Reklamı Kapat

Toprak, tarım ve pek çok şey nasıl öldürülür?-3

VE İLAÇ SEKTÖRÜ; ‘ÖLDÜRMEYİN AMA İYİLEŞTİRMEYİN!’

Ne diyorduk, neyi anlatıyorduk?

Onlarca yıldır Japonya’dan Meksika’ya (ve Türkiye de dâhil dünyanın dört bir tarafına) endüstriyel sistemin ya da dünyayı ve bütün insanlığı sömüren tekel Sermaye’nin tüm çiftçilere önerdiği tek şey; kimyasal gübre kullanmak!

Anlatmaya böyle başlamıştık…

Kaldığımız yerden musibeti anlatmaya ‘FARKLI’ bir şekilde devam edelim…

Dünyanın en büyük ilaç firmalarında görev almış olan Roland Diggelman çok acı bir itirafta bulundu ve dedi ki: “İlaç şirketleri için tedavi edilmiş her hasta kaybedilmiş bir müşteri demektir!” Çoğu ilaç firmasının felsefesi ‘Öldürmeyin ama sakın iyileştirmeyin’ şeklindedir! Kanser, şeker, tansiyon, kalp, kemik erimesi vs. vs. Bu hastalıklar şirketler için altın yumurtlayan tavuklardır. Çoğu ilaç şirketleri kansere tedavi aramıyor; insanları kanserli bir şekilde daha uzun süre yaşatıp ‘sömürmeyi’ hedefliyorlar. Dünyanın bunu bilmeye hakkı var diyor.

İlaç sektöründe çalışanların yaptığı bazı itirafları da göz önüne alarak bir değerlendirme yapalım. İlaç sektöründe tıbbi mümessil ve farmakoloji alanında çalışanların anlatımlarından derlenmiştir. Daha çok para kazanmak için neler neler yapılıyor ve olanlar da hep garibanlara oluyor. Prospektüslere bile girmeyen kalıcı yan etkileri olan ilaçlar insanlara nasıl satılıyor? Doktorlar kendi firmalarının ilaçlarını yazsınlar diye akıl almaz hediyeler! Dünyadaki iki sektör insanı öldürüyor; vahşi kapitalizmin ‘silah sanayii’ hemen öldürüyor, vahşi kapitalizmin ‘ilaç sanayii’ yavaş yavaş yani mümkün olduğu kadar geç öldürüyor!

Tansiyon ile başlayalım: Eskiden normal tansiyon yaşının önüne 1 sayısı koyup sağdan ikinci basamağa bir virgül eklenirdi, yani yaşınız 57 ise 15,7 sistolojik basınç yani büyük tansiyon sizin için normaldi. Bu durumda kalbin her atışı sırasında ölçülen en yüksek basınca “sistolojik basınç”, iki kalp atışı arasındaki en düşük basınca da “diyastolik basınç” adı verilirdi. Örneğin, doktorunuz tansiyonunuzu ölçtükten sonra, “120/70” demişse, “120” sistolik basıncı, “70” de diyastolik basıncı gösteriyordu. Bu eski holistik yaklaşımdaki, babacan, tıp psikolojisini insan ağırlıklı götüren hekimlerin zamanıydı. Sonra tansiyon “13/8 normaldir” sınırına çekildi 14/9 üstü ise ilaçla kontrol edilmesi gereken yüksek tansiyondu. Bugün ABD tansiyon üstü sınırını 12/7’ye çekti; oldu mu sana yüz milyonlarca tansiyon hastası...

Kolesterole de bakalım, mesela… En eski sınır 210-220 idi. Bu sınır önce 200’e çekildi. Sonra da 180’e çekildi. Oldu mu sana yüz milyonlarca kolesterol hastası daha...

Şekere (diyabete) bakalım: Eski açlık kan şekeri 110-120 sınırında ise ilaç yazılmazdı, bu da çekildi mi 100’e; al sana yüz milyonlarca şeker hastası piyasada dolaşıyor artık.

Şimdi bu tansiyon, şeker ve kolesterol ilaçları geri kalan ömrünüzde de kullanmanız gereken ilaçlardır. Kullandım geçti ilaçlar değil yani. Kutu fiyatları, eh işte, alınabilir gibi görünse de fark etmeden yılda düzinelerle kutu edebiliyor. Bu miktarları sürekli kullanan milyarlarca insan sayısıyla çarptığınızda, yüz milyarlarca dolarlık, belki trilyon dolarlık bir satış hacmi. Peki, bu ilaçları aşırı tedbir adına gereksiz kullanan milyonlarca 40 yaş üstü ve 40 yaş altı erkek hastaya neler oldu? Empotans yani Amerikancası ED (Erektil Disfonksiyon). Onlar diğer taraftan aynı firmaların arka kapılarından maliyetlerinin yüz katı fiyata satılan viagra, cialis gibi mucizelere abone oldular. Peki, onlara ne olmakta diye soracak olursanız, tablo daha da kararıyor… Yani bu zincirleme reaksiyon sayfalar boyu sürer gider, bunun sonu yok!

Kendileri bu ilaçların hiç birine dilini bile sürmez… Son derece konforlu villalarında dünyanın dört bir yanından ithal edilmiş en doğal yiyeceklerle beslenir… Bahçelerindeki ya da malikânelerinin kapalı havuzlarında yüzer, ata biner, en oksijeni bol ormanların içinde oturur ve ne tansiyonları, ne şekerleri, ne kolesterolleri yükselmez, ortalama 85-95 yaş aralığında da ömür yaşarlar… Ama sömürücü vahşi kapitalizmin pazarlamacısı olamaya devam ederler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 30 Ağustos 08:07


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?