“Bir askeri darbe olursa direnir misiniz?”
O çok önemli soru bu. Millete sorulmuş. Yanlış anlamayın. Geçtiğimiz ay, “Bir darbe daha olursa” diye sorulmamış. Ya ne zaman?
Hükümetle cemaat arasındaki 2011 yargı krizinden bir yıl sonra.
15 Temmuz’dan da tam 4 yıl önce!
Radikal Gazetesi 2012’de yaptırmış anketi
Anket dünyasının o çok önemli firması, AK Parti’ye karşı biliniyor.
Anketten ne mi çıkmış?
“Yüzde 66, ‘Darbe olursa direniriz’ demiş”
Eyüp Can ise, çıkan sonuca, “Bu halk hiçbir zaman sokağa çıkmadı!” diye çıkışmış.
Sonrada da yurtdışına gitmiş!
Siz bunu “ABD ve Avrupa için 15 Temmuz Anketi” şeklinde okuyun!
Bu durumda ne çıkıyor? Sam Amca ankete güvenmemiş ve yanılmış. Ya da FETÖ’yü feda etmek istemiş!
Ya da derini ve yüzeyselleri ile topyekûn Türkiye, çetin ceviz çıkmış!
MANİSA’DA KAHVE MUHABBETİ!
15 Temmuz hain darbesinin ilerleyen günleridir. Manisa’da iki arkadaş kıraathanede oturuyor. Vakit, akşam vaktidir. Ahali cümbür cemaat Demokrasi Mitingleri’nde, “Vatan nöbetindedir”.
Masanın bir ucundaki, arkadaşına merakla soruyor: “Neden demokrasi mitinglerine gitmiyorsun?” Ötekinin yanıtı manidar: “Orayı da FETÖ’cüler ele geçirdi!”
***
Mübalağa bir yana…
“Vatana can feda” diyenler çoğunlukta olabilir. Lakin, “Vatan bize feda olsun” diyenlerimiz de az değildir hani! Her ortamdan, her gelişmeden, her güçlüden menfaat çıkarmakta mahirlerimiz çoktur!
Ta ki insan, Hakkı değil de kuvveti, menfaati, çoğunluk ve imtiyazı üstün tutmaya görsün!
BAŞBUĞ AĞIRLIĞINI KOYDU!
Hilmi Özkök’ü kaçırdım.
Ama Işık Koşaner, İlker Başbuğ ve Ümit Dündar Paşaları TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’nda bizzat dinledim. Ordumuzun değerli iki paşası komisyona darbe ile sonuçlanan TSK’daki FETÖ “yapılanması” ile ilgili, bir üst makama arz konumundaydı. İlker Paşa ise, iki yıl “Terör örgütü üyeliği” ithamından hapis yatmış Genelkurmay Başkanı olmanın ağırlığını ziyadesiyle hissettirdi.
“Bana 2002-2010 arası dönemi sorun. 28 Şubat’ı, 2010 sonrasını sormayın!” tarzındaydı. Sunumu bitmeden sözünü kesip soran vekilleri durdurdu.
En önemli çıkışı şu oldu: “Darbeyi TSK komuta kademesi engelledi.”
***
Bu arada tam 8 tane kitabını, Meclis Kütüphanesi’ne hediye etti. Biz de İlker Paşamızı boş göndermedik.
Kendi ifadesiyle “Bütün liderler ‘Gülen cemaatine’ destek verdiği halde, yakın durmayan tek liderin” kitabını kendisine hediye ettik.
Memnuniyetle aldı, yaverine uzattı.
BU DAVA NEDEN BİTMEZ?
Sizce bu topraklarda Milli Görüş davasının heyecanı neden hiç bitmiyor? Anlatalım.
Geçen hafta sonu Milli Görüş’ün nabzı Ankara’da atmıştı.
Kongre salonunun girişinde arkadaşlarımız stant açtı.
“Bir DAVAM al, Milli Gazete’ye destek ol” diye…
Erbakan Hocamızın DAVAM kitabını standa dizdiler. Muhtemelen, otobüslere doluşup Anadolu’dan gelenlerden biri beliriverdi!
Yaşlı, çilekeş, inançlı bir amca standa yaklaştı.
***
“Evladım kitaplar ne kadar?
-10 Lira Amca!
Elini cebine attı. 5 Lira çıktı! Sonra öbür cebine, cüzdanına baktı.
“Evladım bütün param 8 lira, olur mu?”
“Tabi ki Bey Amca.”
Gazetesine destek için cebindeki son parayı DAVAM’a verdi.
Sizce; cebindeki son parayı gazetesine ve liderinin kitabına harcayanların olduğu bir davanın heyecanı bu topraklarda diner mi?
DEDE, BABA, TORUN!
Önceki hafta Saadet Partisi’nin kongresinde bir şey dikkatimi çekti. Dedeler ve torunlar. El ele bayrak salladılar. Özellikle 30 yaş altı gençler ağırlıktaydı. Yani dede Milli Görüşçü, baba iktidar partili, torun yine Milli Görüşçü! Evlatlar, babaların değil dedelerinin yolundaydı.
Ancak orta kuşakta da dönüş belirtileri yok değil. Öyle ki, iktidar partisinin bir ildeki yöneticilerinden biri bile kongreye gelmişti! Dede ve torunun anlamı şu olmalı: Dün ve yarın Milli Görüş’ün, an ise iktidarın.
AMERİKA’DA DARBE OLUR MU?
Bahislerde Hilary’ye de oynayan çoktu, Trump’a da.
Son ring savaşlarında Hillary’yi isteyenler atağa geçti.
Acaba zarı atanlar, FETÖ’yü Amerika’dan Türkiye’nin başına bela edenler, Amerika için de bir darbe planlıyorlar mıdır?
Yoksa son pazarlıklarda ölümü, Trump’ı önde gösterip Hillary’ye razı mı edecekler?
Aslında Amerikan sistemi, Micky-Mouse gibi.
Kim gelirse gelsin, “Zarı atan efendiler”, keyif kahvelerini içmeye devam ederler.
Seçim Tiyatrosunda son perde bugün kapanırken, yeni sahne açılacak.
Ancak film aynı, rejisör aynı, yönetmen aynı! Alın size bir tutam Amerikan demokrasisi! Ya da “Demokraturu!”