Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir üniversite açılışında ilginç bir konuşma yaptı. Fikri olarak 18 yıldır iktidarda olamadıklarını beyan eden Erdoğan, satır başlarıyla şunları söyledi: “Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor. En haklı olduğumuz konularda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. Bunun için de fikri iktidarımızı da hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim. Tek vazgeçilmezimiz inancımızın naslarıdır. Onun dışındaki her şeyi yeniden yorumlamak, üretmek mümkündür. Fikri iktidarımızı kökü ve ruhu itibariyle bize ait olmayan bir medeniyete kaptırmamızın nedeni, bu sapkın akımların önlerinin bilinçli şekilde açılmasıdır. Amorf bir nesil yetiştirme gayreti ülkemize oldukça pahalıya mal olmuştur. Yapmamız gereken kendi medeniyet birimimize uygun nesiller yetiştirmektir. Özellikle medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır. Evlatlarımızın zihinleri Batı’nın popüler kültür ve sapkın hezeyanlarıyla doldurulmuştur. Bu değişim sıradan bir müfredat tadilatından ziyade topyekûn eğitim-öğretim reformu gerektirir. Tek ihtiyacımız olan değerlerini iyi bilen, kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmektir.”
Popüler kültürün esaretinden, kirli reyting ticaretinden beslenen kirli medya anlayışı zehirli sarmaşık gibi kuşattığı genç neslimizi, ailemizi, kültürümüzü, ahlak ve maneviyatımızı heder etmiştir. Medeniyet değerlerimizden beslenmeyen, ahlak ve kültür iklimimizden uzak bir anlayışla biçimlenen dizilerle, programlarla zihinlerimiz kirlenmiş, değerlerimiz, kültürümüz, aile yapımız erozyona uğratılmıştır. Ahlaksızlığın başat aktör olarak kullanıldığı bu yapımlarla insanımızın maneviyat algılarıyla oynanmıştır. Gündüz kuşaklarında mahremiyetin sınırlarını zorlayan konular, ahlaksızlığın beyanı itiraflar, reyting devşirilen çirkinlikler olarak karşımıza çıkmıştır. İzlerken yüzümüzü kızartan, mide bozan çirkeflikte sınır tanımayan konular bu programların reyting deposu olarak kullanılmaktadır.
Senaryo kılıfıyla yedirilen dizilerde ise aldatmalar, Dallasvari ilişkiler, Batılı yaşam tarzının tüm unsurları kirli bir hançer gibi aile yapımıza saplanmıştır. Geçtiğimiz dönemde gazetemizin ısrarla gündeme getirip ekranlardan kaldırılmasını sağladığı Gel Dese Aşk dizisi bu kategorideydi. Bugünlerde ondan daha beteri Kanal D ekranlarında yayınlanıyor… İsmiyle müsemma dizi: Sadakatsiz… Kirli ilişkiler sarmalı, aldatma üzerine kurgulanan senaryo, aile yapımızı, ahlakımızı, maneviyatımızı hedef alan bir zihniyet ürünü. “Kutsalımız izdivacı” reyting panayırına dönüştüren kanallara RTÜK el koymuş, bu rezil yapımlar ekranlardan kaldırılmıştı. Kötülülükten beslenen, maraz meraklardan reyting devşiren gündüz kuşağı yapımlarına da el konulması gerekmiyor mu? Aile yapımıza, ahlakımıza, maneviyatımıza dinamitler koyan, mahremiyet kurcalayan gündüz kuşağını bir ahtapot gibi kuşatan yapımları acaba RTÜK’ten birileri izlemiyor mu? Cumhurbaşkanı’nın danışmanları izlemiyor mu? Yüzümüzü kızartan konuları çekiştirerek prim yapmaya çalışanlara, rezilliklerden beslenen bu yapımlara neden ayar verilemiyor? 18 yıldır eğitim-öğretim sistemini rayına oturtamayanlar, medyanın kirli yüzünü üzerimize boca etmesine neden sadece nutuk atarak işin içinden sıyrılmaya çalışır? Kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmek gerekiyor! Aslında şikâyet ettikleri bu iklimden afyonlanmış kitleler oluşturan, algılarımızı yönlendirenler, beslendikleri bu vasattan iktidarlarını tahkim etmiyorlar mı? İtaatle, biatle her şeyi kabullenen kitleler oluşturanlar, anlattıkları masallarla siyaseti, toplumu dizayn edenler, derinlikli eğitim reformlarıyla “bilen, hesap soran, hak arayan, sorgulayan, demokrasi ve medeniyet bilincine sahip” bir nesil yetişmesini isterler mi? Ben umutsuzum!