Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji binasında

“mescit” açılacak olması bazı öğretim üyelerini çok rahatsız etmiş!

Mescit yapımının “inanç özgürlüğü” ile bir alâkası

olmayacağını iddia eden protestocu öğretim üyeleri üniversitelerin aydınlanma

yeri(!) olduğunu ifade etmişler!

Üniversiteleri “dini yönetime karşı verilen mücadelenin

sembolü” olduğunu da ileri süren protestocu öğretim üyeleri, üniversitelere

“mescit yapılmasının” bilimle bir alâkanın kalmadığını gösterdiğini söylemişler!

Bu haberi okuduğumuz zaman “neresini düzeltmemiz”

gerektiğine bir türlü karar veremedik!

Her satırı, her iddiası ile amuda kalkmış bu zihniyet

karşısında aslında söylenecek fazlaca bir şey yok!

Sarhoşlar hakkında söylenen, “Bırakın yıkıldığı yere kadar

gitsin” sözünü şimdi bu arkadaşlar için söylemek en iyisi galiba!

Bazen bu yanlış zihniyetin artık “bitip tükendiğini”

düşünüyoruz ama görüyoruz ki hâlâ bitip tükenmemişler!

İnancı bilimin “düşmanı” zanneden bu zihniyetin temsilcileri

hâlâ aramızda yaşıyor ve her fırsatta seslerini yükseltiyorlar!

İnanç ile bilim niye birbirine düşman olsun ki

Ne var ki bu zihniyet mensuplarına ilahi gerçeği anlatmak

bir türlü mümkün olmuyor!

Nuh diyorlar, peygamber demiyorlar!

Mescit yerine üniversitede laboratuar, derslik ve kütüphane

açılmasını isteyen bu zevatın “mescitle ne alıp veremedikleri var”  bilmiyoruz!

Üniversitelerimizde elbette yeterince laboratuar, derslik ve

kütüphane olmalıdır!

Ama “mescit” de olmalıdır ve açılan mescitlerden hiç kimse

rahatsızlık duymamalıdır!

Protestocu arkadaşların “mescit” ihtiyacı olmayabilir!

Ancak bu demek değildir ki üniversitedeki herkesin kendileri

gibi mescide ihtiyacı yok!

Bu ihtiyacı duyup iki rekât namaz kılacak yer bulamamanın

sıkıntısını böyle bir meselesi olmayanlar elbet bilemez!

Üniversitelerde mescit çağdaş yaklaşımın tabii gereğidir!

Bir ihtiyacın karşılanmasıdır!

Üniversiteler bünyelerinde “mescit açılması” ile hiçbir şey

kaybetmezler aksine çok şey kazanırlar!

Keşke bu protestocu öğretim üyeleri “mescit ihtiyacı”

duyanların bu talebi karşısında daha hoşgörülü olabilse ve böyle anlamsız

çıkışlar ile onların kalbini kırmasalardı!

Mescitlere bir kez uğrasalar, oradaki havayı bir teneffüs

etseler sanırız peşin hükümlerini terk eder ve mescitlere karşı çıkmak yerine

açılmalarını teşvik ederler!

Çünkü mescitler kardeşliğin pekiştiği yerlerdir!

Ve Allah’ın çokça zikredildiği mübarek mekânlardır!