Reklamı Kapat

Ayasofya açıldı; artık sorunları ‘çö-ze-lim’ mi?-4

Önceki yazımızın en sonunda ne dedik, önemine binaen tekrar hatırlayıp hatırlatalım:

“Bunun dışında, önceki yazılarımızda da hatırlattığımız üzere, Ayasofya -aynen geçmişte olduğu gibi- ‘İlim Merkezi’ olarak ihya edilmeli, ‘üçüncü binyıl medeniyetinin muhtaç olduğu ilimler’ bu ilim merkezinde tedris edilmeli, bunun kuralları ve programı ‘Ayasofya Mütevelli Heyeti’ tarafından belirlenmelidir...”

Ve bu derin görüşümüze şu derin ve köklü ÇÖZÜMÜ ilave edelim: Bütün mescitler, bütün camiler, aynen eskisi gibi açık medreseler yani herkese açık ilim merkezleri olsunlar. İsteyen istediği dersi versin. Sermayenin ilim tekeline son verilsin.

Biz genel olarak ne diyoruz? Ayasofya vesilesiyle artık sorunlarımızı ‘örnek’ olacak şekilde çözmeye başlayalım... Ülkemizdeki genel olarak ilim/eğitim durumu, özel olarak da İslâmî ilimler ve eğitim seviyesi malum; ‘öncelikle ilmî sorunlarımız çözülmeli’ ve bu çözümler ‘örnek’ olmalı… Çağımızın sorunlarını “çağın fıkhını yazacak” seviyede çözüme kavuşturmadıkça, havanda su dövercesine sonuçsuz değerlendirme ve tartışmalar sürmeye devam edecek… Evet… Çağımızın fıkhını önce yazmak, sonra uygulamak… Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın önderliğinde yarım yüzyıldır “Millî Görüş, Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen, Adil Dünya Düzeni, Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” kavramları ile açıkladığımız seviyede çözmek...

***

Bugün de kimi gazetelerde tek tük, kimi gazetelerde de neredeyse yazarların tamamı “Ayasofya” ve/veya “İstanbul Sözleşmesi” demişler ama derde deva sadra şifa ara ki bulasın!

Biz, artık bağımsız yazar olan Fehmi Koru’nun, son yıllarda ve son günlerde olanları hülasa eden “Türkiye ve iktidar 18 yılda neler yaşadı ve neler yaşattı? Biraz yakından bakalım mı?” başlıklı yazısının en sonunda yazdıklarını, güzel bir öz/özet niyetine okuyalım…

“Ayasofya ve ‘İstanbul Sözleşmesi’ nereden çıktı? / Böyle olunca, yani hesaplar tutmayıp beklenmeyen sıkıntılarla karşılaşınca, olumsuz gelişmeleri gözlerden saklama ihtiyacı içeride patlayan tartışmaları ve bazı icraatları da tetikliyor. / Fazla uzak olmayan bir tarihte “Önce Sultan Ahmet Camii’ni cemaatle doldurun da sonra Ayasofya’ya sıra gelsin” ve “Böyle bir gelişme Batı ülkelerindeki camilerin varlığını tehdit edebilir, ben böyle bir tuzağa düşer miyim?” görüşleri ifade edilmişken, birdenbire Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması nereden çıktı sanıyorsunuz? / Ya da, 2011 yılında bugünkü iktidarın öncülüğü üstlenmesi sayesinde imzaya ilk orada açıldığı için ‘İstanbul Sözleşmesi’ adı verilmiş olan Avrupa Konseyi’nin bir girişimi şimdilerde kıyasıya tartışılıyor; tartışanlar iktidar partisinin uzağında olmayan isimler. / Dün, burada, ‘İstanbul Sözleşmesi’ etrafında kopan fırtınanın en önemli sebebinin, tartışanların iktidarın dikkatini üzerlerine çekme çabası olduğu görüşünü paylaşmıştım. / İktidar içinde ve yakınında yer alanlar bir güç mücadelesi veriyorlar ve bunun için sözleşmeyi vesile olarak kullanıyorlar. / Tartışanlara biraz yakından bakıldığında bunu hissediyorsunuz. / İzlenen dış politika ve onun ekonomi başta olmak üzere iç politikaya olumsuz etkilerinin de tartışmayla ilgisi bulunuyor. / Hükümetin dışa dönük hamlelerini başından itibaren şartsız desteklemiş halen de destekler görünen kişi ve kesimler, gelinen noktada karşılaşılan sorunların farkına vardılar; ancak bunu anlaşılır sebeplerle açıkça ifade edemiyorlar. / Bunu yapmak yerine, ‘İstanbul Sözleşmesi’ üzerinden muhalif bir dil geliştirme çabasına giriyorlar. / Hele bir de bu konuda başarılı olurlar ve ‘İstanbul Sözleşmesi’ onların itirazları üzerine tek taraflı olarak ülkemiz tarafından iptal edilirse, güç gösterisinin yararını görmeleri itirazcıların itiraz edecekleri yeni konular bulmalarını kolaylaştıracaktır. / Ekonomik sıkıntıları ve dışarıda yaşanan olumsuzlukları görmeleri de belki o zaman mümkün olabilecek.”

Genel girizgâhımızdaki iki satırı tekrar hatırlatmamız gerekiyor…

-Evet, hayırlısıyla Ayasofya da açıldı; artık bütün sorunları çözmeye yönelelim…

-Sorunları; ‘dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî bütün sorunları’ çözmeye yönelelim…

‘ADİL bir sistem/düzen’ kuruluncaya kadar UYARILARIMIZ devam edecek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?