Bilmek ya da bilmemek bütün mesele bu… Bilen bir Müslüman, bilmeyen bin Müslüman’dan hayırlıdır. Hatta bilmeyen Müslümanların zararlı olduğunu söylemek mümkündür. Bu bağlamda Gazze Müslümanlarını ayrıştıran en büyük özelliğin eğitim düzeyleri yani bilgileri olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Her ne kadar günümüzde yönetimsel bazda geçerli sayılan bilgi üretim mekanizması olan akademi, kâfir mantalitesi ile ruhumuzu sömürüyor olsa da… Çok hassas insanlar tarafından, çok hassas teraziler nezaretinde, çok hassas atılan adımlar, çok istisnai bile olsa, çok faydalı işlere dönüşebiliyor. Bu minvalde ülkemizde iki üniversitede Kudüs ve Filistin Çalışmaları diye bir yüksek lisans programı olduğunu biliyor muydunuz?  Bilmiyordunuz. Çünkü günümüzde gerçekten faydalı olan hiçbir şeye sahip çıkılmıyor… Bak Gassal’ı bilmeyen yok… Ya da Kudüs söz konusu olunca nedense bir hükümet yetkilisi konuşma yaparken, kalabalığın içerisinden karşı tarafa doğru sövmek daha cazip geliyor hepimize… Veya bir sokak eylemi… Bir kermes… Nedenini hepimiz biliyoruz aslında, çünkü çok kolay, anlık tatmin yüksek, uzun vaade de somut çıktı stresi yok ve popüler… Sokak eylemleri, itiraz, kavga dövüş gerekli, önemli hatta yerine göre farzdır. Amenna ve saddakna… Ama birileri de oturup okusun, yazsın, kendini geliştirsin ve Allah için bu ümmeti eğitsin be kardeşim! Malumunuzdur Erbakan Hoca’mız ömrü boyunca Siyonizm ile mücadele etmiştir. Milli Görüş demek aslında, hak ve batıl mücadelesi içerisinde, batıl olan Siyonizm’e karşı hakkın tarafında konumlanmak demektir. O yüzden bizde bugün hakkın yanında, Siyonizm’in karşısında durarak, defineye malik bir virane pozisyonunda bulunan bu müthiş tasarımdan bahsedeceğiz.

Kudüs ve Filistin Çalışmaları Yüksek Lisans Programı

Öncelikle birebir öğrencisi olduğum ve işleyişine hâkim olduğum bir bölüm olduğu için, verilen bilgilerin doğruluğuna güvenebilirsiniz. Kendiniz araştırarak teyit etmeniz de mümkündür. Hatta Allah nasip ederse yakın zamanda MGV Yayınlarımızdan çıkacak olan Erbakan Hoca’mızın Siyonizm’e karşı düşüncelerini geniş çaplı bir şekilde ele aldığımız “Necmettin Erbakan vs Siyonizm-Hocam tek siz hepiniz!” isimli eserimizi bu bölüm sayesinde derleyebildiğimizi söylemek mümkündür.

 Kudüs ve Filistin Çalışmaları yüksek lisans programı günümüzde aktif olarak Mardin Artuklu Üniversitesi ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde öğrenci alımı yapmaktadır. Bu programın en temel maksadı, Filistin davasına ilim-eğitim yönünden destek olmaktır. Dinler Tarihi, İslam Tarihi, Uluslararası İlişkiler, Sosyoloji, Arkeoloji, Antropoloji, Siyasal, Tefsir, Hadis vb. birçok alana temas eden geniş yelpazeli disiplinler arası bir bölümdür. Farklı açılardan yapılan okumalar ile bu bölümde okuyan öğrencilerin her alanda derinlikli araştırmalar yapması sağlanarak, Siyonizm’in en büyük silahı olan bilgi krizinin önüne geçmek amaçlanmaktadır. Bilgi krizi ne demek? İsrail’in kendi gayr-i meşru varlığını ve sapık düşüncelerini meşru bir zemine oturtmak için akademi üzerinden yaptığı hamleler demektir.

Haskala Hareketi ve Bilgi Krizi

Haskala Hareketi, 18. yüzyıl Avrupa’sında başlayan Yahudi Aydınlanması anlamına gelen bir kavramsallaştırmadır. Yani Yahudilerin en son yıkılan devletleri Haşmonayim Krallığı’ndan sonra iki bin yıla yakın bir süre devletsiz-düzensiz kalmasının ve sapık düşüncelerini gerçekleştirememesinin verdiği kuyruk acısı ile strateji değiştirdiği harekettir. Artık isyan, savaş, sürgün yolu değil fikir inşası, maddi güç ve bürokrasi beraberliğinin savunulmaya başlandığı aşama da diyebiliriz. 1700’lü yılların sonu, 1800’lü yılların başına tekabül eden bir süreç… Albert Eınstein, Sigmund Freud, Maslow, Weizmann gibi Yahudi mütefekkirleri yetiştiren hareket… Yakın dönem açısından Yahudi devleti, Arz-ı Mev’ud, Üstün Irk gibi sapkın düşüncelerin temellendirildiği, Theodor Herzl gibi adamların önünü açan hareket de diyebiliriz. Yahudi sapkınlıklarına dair bilgi üretimi o kadar önemli bir konuma getirilmiştir ki… İsrail devleti 1948 yılında kurulmadan önce 1918 yılında Kudüs’te İngilizler himayesinde İbrani Üniversitesi kurulmuştur. Yani aslında Yahudileri başarıya götüren en önemli kırılma noktası Haskala Hareketi’dir. Bu konu ile alakalı daha teferruatlı izahatı Ali Osman Kurt hocanın çalışmalarından bulabilirsiniz.

Bunun gibi birçok şeyi bilmiyoruz mücahidim, mücahidem, kardeşlerim!

Ama savunuyoruz. Ama sorsan Kudüs gönüllüsüyüz. Sorsan Gazze için ölürüz. En Kassam biziz! Ama sorsan Mescid-i Aksa o sarı kubbe(!) Haydi kendimizi test edelim. Kudüs’ü; Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için neden önemli olduğunu biliyor muyuz? Dreyfus olayını biliyor muyuz? Yahudi Devleti kitabını okuduk mu? Dünya Siyonist Kongresi’ni biliyor muyuz? Balfour Deklarasyonu’nu biliyor muyuz? HAMAS’ın nasıl ve ne zaman kurulduğunu biliyor muyuz? Birinci İntifada, İkinci İntifada hakkında bilgimiz var mı? Hasılı bu tarz basit sorular çoğaltılabilir. Ama öyle tahmin ediyorum ki birçok soruya cevabımız “hayır” olacaktır. İşte bu yüksek lisans bölümü tam olarak bundan dolayı kurulmuştur.

Kudüs ve Filistin Çalışmaları programı, İslami STK kültürü ile birbirini tamamlıyor

İslami sivil toplum kuruluşları günümüz şartlarında hastane yani ön cephe görevi görüyor. Gençlerin en temel hastalıklarına derman olmaya gayret ediyor. O yüzden eğitim anlamında çokta derinleşmek mümkün olmuyor. Gence o ruhu aşılıyor. Temel düzeyde bilgi edinmesini sağlıyor. Genç, “Kudüs onurumuzdur. Yahudiler lanetlenmiş kavimdir.” Kıvamına geliyor. Orda kalıyor. Ama bu anlamda bu yüksek lisans programı ile birleşince ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor. Hem akademinin ruhsuzluğundan veya faydasız ilim anlayışından beri, heyecanlı capcanlı cevval gençler sivil toplumun bıraktığı yerden okumaya devam ediyorlar. Kendilerini geliştiriyorlar. Siyonizm’i, Kudüs’ü, güncel konuları derinlemesine öğreniyorlar. Yorum ve yazım kabiliyeti kazanıyorlar. Tabi akademinin şeytani kibrine, dünyevileştirmesine, tembelliğine kapılmazlarsa… İslami sivil toplum kuruluşları bu bölümlere sahip çıkmayınca, vakıf geçmişi olmayan insanlar bu tarz bölümler vasıtasıyla HAMAS’ın direnişinin meşru olup olmadığını, Kudüs’ün Müslümanların hakkı olup olmadığını tartışabiliyorlar. Fayda vermediği gibi insanı sekülerleştiren bir şeye dönüşebiliyor. Bu akademinin kaygan zemini ile alakalı… O yüzden bu bölümün, STK geçmişi olmayan bireylerde faydalı olacağını düşünmüyorum. Hatta zararlı bir şeye dönüşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum şahsen…

İslami sivil toplum kuruluşları acilen olaya el atmalıdır!

Necmettin Erbakan’ın, Hasan El-Benna’nın, Seyyid Kutub’un, Şeyh Ahmet Yasin’in yolundan gittiğini iddia eden bunca sivil toplum kuruluşu varken ve hitap ettikleri binlerce üniversite öğrencisi varken… Bu bölüm nasıl Türkiye’de sadece iki yerde olabilir? Acilen bu bölüm farklı üniversitelerde de açılmalıdır. Sivil toplum kuruluşları üniversite yönetimlerine talep oluşturmalıdır. Baskı yapmalıdır. Bölüme talep artabilmesi için sivil toplum kuruluşları bu bölümleri müntesiplerine teferruatlı ve sürekli tanıtmalıdır. Bu bölümde yetişen kardeşler; binlerce konferans yapmaktan, binlerce kermes organize etmekten, binlerce konvoy, basın açıklaması, resim sergisi, yürüyüş, yardım programları organize etmekten çok daha büyük darbe vuracaklardır Siyonizm’e… Yazdıkları ile konuştukları ile yetiştirdikleri gençler ile ümmete birçok eylemden daha fazla katkı sunacaktır. Şahit ol ya Rab! Biz Milli Gazete’miz vasıtası ile duyurumuzu, çağrımızı yaptık. Sorumluluk üzerimizden kalkmıştır. Gerisi ilgililerin ve yetkililerin olayı sahiplenmesi ile ilgilidir. Allah’a emanet olunuz!