Reklamı Kapat

Sen Alışverişe Avmye Gidersin Ama Cenazene Mahalle Esnafı Gelir

Yakın bir geçmişte mahalle esnafı diye bir kavram vardı toplumumuzda. Günlük ihtiyaçlarımızı hep onlardan karşılardık. Aynı zamanda mahallenin bekçileriydiler bir anlamda. Sabahın erken saatlerinde işyerlerini açar gecenin ilerleyen saatlerine kadar çalışırlardı.

Öyle kredi kartı, kredi gibi şeylere ihtiyaç duyulmazdı hiç. Evin küçük çocuğunun eline tutuşturulan ufacık bir kâğıt parçası evin tüm ihtiyacını karşılamaya yeterdi. Çocuk “Bakkal amca annem bunları istiyor. Babam sonra parasını verecekmiş” derdi sadece. Öyle kilo ile pek bir şey alınmazdı. Hep gramlıktı siparişleri annelerin. Üç-beş kişilik bir aile 250 gram peynir, zeytinle kahvaltısını yapar sofradan kalkılırdı. Bakkal amca kâğıdı okur; zeytin, peynir, yumurta, şeker, yağ… ne lazımsa tartar torbaya koyar tutuştururdu o minik ellere. Belki de bu yüzden belli bir nesil para nedir pek bilemedi. Çünkü para kullanılmazdı ki! Bakkal amcası hesabı yapar veresiye defterine yazar aybaşında evin babası gider borcunu öderdi. Hepsini ödeyemese bile mahalle bakkalında her zaman kredisi olurdu. Bakkal amca da bilirdi geçinmenin ne denli zor olduğunu. Herkes sadece ihtiyacı oranında alışveriş ederdi. Kimse ileride lazım olacak diye bir şey almazdı ki. Nasıl olsa lazım olduğunda elinin altında idi esnaf! Herkes ayağını yorganına göre uzatır gereksiz harcamadan kaçınırdı. Üstelik raflarda öyle aynı üründen birçok marka da yoktu. Bir bilemediniz iki farklı markanın ürünleri bulunurdu.

Sadece bakkal değil elbette; manav, kasap, kırtasiye, mefruşatçı… hepsinin veresiye defterleri vardı ve insanlar bankalara muhtaç olmadan gündelik yaşamlarına devam ederlerdi. Mahalle esnafı aynı zamanda yarendi o insanlar için. Akşam eve dönerken minik bir sohbet imkânı vardı onlarla. Sadece müşteri değildi insanlar esnaf için. Aynı zamanda komşu, arkadaşlardı. Bir sigara içimi soluklanırken karşılıklı dertleşilir, hasbihal edilirdi. Esnafın çayı hiç bitmezdi mesela. Gelene hemen çay ikram edilir, bir yandan çaylar yudumlanırken bir yandan da genel ve özel meseleler konuşulurdu. Dert babası idi mahallenin esnafı! O devrin bir nevi psikoloğuydular. Bir çay içimi sürede insanları dinler, sıkıntılarına kazandıkları tecrübe oranında yardımcı olmaya çalışırlardı. Geçim sıkıntısı hat safhada olanların boynu bükük hallerini bir bakışta anlar; gülümseyerek “önemli değil daha sonra verirsin. Kaçmıyorsun ya!” diyerek hem rencide etmeden yardımcı olur, hem de belki bir aile buhranının önüne geçmiş olurlardı. Komşularının sevincini, kederini bilir paylaşırlardı. Bereketi vardı o işlerin. Her esnaf bilirdi ki garibanı ne kadar kollarsa işleri de o oranda bereketlenecekti. Aza kanaat ederlerdi. Bir esnaf sıkıntıya düştüğünde komşuları elbirliği ile sorunun üstesinden gelmeye çalışırlardı. Kimsenin aklına bankaya gidip kredi almak gelmezdi. Borç alıp vermek suretiyle hem dayanışma sağlanmış hem de atıl vaziyette elde duran para ekonomiye kazandırılmış olurdu.

Zamanla marketler açıldı belli merkezlerde. İnsanlar toplu alışveriş etmeye başladılar buralardan. Giden poşetleri doldurur eli kolu dolu çıkardı marketlerden. Marketler zamanla süpermarkete dönüştü. Yetmedi AVM doldu her bir yanımız. Alışveriş mekânları büyüdükçe insanlar daha çok harcamaya başladılar. Lazım olanı değil olacakları da bir an önce alma telaşı sardı herkesi. Üstelik mekân büyüdükçe satılan malın fiyatı da o oranda yükseliyordu. Para yetişmeyince bu denli harcamaya bankalar imdada yetiştiler. Kredi kartı, kredi sağlayarak insanların daha çok alışveriş yapmalarını temin ettiler. Aybaşında esnafa gidip veresiye defterindeki hesabını kapatanlar şimdi bankalardan gelen ekstrelere bakıp bankaların yolunu tutar oldular. Her ay daha fazla battıklarının farkına varmadan parayı götürüp bankaya yatırıp kartla harcama çılgınlığına devam ediyorlar. Geçmişteki esnafın faizsiz, limitsiz kredisi şimdi bankaların insanı canından bezdiren haram faizlerine bulandı. Evlerimiz lüzumlu lüzumsuz eşyayla, kursaklarımız ateşle doldu.

Minik bir tebessüm

100 üzerinden 150

Jinekoloğun biri doktorluğu bırakıp araba tamircisi olmaya karar verir. Ustalık belgesi alabilmek için sınava girer. Sınavı 100 üzerinde 150 alarak başarı ile geçer.

Bunun üzerine soruşturma açılır. Müfettişler sınavı yapan hocayı sorguya çekerler:

- Bu iş nasıl oldu Diye sorarlar. Hoca:

- Valla, yağı değiştir dedim değiştirdi. Filtreyi değiştir dedim değiştirdi. Bujileri temizle dedim temizledi. Müfettiş:

- İyi de neden 100 üzerinden 150

- Bunların hepsini arabanın egzoz deliğinden yaptı da ondan.

İlgilisine Notlar:

• “Kanatları varmış kalbin, sevince uçar sevilmeyince göçermiş” Cahit Zarifoğlu

• “İstiyorsan Hakk’a varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin” Hz. Mevlana

• “Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme yol ol ki dağların üzerinden bile geçersin” Akşemsettin

• Amerika stratejik ortağımız, AB’ye mutlaka gireceğiz diye bir cümle kurduktan sonra bunu Latin alfabesiyle yazsan ne olur Arap alfabesiyle yazsan ne olur.

• Kurban bayramında hayvan kurban etmeye karşı çıkanlar yılbaşında hindilerin tarlada yetiştiğini zannediyor olabilirler.

• Martı gibi etçil bir kuşa simit yemeyi öğreten bir toplum imkân verilirse neler yapmaz ki!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler