Uluslararası "Milli Görüş Sempozyumu"nun 1.si 28-29 Ekim tarihleri arasında İstanbul Dedeman Oteli nde yapıldı. 60 İslâm ülkesinden 100 e yakın, Türkiye den de 200 e yakın, siyaset, bilim ve sanat adamı delege toplantıya katıldı. İki gün boyunca düşünce ve fikir yoğunluğu yaşandı. Ben kendime bir iş edindim, konuşmacıların konuşmalarını yetişebildiğim kadar bilgisayarıma iki parmakla yazmaya çalıştım. Bu konuşmaların ana kanevesini yakalamaya çalıştım. Nasip olursa biraz da yorumlayarak önümüzdeki zaman içinde, bu notlarımı okurlarımızla paylaşmayı düşünüyorum.

Bu ilk sempozyumumuzda, en önemli husus, katılımcılarımızın da belirttiği gibi önümüzdeki bu uzun yolun ve yolculuğun en somut ve en önemli adımının atılmış olmasıdır. Bu ilk adımdan sonra yeni adımlar ve bu adımların getireceği somut sonuçlar ve önerilerin olması bundan sonra beklenecek.

İki gün boyunca çok düşünüldü, söylendi, anlatıldı. Bu zihni yoğunluk yeni sorular ve bu sorulara karşılık bulunmasının gerekliliğini ortaya koydu. Bu toplantının en önemli yanı, geçen yüzyıldan bu yüzyıla girerken kendi kavramlarımız, düşünce geleneğimiz, birikimimiz ve deneyimlerimizle insanlığa sunulacak olan mesajlarımızın yolumuzun ne olduğu üzerineydi. Öncelikle Milli Görüş kavramının bir tanımı ve tanıtımı yapıldı. Bu evrensel kavramın, bu yeni yüzyılda insanlık için yeni bir yol olacağını gösterdi. Bu yeni yol. Efendimiz, sevgili Peygamberimizin bize gösterdiği ve sunduğu bu yüzyıldaki yürüyüş hali ve şeklidir. Her şeyden evvel sadece Türkiye ile sınırlı olmadığı bütün İslâm dünyası ve hatta insanlığa ait olduğu ortaya konulmuş oldu.

Müslümanlar kendilerine dönük olan olayların pek farkında değildirler. Günübirlik yaşandığından, yanılsatıcı düşüncelerle bu gelişmelerin üstü örtülmektedir. Milli Görüş siyasal ve düşünsel olarak hayatımızda yer aldığından beri, ciddi ve önemli sorunların üzerine gidilmektedir.

Erbakan Hoca, sürekli olarak zihni bir yoğunluk içinde bulunmakta. Müslümanların sorunlarını zihninde yoğurmakta, zaman zaman bunlara ilişkin önerilerini, yol göstericiliğini yapmakta. Toplum önüne her çıkışında yeni ve orijinal düşünceler ve önerilerle çıkmakta. Bu sempozyumun oluşumunun başından beri içindeyim. Gelinen süreçte ve varılan bu aşamada çok önemli sonuçlar belirdi.

Erbakan Hoca nın öncülüğünde ve yol göstericiliğinde önemli düşünceler ortaya çıktı. Herkes zihnen kendisini bu gibi durumlara hazırlarsa, çok yeni şeyler belirecektir. Tabii, Türkiye bunun öncülüğünü yapmak durumunda. Öncülük, sürükleyicilik ve zihni hazırlık bakımından. Katılımcılar hem yerel hem de uluslararası sorunlar ve bunlara çözümler üzerinde zihni bir yoğunluk yaşadılar. Belki de ilk kez birçok konu ve sorun üzerinde düşünüldü, taşınıldı. Bu sempozyumla ortaya konulan en önemli husus bence bu olmuştur. Kendi sorunlarımızı kendimiz ortaya koymak ve bunların üzerinde çözüm yollarını bulup araştırmak.

Bu sempozyumun ortaya koyduğu önemli hususlardan biri de bize dayatılan kavramlarla ve düşünüş biçimiyle değil, bizim kendi geleneksel düşünce ve anlayışımızla sorunlarımızı tartışmak olmuştur. Katılımcılardan kiminin zihni sorunları belirmiş, ama bir çoğu da bundan ciddi bir biçimde etkilenmişlerdir. Bu da tabiidir, olmalıdır da. Farklı coğrafya ve şartlardan gelindiğinden, olaylara bakışta farklılıklar olabilir.

Ayrıca bu sempozyum, bizim kendi dilimizi ortaya yeniden koymamızı gerekli kılmıştır. Dil derken, konuştuğumuz dili kastetmiyorum. Tek seslilik, İslam ruhuna bağlı tek yönlülükten söz ediyorum. Dünyaya ve insanlığa sunulacak projeler, öneriler, teklifler aynı ruh kökünden olmalı. Yoksa kavram kargaşasına kurban olunuyor.

Milli Görüş ün evrenselliği bundan böyle somut bir hale gelmiştir. Uluslararası bir özellik kazanmış, dünya insanlığının siyasi, ekonomik, kültür ve eğitim alanlarında hegamonik güçlere karşı bir teklif projesidir. Müslümanların sorunları bellidir, bellidir, ancak onlara çözüm üretme konusunda bu yüzyılda yeterince çaba gösterilmemiştir. Milli Görüş, Dünya Müslümanlarının ve insanlığın içinde bulunduğu çok katmanlı sorunlara cevap vermede Milli Görüş liderinin öncülüğünde Milli Görüş mensupları önemli bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Bundan böyle artık bütün İslam ülkelerinde karşılıklı kurumlaşmaya gidilerek bu sorunların ve soruların hafifletilmesi yoluna gidilme kararı alındı. Başta Türkiye olmak üzere 8 ülkede Milli Görüş Enstitüleri nin kurulmasına karar verildi.