Çabalarımız ve örnek alınası bir başarı hikâyesi

Bir tarafta yarım yüzyıllık bir mazi…  Diğer tarafta yeni çalışmalar, yeni çabalar… Bir tarafta bu çalışma ve çabaların sürdürülmesi… Diğer tarafta bütün bu çaba ve çalışmaların duyurulması…

Günlük ve haftalık çalışmaları sürdürmek ise farklı bir sabır ve sebatı gerektiriyor…

İşte, tam da bugün, bu yazının yazıldığı bu rutin çalışma gününde, bir dinlenme anını faydalı bir okumayla geçirmeye gayret ederken, ilaç gibi bir BAŞARI HİKÂYESİ denk geldi.

Yaşanmış başarı hikâyenin bizim çalışmalara teşvik edici örnekliği yanında, yeri de benim için ilgi çekici. Yer Yozgat’ın bir köyü yani Anadolu’nun tam ortası ve ülkemizin en verimsiz topraklarında. Böyle bir yörede ve bölgede bu başarı hikâyesi olabiliyorsa, başka yerlerde daha da kolay gerçekleştirilebilir. Yozgat (Boğazlıyan), bizim 1957 yılında Kosova’dan (o zamanki Yugoslavya’dan) Türkiye’ye hicret ettiğimizde, ilk yerleştiğimiz yöre. Büyük amcamız Cemal Amca, yüz yıl önce buralara yerleşmiş, biz de önce oraya gittik…

Bu detayı yazmamın sebebi var. Yöreyi iyi biliyorum ve söz konusu BAŞARI HİKÂYESİ işte bu yörede geçiyor. Evet, buralarda olabiliyorsa, başka yerlerde neden olmasın.

Yaşanmış başarı hikâyesini, bu işin en iyi ustalarından Mustafa Kutlu, bugünkü köşe yazısında (10.10.2018, Yeni Şafak) anlatıyor…

Yazarın yazısı şöyle başlıyor: “Göz alabildiğine uzayıp giden meyve bahçeleri. Elma, kiraz, armut, şeftali ve diğerleri. Bu manzara ağaçlar çiçeğe durduğunda ayrı bir güzellik, meyveler kızardığında ayrı, hasat zamanı ayrı bir güzellik taşır. / Rızkını tarımdan kazananın, toprağa sevdalı olanın payına düşen bir güzellik. Ötesini sanayiciler düşünsün...”

Yazar bu bahçeleri ulusal bir TV kanalımızda görmüş ve hayran olmuş. Derhal o kanalın müdürünü aramış, “bu güzellik nasıl oluşmuş, kimler becermiş bunca toprağı tek tarla haline getirmeyi, nerede bu köy, nerede bu insanlar, alınlarından öpeceğim onları” diyerek bilgi istemiş. Kendisine gerekli bilgiler gönderilmiş. “Bu köy Yozgat’ın Kadışehri ilçesinin Kabalı Köyü. / Yozgat bozkırın ortasında. Köylüler kuru tarım yapıyormuş. Bilirim bire beş verir, ekeni doyurmaz, köyler boşalır böyle bir yer. Ancak bir proje yapılmış, sabırla uygulanmış. 2009 yılında sıfırdan başlayan projenin 2013’te verimi alınmış, ihracat başlamış.”

Bu işin mimarları şunları anlatmış: “Öncelikle projenin adı; Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi. 2009 yılında dönemin İlçe Kaymakamı İsmail Şanlı ve İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Osman Günaydın tarafından yapılan Kadışehri İlçesi SWOT (sürecin güçlü ve zayıf yönlerinin detaylı araştırılması) analizleri neticesinde, ölçek büyüklüğünün ekonomik faydaları ve tarımda entegreleşmeyle teknolojinin kullanımını esas alarak yapılan toplantılar sonucu fikir olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra uygulaması gerçekleştirilen proje sahasında mevcut moto-pomp sisteminin oluşu, önceden yapılmış olan demonstrasyon meyve bahçelerinin varlığı, çiftçilerin bir araya gelebilme yeteneği (sulama kooperatifi varlığı), köy muhtarının ve önder çiftçilerin projeye olumlu yaklaşımları, yapılan toprak analizleri ve iklimsel verilerin projeye uygunluğu, yeterli teknik personel ve ziraat fakülteleriyle iletişim halinde bulunma, yerel siyasi aktörlerin projeyi sahiplenmeleri güçlü yönler olarak projenin başlatılmasındaki en önemli etkenlerdir. Arazi sahipleri proje öncesi kuru tarım arazilerinde hububat tarımı yapmaktaydı ve bir yıl nadas bir yıl ekim uygulaması yapılıyordu. Getirisi çok düşük olan bu sistem hem teknik personelce hem de yapılan toplantılarla arazi sahiplerine anlatıldı. Önder çiftçilerle büyük meyve bahçeleri gezilerek iyi uygulama örnekleri yerinde incelendi. Burada dönemin muhtarının da ikna yeteneğini göz ardı etmemek gerekir.” (Bu meseleleri bizim gibi dert edinenler yazının tamamını okumalı. RNE) 

Bizler de, bir taraftan yarım yüzyıllık çalışmalarımızı, ‘yeni ortaklık ve kooperatifleşme çalışmaları’ ile taçlandırmaya çabalıyor, diğer taraftan bunları duyurmaya çalışıyorken; Anadolu’nun en zor yörelerinden birinde yaşanan bu “başarı hikâyesi” ilaç gibi geldi. Allah güzel ülkemizde böylesi nice başarı hikâyelerini bize de nasip eylesin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?