Akepe iktidarı, Türkiye ye yeni şoklar yaşatıyor. Kimi şoklar vardır ki, insanı kendine getirir, bir yola ve düzene girilir. Kimi şoklar vardır ki insanı komaya sokar. Ne yazık ki Akepe ile birlikte yaşanan bu süreçteki şoklar, insanları uyuşturan, bilinç kırılmasına neden olan ve yenilgiyi peşinen kabul eden bir özellikte. Tuhaflıkların, açmazların, çelişkilerin iç içe yaşandığı bir süreç. Asıl şaşkınlık Akepe ye oy veren inançlı insanların, oylarından ötürü vicdanen ne denli huzurlu oldukları. Dünya imparatorluğu kurmayı hedef seçen Siyonizmin suyunda, yolunda olanları ne denli benimsedikleri. Sonuçlardan bakılırsa Siyonist Yahudilerin ne kadar masum ve mazlum oldukları sanılacak. Nobel Barış ödüllü Şimon Peres Türkiye Büyük Millet Meclisi nde barış demeçleri verirken de terörist yüzünü saklamaktan kaçınmıyor. Uysallaştırılmış ve bağımlı hale getirilmiş bir Abbas kuklasıyla el ele tutuşmanın masumluğu sunuluyor. Bu, dünya barışı adına bir tablo olarak gösteriliyor. Bunu Türkiye yapıyor! Türkiye Cumhuriyeti nin Cumhurbaşkanı ise Filistin halkının ve Kudüs kültürünün ıtlafı ve imhasını görmezlikten gelerek "İsrail in terörizmden olan mağduriyetini" dile getiriyor. Ruhani liderinin geçmiş zamandaki bir demecinin aynını oluşturuyor bu tutum. Mazlum Yahudilerin evlerinin balkonlarında rahatlıkla bir çay içmemelerinin yakınmasının aynısıdır bu da.

Ne günlere kaldık.

Peres in geçmişini bilmesek, bugünkü yüzüyle onun masumiyetine bizler de kanacağız. Genç kuşaklar, elbette ki Peres in kim olduğunu ne olduğunu bilmeyebilirler. Ne yazık ki, kan üzerine inşa olunmuş olan İsrail Devleti, bugün de varlığını kandan beslenerek sürdürmektedir.

Evlerinden, topraklarından, yurtlarından edilmiş olan Filistin halkı terörist ilân ediliyor.

Bakın İpek Cem in Peres ile yaptığı söyleşide çok önemli bir vurgu yer almakta. "Belki dünyada barışın önündeki en büyük engel, Müslüman ülkeler bloğu. 1 milyar 200 milyon insan."1 Bu ifadelerde yer alan korkunç bir tehdit bulunmakta. Ve bu adam bunları söylerken üzerinden çok geçmeden kalkıp Türkiye ye geliyor, TBMM de barış adına konuşma yapıyor. Gene aynı Peres in bir başka konuşmasında Suriye imparatorluğunun ortadan kaldırılması gerektiğine dair önemli bir vurgusu bulunuyor. Yakın zamanda, Türkiye üzerinden Suriye deki tesislerin vurulması da bunun bir göstergesi. TBMM de yaptığı konuşmada, kendisiyle yapılan hemen bütün söyleşilerde ısrarla şu vurguyu öne çekmekte. Suriye yi imparatorlukla niteleyen Peres benzer bir yaklaşımla İran ı hedef almaktadır. Bunu da Türkiye üzerinden yapmakta.

"Irak taki Baas rejiminin yıkılması, Ortadoğu da İsrail e yönelik stratejik tehditlerden birini ortadan kaldırmıştı. Ancak İsrail açısından diğer stratejik tehdit, İran daki İslâm Cumhuriyeti giderek daha fazla tehlike arz ederek varlığını koruyor. İran ın halihazırda  geliştirmiş bulunduğu uzun menzilli Şihab Füzeleri bir yana, İsrail istihbaratı İran ın bir yıl içinde nükleer bomba üretebilecek noktaya gelebileceğini savunuyor (Amerikan istihbaratına göre bu süre üç ila beş yıl) Peres de hem İsrail in bekası hem de tüm Ortadoğu nun güvenlik ve istikrarı açısından en büyük tehlikenin İran daki rejim olduğunu düşünüyor."2

Şimon Peres in dünyasında İslâm dünyası bütünüyle bir tehdittir, bunu gizlemiyor. Ne yazık ki Dünya Müslümanlarının önderliğini yapmış bir milletin meclisinde yapıyor, yaptırtıyor.

Yazık, binlerce yazık.

Ey en radikaller, en Müslümanlar! Yastıklarınızda rahat uyuyun, çünkü siz iktidarsınız ve Siyonizm sizin ellerinizle bir milletin ve medeniyetin özüyle oynamaktadır.

1 http://www.global-leaders.tv/arsiv/simon_perez.asp

2 Erdal Güven, Radikal gazetesi, Şimon Peres ile röportajı, 11 Kasım 2007, s. 8.