Kovid-19’dan kurtuluyoruz derken birdenbire medyanın ana konularından biri haline geldi. Özellikle dünkü gazetelerde bir yandan bakanlığın yaptığı haftalık açıklama, öbür yandan uzmanların yaptıkları değerlendirmeler salgının yeniden ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekiyordu. Söz gelimi bir yandan, “Kovid-19’u hafife almayın” çağrısında bulunulurken aynı zamanda, “Sonbaharda yeni bir pikle karşı karşıya kalabileceğimiz” uyarısında bulunuluyordu. Bu arada yeni vakaların 4’te 3’ünün maskesiz olduğuna dikkat çekilirken, bir başka açıklamada, “Kapalı yerlerde maskeni tak, kendini koru” deniyordu. Tüm bu açıklamaların ağırlık noktasını, vakalarda Haziran’dan bu yana ciddi bir artışın olduğu oluşturuyor. Bu artışa dikkat çekilirken ister istemez alınacak tedbirler akla geliyor. Tedbirler konusunda uzmanların da tavsiyelerinin başında öncelikli olarak kapalı alanlarda maskenin takılması. Tüm bunlar uzmanların kişisel değerlendirmelerine dayanırken bakanlıktan vakalardaki artışın değerlendirmesini, bu artışa karşı ne gibi tedbirlerin alınabileceğine dair kararlar pek görülmüyordu. Böyle olunca olayların toplu değerlendirmesi yerine uzmanların kişisel görüşleri ön plana çıkıyordu. Böyle olunca da detaylarda da olsa farklılıklar oluyor ve ister istemez toplumda salgının yeni durumu ile ilgili farklı yaklaşımlar ortaya çıkıyordu.

Çünkü uzmanların kişisel değerlendirmeleri de sadece tahminlerden ibaret kalmayıp ölümlerin arttığı, varyantların akciğer üzerinde etkili olduğu gibi uyarılar söz konusu. Bayram öncesi şu günlerde salgının çocuklar arasında yaygınlık kazandığı, bunun sonucu olarak da, “Çocukların virüsü yaşlılara bulaştırma riskinden duyulan endişe dile getiriliyor. Özellikle son üç haftada vakalarda beş kat artış olduğu ifade ediliyor ki, vakalardaki artış bu hızla devam edecek olursa bayram sonrası vakalardaki artışın eski günlere benzer hale gelme endişesi söz konusu. Çünkü bir haberde, “Koronanın yeniden yükseliş trendine girdiği, hastalığın grip gibi göründüğünü vurgulayan uzmanlar, bayramla birlikte vakaların patlama yapacağını söyledi” deniyordu. Bu arada bir başka gazete haberinde ise şöyle deniyordu:

“Koronavirüste yazın sönümlenme beklenirken vakaların son haftalarda artışa geçmesi alarma neden oldu. Bilim insanları, bireysel önlemlere dikkat çekerek, kapalı mekânlarda maskeden vazgeçilmemesini önerdiler. Son verilere göre günlük vaka sayısı 8 bine ulaştı. 3 haftada vakalar 5 kat arttı.”

Tüm bu değerlendirmeler ister istemez insanımızda telaşa sebep olabilmekte. Geçmişte iki yıl yaşadığımız Kovid salgınında 90 bini aşkın insanımızın hayatını kaybettiği düşünüldüğünde yeni vakaların engellenmesi için gerek devlet olarak gerek ferdi planda alınması gereken tedbirlerin alınmasında yarar var. Bu konunun sadece insanların alacakları kişisel tedbirlere bırakılması yerine devlet olarak gerekli uygulanabilir tedbirlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü kişisel tercihlerde ister istemez farklılıklar ortaya çıkıyor. Bunu geçmiş dönemde yaşadık. Özellikle maske takmayı ve aşılanmayı özgürlük hakkının engellenmesi olarak görenlerin olduğu biliniyor. O zaman görünen o ki, kişisel tedbirlerin uygulanmasını insanların kendi kararları ile hayata geçirmeleri gerekiyor. Bu arada toplumda meselenin iç çekişmeye meydan vermemesine dikkat etmek gerekiyor. Çünkü salgının şakaya gelir bvir yanı olamaz. Bunun için öncelikli olarak Sağlık Bakanlığı olarak insanların tereddütlerini giderecek açıklamaların yapılmasında fayda var. Çünkü salgınla topyekûn mücadelede daha başarılı sonuçlar alınabilir.