Tunus, Libya ve Mısır da yönetimlere karşı başlatılan
eylemler birileri tarafından Arap Baharı olarak nitelendirildi. Bahar
nitelendirilmesi olaylara olumlu bir anlam yüklenmiş oldu. Herkes bu olumlu
nitelendirmenin peşine takılarak olaylara alkış tuttu. Tunus ta fazla bir kan
akmadan yönetim değişti, Arap Baharı nı(! ) başlatanların istekleri
doğrultusunda bir gelişme olduğundan olacak çatışmalar kısa sürede yerini
sessizliğe terk etti. Libya da ise Bahar nitelendirmesi ile başlatılan olaylar
kanlı bir şekilde devam etti ve son buldu. Bu ne biçim bahardır ki, Kaddafi ve
aile fertleri ve yandaşları katledildi. Netice olarak orada da yönetim
değişikliği oldu. Daha sonra sıra Mısır a gelmişti. Mısır daki gelişmeler
olayların arkasındaki güçleri rahatsız etti. Çünkü, İslam Dünyası nı yeniden
şekillendirmek isteyenler bölgede İhvan ın etkili olmasını kesinlikle
istemiyorlardı.
Seçimlerden de ihvanı iktidara taşıyan bir sonucun
çıkmayacağına kesin gözüyle bakıyorlardı. Sonuçtan bölgeyi yeniden dizayn etmek
isteyenler hayal kırıklığına uğradılar. Ancak, gelişmelere doğrudan müdahale
etmeyi de sakıncalı buldular. Bir süre Mısır ı takibe aldılar. Bir yandan eski
yönetimden rahatsız olanların gönlünü alacak mahkemeler devam ederken öbür
yandan da Mursi yönetimini sıkıntıya sokacak bir takım olaylar tezgahladılar.
Bu bakımdan birkaç günden beri Mısır halkını sokağa döken eylemleri Mısır da
gerçekleşen Arap Baharı ndan rahatsız olanların tezgahı alarak nitelendirmek
yanlış olmayacaktır. Bu arada Suriye de başlayan olaylar gerçekten Arap
Baharı nın bir devamı mıydı, yoksa ondan bağımsız kendiliğinden mi gelişmişti
belli olmadı. Çünkü eğer Arap Baharı nın bir devamı olsaydı Suriye deki
olayların şimdiye kadar iktidar değişikliği ile son bulaması gerekirdi. Bunun
için bir takım dış müdahaleler bile devreye sokulurdu. Ancak; Suriye de
yaşananlar Tunus, Libya ve Mısır dan çok farklı oldu. Niçin böyle oldu Niçin
tüm dünya Suriye nin kan gölünde boğulması anlamına gelebilecek gelişmelere
seyirci olmayı tercih ediyor Bu konuda aklıma gelen ilk ihtimal ABD ve İsrail
başta olmak üzere Batı dünyasının Suriye de de Mısır benzeri bir gelişme ve
iktidar değişikliğini istememesi oluyor. Özellikle İsrail Mısır daki iktidar
değişikliğinden rahatsız, bunu gizlemeye de gerek duymuyor. Bölgemizi yeniden
dizayn etmeyi kafaya koymuş ve bu husustaki planlarını hayata geçirmeye karar
vermiş güçler bir yandan Suriye de İslami bir yönetimin önünü kesmeye
çalışırken, Mısır da da kontrolleri dışında ortaya çıkmış Mursi yönetiminden
rahatsızlar ve değiştirmek için boş durmuyorlar. Bu bakımdan Taksim Gezi
alanında toplanan kalabalıklar ile Mısır da Tahrir Meydanında toplanan
kalabalıkların aynı merkezlerden destek gördüğünü söylemek yanlış olmaz. Çünkü,
Gezi Parkı nı bahane ederek sokağa dökülenler nasıl AK Parti binalarına
saldırmış, kamu araçlarını yakıp yıkmışlarsa Mısır da yönetime karşı sokağa
dökülenler de İhvan ın binalarına saldırıyor, yakıp yıkıyorlar. Bir başka
ifadeyle Mısır daki Mursi karşıtı eylemcilerde Batı dünyasından destek alıyor,
eylemleri demokratik hak arayışı olarak takdim edilirken, Mursi yanlılarının
sokağa çıkması ise bir felaket olarak nitelendiriliyor.
Kısacası, ABD ve İsrailMısır daki yanılgısını gidermek için ülkeyi kan gölüne çevirmekten
çekinmeyeceklerini gösteriyorlar. Bu arada, Arap Baharı nı bölge ülkelerini
demokratikleştirme hareketi olarak takdim edenler Mısır da nedense halkın
oyları ile ortaya çıkmış iktidara tahammül edemiyorlar. Kısacası Batı nın
yüzündeki maske bir kez daha Arap Baharı vesilesiyle düşmüş durumda. Ne var ki
bu düşen maskenin arkasından ortaya çıkan çehreyi görmek istemeyen, kendi
ülkelerine ve toplumlarına yabancılaşmış uşak ruhlular var Ve bunlar
sömürgecilerin çıkarlarına hizmet etmekten rahatsızlık duymuyorlar. Hatta,
yıllardan beri ülkemizde olduğu gibi seçimlerden istemedikleri bir sonuç
çıktığı için askeri devreye sokup, halk iradesini bir kenara itmeye
zorluyorlar. Denebilir ki, Arap Baharı nı Mısır da sonbahara, hatta kışa
çevirmenin peşindeler. Dileriz bu oyun boşa çıkar.