Beyanında bulunarak kıyameti gizlemesinin sebebini de açıklamaktadır. Gerçekten

biz insanlar bir felaketin yakın olduğunu bilsek telaştan ayaklarımız birbirine

sarılar, yapmamız gerekenleri yapamayız. Felaketin uzak olduğunu bildiğimizde

ise çok gevşek davranır, hatta o felaket gelmeyecekmiş gibi ona karşı hiçbir

tedbir almayız. Bu nedenle kıyametin zamanı bildirilmemekle beraber mutlaka

kopacağı ve orada hesap verileceği kesin olarak bildirilmiştir. İşte Tebareke

dediğimiz Mülk suresini okuyarak mahşerdeki hesabımızı verebilecek şekilde

yaşayacağımız için sevap olacaktır. Yoksa bir taraftan Tebareke okumuş öbür

taraftan günah işlemeyi terk etmeye niyet etmemiş isek sevap mevap kazanamayız.