Reklamı Kapat

Kanayan Yaramız: Doğu Türkistan

 1948 yılında kurulan Siyonist İsrail devletinin işgali altındaki Filistin gibi, dinsiz Çin de 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da 30 milyondan fazla Müslüman Türk yaşamaktadır. Uygur, Kazak, Özbek, Kırgız ve Tatar gibi Türk boylarından oluşan Doğu Türkistan halkı yıllardır asimilasyona tabi tutulmaktadır.

Bu bölgeye planlı olarak Çinliler yerleştirilerek bir taraftan demografik yapı değiştirilmekte, diğer yandan Müslüman kadınlar Çinli erkeklerle evlendirilerek dinsiz bir toplum oluşturulmaya çalışılmaktadır (zira Çin’deki en büyük din “dinsizlik”tir).

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da dini baskılar da had safhadadır. İslâm dinini yaşamak isteyen kardeşlerimize din özgürlüğü verilmediği gibi halkın camiye gitmesi, oruç tutması, dini bayramları kutlaması yasaklanmakta, ibadet yapanlar her türlü kötü muameleye tabi tutulmaktadır. Buradaki 30 bine yakın cami, asker deposu veya ahıra çevrilmiştir.

Çin, Doğu Türkistan’ın bereketli topraklarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürmektedir. Çin’in nükleer merkezlerinden en büyüğü, Doğu Türkistan’ın Taklamakan Çölü’ndeki Lop-Nor Gölü yakınlarında bulunmaktadır.

En önemlisi de her türlü insan hakları ihlalleri yaşanmakta, insanlar yargısız infaz edilmekte, Çinli sokak çeteleri Müslüman Türklere her türlü işkence ve zulmü yapmakta; kolluk kuvvetleri Çinli olduğu için buna müsamaha göstermektedir. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da baskılardan dolayı zulüm ve katliamlar dünya kamuoyundan gizlenmektedir. Açığa çıkanlar, buradaki zulmün milyonda biri bile değildir.

Yıllar önce buradaki zulümden Suudi Arabistan’a kaçan ve sonra Türkiye’ye gelen Müslüman Uygur Türkleriyle konuşma fırsatımız olmuş, o günlerde bile ne tür zalimliklerin yaşandığını dinlemiştik. Rahmetli Ali Nar Hocamız Çin zulmünden kaçan gençlere yardım etmeye çalışırdı. Birçoğuyla Suudi Arabistan’da tanışmış, Türkiye’ye gelmeleri için elinden gelen gayreti göstermişti.

Doğu Türkistan konusunda toplumumuzun hassasiyetinin her geçen gün arttığını görmek memnuniyet verici ancak bu yeterli değildir. Cuma akşamı AGD ve İHH’nın öncülüğünde yüzlerce STK’nın desteğiyle on binler Fatih Camii’nden Beyazıd Meydanı’na yürüdü. Millî Gazete “Doğu Türkistan için tek yürek” manşetini atarken, yandaş ve muhalif medyadan hiçbiri Doğu Türkistan yürüyüşüne duyarlılık göstermedi. Sadece Millî Gazete değil, Saadet Partisi lideri Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu da haftalık basın toplantısında Doğu Türkistan’daki Çin’in acımasız politikalarını eleştirdi ve karşı tavır sergilenmesi gerektiğini belirtti. Karamollaoğlu'nun, İslam ülkelerinin ve Müslümanların Çin mallarına karşı ciddi boykot uygulaması ve Çin’in İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyet edilip yargılanması gerektiğini söylemesi önemliydi.

Siyasetçilerin ve basının ekseriyetinin Doğu Türkistan’a kayıtsızlığına rağmen son zamanlarda Doğu Türkistan konusunda faydalı kitaplar da yayınlanmaktadır. Bunlardan birisi Rumuz Yayınları tarafından yayınlanan “100 Soruda Doğu Türkistan-Doç. Dr. Ömer Kul” kitabı. Bu ve bunun gibi eserler artmalı, insanlar buradaki zulümden haberdar edilmelidir. Bu konuda ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenlenmeli, dünya kamuoyunun dikkati buraya çekilmeli; iktidar, Birleşmiş Milletler'i ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı harekete geçirmelidir.

Bizim bu temennilerimizin aksine, TBMM’de İYİ Parti’nin “Doğu Türkistan’daki Çin zulmüne karşı Meclis araştırması açılması” önerisi CHP, Saadet Partisi, BBP ve HDP’nin evet oylarına rağmen AK Parti ret ve MHP’nin çekimser kalmasıyla reddedilmiş, buna en çok sevinen de hiç şüphesiz Doğu Perinçek olmuştur.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?