GEÇTİĞİMİZ hafta sonu Bölge Toplantıları vesilesiyle

Gaziantep teydik, ilginç manzaralarla karşılaştık.

Hemen az ötede Gaziantep in uzantısı sayılabilecek, eski

ilçesi Kilis e peş peşe roketler düşüyor, insanlar can pazarı yaşıyor, çaresizlik

içinde kıvranıyordu.

Düşen roketleri devletlû yetkililer öyle bir anlatıyor

ki, sanırsınız mahallede oyun oynayan çocukların topu, yan komşunun bahçesine

düşmüş. Abarttığımız sanılabilir, siz de duydunuz, Cumhurbaşkanı başdanışmanı

da yanlışlıkla düşmüş olabilir (!) dedi. Başbakan yardımcısı da benzer

açıklamalar yaptı. Zaten basına yansıyan da birkaç tane tesadüfen düşen

toplardan ibaretti.

İşin aslı öyle mi Hayır! Bölgede bulunan herkes bizzat

yaşayarak biliyor ki düşen roket sayısı resmi açıklamaların çok üstünde, sadece

Pazar günü 50 civarında roket düştü. Örnek olsun diye belirtelim; Kilis te

Suriyelilerin de yoğun olarak yaşadığı meskûn mahal, Karataş semti,  Kanuni Sultan Süleyman mahallesindeki Kefre

caddesine aynı gün 3 ayrı roket düştü, tahribatlar oluştu ve sonuncusunda

cenaze ve yaralanmalar oldu.

Bugün halk Kilis i tahliye edip çoğunlukla Gaziantep

merkeze veya başka bölgelere  gidiyor.

Kısaca şehrin boşaltılması açısından- Sur Vakası Kilis te yaşanıyor

diyebiliriz.

***

Biz olayın başka boyutuna dikkat çekmek istiyoruz.

İdareciler olaylara seyirci kalırken, halk neyle meşguldü derseniz Başlıktaki

üç maddeyle özetleyelim.

Birincisi futbol heyecanı yaşıyordu. Sabahın erken

saatlerinden itibaren akın akın insanlar Gaziantep Büyükşehir Belediye spor -

Adanaspor maçı için yaşlısı genci, kadını erkeği çılgınca yollara dökülmüş,

Antep sokakları Adanaspor taraftarlarıyla doluydu. Neymiş Adanaspor yenerse

şampiyon olacakmış. Umudun adı Adana!

Sokaklarda tepişen bu çılgınlıklarla birlikte, kaldıkları

kalabalık yerlere sığamadıkları için kendilerini sokağa atmış Suriyelilerin

mahzun bakışları dikkatimi çekti. Acaba ne oldu da bunlar bu kadar sevinç

içerisinde diye şaşkın bakışlarla sorguluyorlardı.

Bir yandan da televizyonlarda Fenerbahçe-Trabzonspor

maçında taraftarın sahaya girip hakem dövmesi, Ankara da Ankaragücü - Amedspor

maçında rakip takım yöneticilerine linç girişimi heyecanla alkışlanıyordu.

Gaziantep te bir başka ilginç durum da Cumartesi günü

Başbakan Sn. Davutoğlu ile Almanya Başbakanı Merkel in şehre gelişleri oldu.

Zannedersiniz ki şehre büyük yatırım yapmaya, güzel işler yapmaya gelmişler!

Yollar, bayraklar ve pankartlarla süslenmiş,  afiş, raket ve billboardlarda Merkel in

fotoğrafları ve Yaşa Şansölye! -Bu da bizden olsun- Mücahit Merkel (!)

sloganları...

En fazla mülteciyi barından ülkeye hoş geldiniz gibi

anlamsız cümleler etrafı sarmıştı. Buna kimin sebebiyet verip kışkırtıcılık

yaptığı gibi arka planda çok soru barındıran bu cümleyle aslında Avrupa nın

Toplama kampına hoş geldiniz (!) demek istiyorlardı. 

Merkel, buraya çözüm için değil, sırtımızı sıvazlayıp

Bir 50 lik daha atalım da bunların hepsiyle siz ilgilenin demeye geldi.

İkincisi 23 Nisan Resmi Törenlerinde Sayın

Cumhurbaşkanının, ana muhalefet liderinin elini sıkmaması ve yine

Cumhurbaşkanı nın Adana programında, MHP li Büyükşehir Belediye Başkanına

protokolde yer verilmemesi / istiskale uğraması büyük bir zafer (!) olarak

taraftarlarınca alkışlanıyordu.

Üçüncü olarak günlerden Pazar, televizyonlarda onlarca

kültürümüzü ve inancımızı tahrip eden ahlaksız dizi ve filmlerin yanı sıra

Survivor kepazeliğini seyretmeye toplanan milyonları söylemeye gerek yok

sanırım.

Anlaşılan toplumda dejenerasyon üç noktada ön plana

çıkmış.  Maç severler, siyaset psikopatları

ve dizi kolikler...

Maç kolikler çılgınca, top uğruna her şeyini feda ediyor,

bu uğurda adam dövüyor, dövmek ne kelime öldürüyor.

Siyaset psikopatları, dünyada yaşanan dramlar umurlarında

değil; futbol takımı tutar gibi reis ne dedi ne yaptı nereye gitti derdindeler.

Tek işleri moda deyimle trollük ve yanlışlara macun çekmek. 

Dizi kolikler ise aile ve ahlak mefhumunu kaybetmiş,

başka gezegenlerde yaşayan canlılar. Hayat onlar için televizyon ekranlarından

ibaret. Gaziantep ten aktaracağım son husus da, Nuri Mehmet Paşa Camii

türbesinde bulunan, 105 yaşında vefat eden son dönem âlimlerinden Mehmet Emin

Er Hoca Efendi nin mezar taşında yazılı dikkat çekici şu cümle: Sakın ola ki

benim gibi bir faniye aldanmayın, işte bakın öldük. Kurtulmak istiyorsan, Hz.

Muhammed  (a.s) Efendimizin yoluna uy.

Sakın ola herhangi bir faniye aldanma!

Hepimize ibret olması dileğiyle...