* Milli Gazetede yazmak, özgürlüğün zirve yapması demek...

* Milli Gazetede yazmak, hakkı ve hakikati haykırmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, yandaş, candas, yoldaş, muhalif demeden tüm mağdurların hakkını savunmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, "realite" kavramlarına sığınmadan Milli Görüş gerçeğini ortaya koymak demek...

* Milli Gazetede yazmak, Türkiyenin çıkarlarını her alanda savunuyor olmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, yatırımı ve üretimi ekonomide baş köşeye koymak demek...

* Milli Gazetede yazmak, milleti inim inim inleten ve iliğini kurutan faiz sisteminin yok olmasını gerektiren temelleri atmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, bu milletin İslam’a aykırı olmayan gelenek görenek ve adetlerinin yaşaması için çaba göstermek demek...

* Milli Gazetede yazmak, genç dimağların ekran zehirlenmesine karşı durmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, onurlu bir dış politikanın tesisi demek...

* Milli Gazetede yazmak, ahlak ve maneviyat demek...

* Milli Gazetede yazmak, Boğazda viski yudumlayanların değil, bu milletin geleceğine milli harç koyanların yanında olmak demek…

* Milli Gazetede yazmak, genel dünya politikalarının esiri ve tutsağı olmamak demek...

* Milli Gazetede yazmak, Siyonist zihniyetin dünyaya hükümdar olmasına karşı çıkmak demek...

* Milli Gazetede yazmak, uluslararası dış politika ağalarına/ ağlarına esaslı bir karşı duruş sergilemek demek…

* Milli Gazetede yazmak, Erbakan Hoca demek…

BUGÜN NELER OLACAK

Bugün tüm gözler, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunda olacak.    İki isim AKP-CHP heyetleri arasında yapılan uzun soluklu koalisyon görüşmelerini nihayete erdirecekler. Ya, “tamam biz koalisyon kuruyoruz, işte koalisyon protokolümüz bu!” diyecekler. Ya da, “Hayır, Bakanlıkların bölüşümünde anlaşamadık, tak sepeti koluna herkes kendi yoluna...” açıklamasını yapacaklar.

***

Ve de, fakat düşünebiliyor musunuz;

Mesela bu durumdan neredeyse kimse şikayetçi değil…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bize bulaşmayın, bizi sakın rahatsız etmeyin de kime derdinizi anlatırsanız anlatın!..” havasında.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaşın son terör saldırılarından sonra zaten koalisyona ilişkin bir cümle sarfedecek mecali bile kalmadı, neredeyse!

Kala kala hükümet kurma işi AKP ile CHPye kalmış durumda.

Fakat bu iki partinin ne yapacağına ilişkin kulislerde en küçük bilgi kırıntısı bile yok!

Garip, hem de çok garip!

***

Ama en azından küçük, küçücük bir tüyo;

Şayet iki Genel Başkan arasındaki görüşme uzarsa anlayın ki bu iş “olmayacak!”

Anlaştılarsa zaten “protokol” dahil hemen herşey hazırlanmıştır.

Görüşme uzarsa, “Bakın bu kadar gün ve saat görüştük ama olmayınca olmuyor, vermeyince Mabud, neylesin Mahmut!” açıklamasını yapıp işin içinden çıkacaklar…

ÜÇ HİLAL TUTULMASI...

Ama bir dakika…

Galiba bu kadar da karamsar olmamak lazım!

Zira, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yine o ilginç açıklamalarından birini daha yaptı. Dedi ki;

* “AKP’nin şu İslamiyet alanını temsil eden unsurların içinde milli kültürünü korumak isteyenler de vardır. Onlar bizim reddimiz arasında değildir. Onlar bizim kabullerimiz arasındadır. Çünkü kendisini bir geleneğe bağlı İslami anlayış içerisinde de devam ettirir. Muhafazakâr Müslümanlık dediğimiz olayı da kendini gösterir. İşte biz şu alan içinde herkesi kucaklamak isteriz. Eğer başarabilirsek.”

* “57 tane İslam toplumu vardır. Buralarda bunlar farklılık gösterebilir. Ama biz şunu başarabilirsek Türkiye’de çok şey çözülebilecek inancındayız. Benim söylemek istediğim alan budur, kesişen noktadır. Dolayısıyla AKP içerisinde birbirimize benzemiyorum diyoruz ama benzeyen noktalarımız var. O benzeyen noktalarımızı şu kesişen alanda buluşturabilirsek kapımızı, penceremizi, damımızı açık tutuyoruz. Gelen buyursun gelsin diyoruz. Gelmezse ne yapacağız. İslamiyet’te zorlama yoktur. Gelirse gelir, gelmezse gelmez ne yapacağız. Onun biz dinini tartışmıyoruz.”

* MHP’nin uygulayacağı politika İslam inancıyla çatışmaz. İslamın naslarını reddetmez. Eğer kendinin kültürden kaynaklanan görüşleri var, bu İslam inancıyla çatışır hale getirilmişse o zaman o kendi kültür değerlerini gözden geçirerek yoluna devam eder.”

***

Bahçeli bu sözleri ile şöyle seslenmek mi istiyor;

“Ey Davutoğlu, bak hazır tabanın da bizi istiyorken, Tayip bey de başından bu yana MHPyi işaret etmişken gel beraber koalisyon kuralım!”

Bu mudur bu cümlelerin şerhi, okuması, açıklaması…

***

Ben bu konuşmadan çok fazlaca birşey anlamadım ama bir de size sorayım;

“Sahi Devlet Bahçelinin bu cümleleri ne manaya geliyor ”

KADİR ABİ VALLÂHİ BRAVO! AMMA...

Şunun için bravo;

* TIR ve kamyonların İstanbul trafiğine girmeden, Avrupa’dan Asya’ya geçmesini sağlayacak Ro-Ro gemileri için Ambarlı’ya özel liman yapılacak.

* Proje kapsamında Marmara’nın kuzeyinde Ambarlı ile Topçular arasında çalışacak gemilerle, TIR ve kamyonlar İstanbul trafiğini işgal etmeden Avrupa’dan Asya’ya geçecek.

* Trafikten günde 2 bin TIR eksilecek.

***

Kadir abi, şunun için de “amma!” diyorum;

- Tamam bu güzel bir başlangıç. Amma, benzer bir uygulama neden yolcu taşımada yapılmıyor İstanbulun neredeyse dört bir tarafı denizken ve de trafik tam bir keşmekeş iken niçin farklı güzergahlarda halen yolcu taşımacılığı yapılmıyor/yapılamıyor

Benim de bunu aklım almıyor, Kadir abi

Bir çay içimlik de olsa gazeteye gelsen de şu konuya bir açıklık getirsen Kadir abi!

SAĞLIK BAKANLIĞI BU SORUYA CEVAP VERMELİ!

Eczaneye gidiyorsunuz, ilaç alacaksınız. İlaçlarınızı alıyorsunuz. Parasını vereceksiniz, aaa bir de bakıyorsunuz ki ilaç parasının belki 5 misli para daha isteniyor! Bu ne, diyorsunuz Eczacının, “Felan felan tarihlerdeki muayene ücretiniz...” mukabelesiyle karşılaşıyorsunuz.

***

Soru şu; Eczacı hiçbir belge, fatura vermeden bu parayı alıyor.

Vatandaş nereden bilecek alınan paraların gerçekten de muayene ücreti karşılığı alındığını

Bu sorunun bir cevabı var mıdır

NOT: Bugün, 10 Ağustos 2015 Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!