1.Suçlular cezalandırılırken asla maksadı aşmamak
gerekir. Suçun ve suçluların ifşa edilmesi bile belli bir maksada yönelik
olmalıdır. Örneğin son zamanlarda İslami bazı gruplara karşı yürütülen mücadelelerin;
İslam a ve Müslümanlara zarar verecek niteliğe dönüşmesine müsaade edilmesi,
büyük bir vebaldir. Efendimizin SAV, münafıkları bile sırf Müslüman olarak
görülmelerinden dolayı cezalandırmaması manidardır. Son zamanlarda çeşitli
İslami olan ya da İslami görünümlü hareketlere karşı yapılan mücadelelerin;
İslam dininin ve Müslümanların onurunu zedelemesine, İslam ı ve Müslümanları
tüm insanların gözünde kötü göstermesine müsaade edilmemelidir. Ayrıca bu
mücadelenin, ilerleyen zamanlarda diğer Müslümanlara da bulaşıp bulaşmayacağına
dair elimizde bir garanti yoktur. Ayrıca bugün bu icraatları yapan İslamcılık
iddiasında olan kişilerin, bu makamlarında ebedi olmayacaklarını unutmamaları
da çok önemlidir.
2. Biz, devletin ve İslam ın sahibi değil hizmetkârıyız.
Kendilerini devletin veya İslam ın sahibi olarak görenler, bir süre sonra kendi
şahsi menfaatlerini devletin ve İslam ın menfaati olarak görmektedirler. Bunun
sonucu ise hüsrandır. Ayrıca kendi makamını muhafaza adına etrafından şüphe
etmenin sonu yoktur. Bu durum bir süre sonra paranoyaya dönüşmektedir. Bu
durumun tarih kitaplarında bolca örneği bulunmaktadır.
3. Karmaşa anında asla gerçek zalim ve hainler belli
olmazlar. Böyle karmaşa anları ve fitne zamanları, kötü niyetli kimselerin
kendilerini gizlemeleri için iyi bir fırsattır. Ayrıca dünyayı yönetme
iddiasında olanlar, bunu asla âşikare ve doğrudan yapmamaktadırlar. Bu yüzden,
zulüm ve ihanet adına cezalandırılanlar, asla gerçek failler değil; maşa
olanlar ya da bir ideal uğruna kandırılan mazlum cahil zavallı kimselerdir.
4. Zulüm, ihanet ve terörü önlemenin yolu; insanların
buna meyletmesini önlemekten geçmektedir. İnsanlar, maddi gerekçelerden ya da
manevi boşluktan dolayı bu tür art niyetli kişilerin maşası olmaktadırlar.
Devlet, insanların sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmemeli; bazı
cemaatlerin art niyetlerine alet olan insanların manevi bir arayış içinde
olduğunu, İslam ve cihat adına terör örgütlerine alet olan gençlerin bir ideal
uğruna mücadele etmek arzusunda olduklarını dikkate almalıdır. Devlet; halkına
maddi, manevi, siyasi ve ideolojik alanlarda da yol göstermeli, insanların bu
talep ve ihtiyaçlarını halkın ve devletin menfaatine kullanmalıdır.
5. Sulh veya anlaşma gibi siyasetin diğer gerekleri ve
yöntemleri ile elde edilebilecek olan menfaatleri, savaş ya da kavga yoluyla
elde etmek, siyasetin tabiatına aykırıdır. Bu yüzden meşhur kumandan ve devlet
adam Nurettin Zengî (Allah, kendisinden razı olsun ve kendisine rahmet etsin);
Ben, para ya da siyaset ya da sulh ile elde edeceğim hiçbir şey için asla
savaşmam. Zira israf haramdır ve israfın en büyüğü de can israfıdır
buyurmaktadır.
6. Devlet işlerinde, duygularla hareket edil/e/mez.
Burada aslolan maslahattır. Sevgiye dayalı olan aile idaresinde bile
hak-sorumluluk ve maslahat prensiplerine göre hareket etmek gerekirken;
toplumun tamamını ilgilendiren meselelerde kin, intikam, küskünlük gibi
saiklerle asla hareket edilemez.
Özetle ifade etmek gerekirse; siyasi mücadele, hakkın
hâkim kılınması ve ahalinin refah, huzur ve güvenliğe kavuşması içindir.
Makam, bir amaç ya da muhalifleri susturmak için bir araç
değil halka hizmet içindir.
NOT: Bu yazımızda özellikle Sn. Mehmet AKMAN ın Osmanlı
Devletinde Kardeş Katli adlı eseri ile İmâm Mâverdî nin el-Ahkâmu s-Sultâniye sinden
istifade edilmiştir.