Seçim, bir toplumda kendisini yönetecek olan kişi ve kişilerin seçilme olayına denir. Bunun tarihsel süreç içerisinde değişik uygulamaları mevcutken, demokrasi ile günümüzdeki mahiyetini bulmuştur. Artık günümüzde seçmen kitlesi halktır. Seçimlerde başarı sağlayabilmek için halkın çoğunluğunun tercihini kazanmak gerekmektedir. Bundan dolayı siyasiler, halkın çoğunluğunu ikna etmek zorundadır.

Halkın ikna edilmesi siyasi partiler için önemli bir süreçtir. Çünkü siyasi partilerin propaganda araçları, imkânları ve halka ulaşma şansları birbirinden farklılık göstermektedir. Medyanın halkın üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu düşündüğümüzde halkın ikna edilmesinde başat rol medyaya özellikle televizyona düşmektedir. Çünkü halkın büyük çoğunluğunun bilgilenme aracı televizyonlardır. 

Fakat medyanın sermayeyle olan irtibatı, ideolojik kaygısı ve güce olan zafiyeti siyasi partilerin kendilerini ifade edebileceği bir alan olmaktan çıkmaktadır. Maalesef günümüzde medya daha çok belirli bir siyasi tarafın propaganda aracı olmaktan öteye gidemiyor. Siyasi güce ya da ideolojik tercihinin uyuştuğu tarafa kendini bağımlı hissediyor.

Bir insanın tarafsız olamayacağı gibi medyanın da tarafsız olamayacağını kabul etsek bile, medyanın bugünkü misyonu bu tarafın ilerisine geçmektedir. Bu şekildeki medya, artık bir güç olarak belirli kişi ve kurumların silahına dönüşmektedir. Medyanın verdiği yalan bilgi, dezenformasyon ve iftira gibi tamamen ahlakiliği ortadan kaldıran tutumu bu acı gerçeği ortaya koymaktadır.

Toplumu yaran, ortamı geren, propagandasını hep olumsuzluklar üzerinden yapan bir medya halkı tedirgin etmektedir. Ayrıca medyanın sürekli korku pompalaması da halka düşünme fırsatını vermemektedir. Bu tedirginlik ve korku içerisinde halkın tercihleri medya tarafından şekillenmektedir. O yüzden siyasilerin ilk hedefi medyayı yönlendirebilecek bir güce kavuşmaktır.

Böyle bir ortamda tüm siyasi tarafların kendini halka arz etme şansı ortadan kalkmaktadır. Son zamanlarda özellikle gençlerin tercih ettiği sosyal medyanın, güdümlü medyanın bu tarafgirliğini yıkma noktasında bir imkânı vardır. Fakat buradaki temel sorunsa sosyal medyanın da aynı amaçlara göre kontrol edilmek istenmesidir. Çünkü gücün sahip olduğu imkânları sosyal medyayı kontrol etmek amacıyla kullandığını görebiliyoruz. Son zamanlarda ortaya çıkan trol gerçeği bunun apaçık göstergesidir.

Bunun yanında sosyal medyadaki birli kirliliği ve gayri ahlaki üslup doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırma şansını ortadan kaldırmaktadır. Yine de siyasi taraflar bu alanda kendilerini ifade etme imkânına medyaya göre daha fazla sahiplerdir. Bunun için siyasiler halkı ikna edebilmek adına sosyal medyanın gücünden istifade etmenin yollarını aramalıdırlar.

Sosyal medyanın gücünü anlayabilmek için insanların bu alanda ne kadar zaman geçirdiğine bakmak gerekmektedir. Gençlerin günün büyük bölümünü sosyal medyada geçirdiğini veriler bize sunmaktadır. Bu yüzden seçmen ağırlığının genç nüfuz olduğu bir ortamda, özellikle genç nüfusun kullandığı sosyal medyanın gücü tartışma kabul edilemez. Onun için bu seçim süreci sosyal medyanın imkânlarının sonuna kadar kullanıldığı ve sonuçları belirleyeceği bir seçim olacaktır.